Gazeteciler Zor Koşullarda Görev Yapıyor

10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısı ile kaleme aldığı makalesinde mesleğin zorluklarını anlatan Gazeteci Şükrü Dolaş, birçok arkadaşımız zor koşullarda görev yapıyor.” Diyerek mesleğin zorluğunu hatırlattı.

Gazeteciler Zor Koşullarda Görev Yapıyor

Dünyanın en kutsal ve en zor meslekleri arasında gösterilen Gazetecilik mesleğini yürüten basın mensupları meslek hayatı boyunca birçok zorlukla, olumlu ve olumsuz hadiselerle karşılaşıyor. Bu zorlukların yanı sıra gazetecilerin bir nebzede olsa o zorluğun stresini atması amacı ile 10 Ocak tüm dünyada Çalışan Gazeteciler Günü olarak kutlanmaktadır. Şanlıurfa’da uzun yıllardır gazetecilik mesleğini yürüten ve bu alanda oldukça tecrübeli olan Şükrü Dolaş, bu günün anlam ve öneminden dolayı yazdığı makale ile işin zorluğunu, maddi ve manevi koşullarını yanı sıra meslek hayatı boyunca yaşadığı olayları ele aldı.

Makalesinde birçok meslek dalı gibi gazeteciliğinde birçok zor yanlarının olduğunu ve bu zor şartların yanında “Ülkemizde gazetecilik ve basınla ilgili çağdaş bir düzenleme olmadığı için, birçok yasal karışıklık çemberinde mesleğini icra eden birçok arkadaşımız zor koşullarda görev yapıyor” diyerek mesleğin bilinmeyen birçok yanını gün yüzüne çıkardı.  

Gazeteci Şükrü Dolaş’ın kaleminden dökülen makale;

‘Gazetecilik sevgiyle sürdürülen meslekler arasında’

“Bugün içimde tuhaf bir sıkıntı var, bu sıkıntı kişisel sorunlardan çok ülke sorunu ve mesleğimle ilgili daha doğrusu gazetecilik kimliğiyle ilgili sıkıntılardır. Her mesleğin elbet kendisine özgü zorlukları vardır. Madenciler her gün Azrail'in nefeslerini enselerinde his ederek, binlerce metre derinliklerde kara elması bir lokma ekmeğe dönüştürmenin çabasındadırlar, zira tersane işçileri de Azrail'e en yakın duran meslek grupları içinde değerlendirebilir. Tersane işçileri kadar gazetecilik mesleği gelişmemiş veya az gelişmiş özellikle yalanın, talanın hâkim olduğu ülkelerde gazetecilik mesleği hem Azrail'e çalım atmak hem de sonrasında ayağın mahpushane avlusuna yakın meslekler duruma getirilmiş. (tabi bazı gazeteciler için) Bazı meslekler sadece bir lokma ekmek uğruna sürdürülmüyor, sevgiyle sürdürülen meslekler sevgilinin de adı oluverdiği için ekmek ve sevda karışımı bir meslek haline gelip zevkle yapılan mesleklerdir.”

‘Arkadaşlarımız zor koşullarda görevini icra ediyor’

“Gazetecilikte bu mesleklerden biridir. Ülkemizde gazetecilik ve basınla ilgili çağdaş bir düzenleme olmadığı için, birçok yasal karışıklık çemberinde mesleğini icra eden birçok arkadaşımız zor koşullarda görev yapıyor. Özellikle yerel basın yani gazeteler ve bu gazetelerde çalışan gazeteciler her gün güç kaybetmekte, resmi ilan pastasından bir dilim almak adına mesleğinden ve yayın politikalarından ödün vermek zorunda kalıyor. Yasal düzenleme olmadığı için teknolojiden faydalanıp ya kopyala yapıştır sistemiyle, kurumların gönderdiği reklâm haberlerle yâda haber ajanslarına ödedikleri abone bedeliyle kendi dünyaları içinde kalıp sahaya çıkmayan, sahaya çıkıp işin tehlikesini bire bir yaşayıp emek sarf eden çalışan gazetecilerin emeğiyle alın teriyle kendilerine gazetecilik kimliğini yakıştıranlar, yâda kalabalık bölgelerde ayda yılda makineleriyle poz verenlerin aynı kategoride değerlendirilmemesi gerektiğine inanıyorum.”

‘Bol bol ucuz iş gücü var’

“Yasal düzenleme yok, can güvenliği yok, bol bol ucuz iş gücü var. Gazetecilikle alakası olmayan, yaşamında bir haber yazmayan, bir kare fotoğraf çekemeyenlerde yerel bir gazeteden sigortası yatırıldığı için, günlerce Suriye'de rehin kalan, her an Azrail'in ıslık sesiyle nefesinin kesileceğine inanan Bünyamin Aygün ile aynı isimle anılmaları, mesleği uğrunda yaşamını yitirip özgürlüğü zincirlenen gazetecilerle aynı kimliği taşımaları acıdır. İleri demokrasilerde bu mesleğin unvanını veren Türkiye'de olduğu gibi devletin basın yayın kurumları değil o mesleğin sivil toplum örgütleridir. Her işte olduğu gibi eller Ay'a, Türk basını halen yaya… Tüm bu olumsuzluklara ve yasalara rağmen mesleğini sürdürmeye çalışan, yeri geldiğinde hırpalanan, gazlanan, coplanan, el altında kelepçe gösterilip, küçük bir çocuğu korkuturcasına korkutulmaya çalışılan, kısacası mesleğinde ilerlemeye çalışan tüm gazetecilere her kesimin saygı duyması gerekir. Çünkü gün gelecek doktorluk mesleği gibi gazetecilerde sesinize ses vermek adına sizlere lazım olur diye düşünüyorum.”

‘Gazetecilik dünyanın en güzel işi olsa gerek’

“Dünyanın en güzel mesleği, insanları bilgilendirme mesleğidir. Bu mesleklerin başında ise gazetecilik gelir. Dünyanın en güzel işi olsa gerek tarihe not düşmek. Yazımın başında de belirttiğim gibi. Bu gün canım çok sıkkın, mesleğimizi sürdüren çok sayıda arkadaşım farklı haberlerle toplumun kafasında aşure kazanını kurup kirli bilgilerle kazanı karıştırmaya çalışmaları acı veriyor. Türkiye'de son dönemlerde yaşananların hangilerinin yalan, komplo hangilerine gerçek olduğuna sanırım bu haberlere imza atanlarda şaşırmış durumda. Birçok belge bilgi maalesef gazeteciler tarafından araştırılıp bulunmuyor, her gurup haber metinleri, görselleriyle birlikte haber masalarına taşıyor. Canım sıkkın çünkü olup bitenlerden gazetecilik mesleği de siyasetçiler kadar yara alıyor. Vatandaşın hali daha kötü kime inanacaklarına şaşırmış durumdalar. Gazetecilik zor olduğu kadar, sırat köprüsünden geçiş merasimine benzer. Doğruları, evet sadece doğruları insanlarla paylaşmak hem ekmek kavgası hem de insan olmanın gereğidir. Günümüzde hızla gelişen iletişim araçları sayesinde bir yerde çalışan ve oturan gazetecilerde aynı isimle anılır oldu. Bir haberin ayaklarını oluşturmak adına gazetecinin ayağından kara sular akarken günümüzde Google amca olarak ince ayarı ile kopyala, yapıştır iletişim devri almış başını gidiyor. Allah sonumuzu hayır eyleye. Tüm zorluklara rağmen haber peşinden koşup halkı bilgilendiren çektiği fotoğraf, görüntü ve yazılarla tarihe gerçek tanıklık yapanlara selam olsun. Nice 10 Ocaklara.”

HABER: AYHAN KESİCİ

URFANATİK

Güncelleme Tarihi: 12 Ocak 2019, 12:55
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER