Yıllar Sonra Doğduğu Topraklara Döndü

Urfanatik.com haber sitesi yazarı Arzu Kılıç yıllar sonra doğduğu topraklara dönen Halkına hizmet vermek isteyen projeleriyle Urfa’ya katkı sunmak isteyen Doktor Yonca Ayas keyifli bir röportaj gerçekleştirdi.

Yıllar Sonra Doğduğu Topraklara Döndü

Urfanatik Gazetemiz yazarlarından Arzu Kılıç, röportaj serilerine devam ediyor. Her hafta farklı bir kişi ie röportaj yapan Arzu Kılı, bu hafta yıllar sonra doğduğu topraklara dönen ve buradaki insanlara hizmet etmek isteyen Doktor Yonca Ayas ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdi.

İşte o güzel ve keyifli röportaj…

YAZARIMIZ ARZU KILIÇ SORDU DOKTOR YONCA AYAS CEVAPLADI

Sevgili okurlar; Gazetecilik ve yazarlık bir birinden farklı alanlar olarak görülse de bir elin parmakları

Misali yan yanadır. Bu güne kadar yazdığım makalelerde önceliğim kadın hakları ve demokrasi üzerine yazılar oldu. Peygamberler şehri olarak bilinen, tarihi insanlık tarihiyle eşdeğer olan Şanlıurfa’mızın gelişmesi için mücadele vermek her Urfalının temel görevi olmalıdır. Biz inanıyoruz ki; Urfa’mızın gelişmesi için öncelikle Urfalı kadınlarının çabası çok önemlidir. Urfalı kadınların anaların, bacıların Urfa’nın tarihi dokusuna, kültürüne, sosyal yaşamına kısacası hayatın her alanına dokunmalı, Urfalı çocukları aydınlık dolu yarınlara taşımasında Urfalı bilim kadınlarının sorumluluk üstlenerek projelerle yaşama katkı sağlamaları gerektiği inancındayım.

Bilindiği gibi, uzun bir zamandan beridir urfanatik.com gazete ve internet haber sitesinde Urfa’ma katkı sağlamak amacıyla yazılar yazıyorum. Bu gün ilk kez gazeteciliğe el atarak Urfa’m için bir röportaja imza atmak istiyorum. Yazımın başında da belirttiğim gibi, Urfalı anaların Urfa’nın kaderi üzerinde artık söz söyleme vakti gelmiştir. Eğitimini, kariyerini metropol bölgelerde yapan yazarlık ve şairlik, yanını kendisi gibi yazar ve şair olan annesi Türkan Ayas’tan alan Urfa Siverek doğumlu Doktor Yonca Ayas’ı konuk ettik. Çocuklar ve kadınların daha iyi bir yaşam sürebilmeleri için yıllar sonra Urfa’ya gelen ve Balıklıgöl Devlet Hastanesinde göreve başlayan Yonca Ayas’ın Urfa aşkı ne zaman başladı? Urfa’ya hangi projeleri kazandırıp neler yapmak istediğini bu röportajımızda okurlarımıza aktaracağız ve Yonca Ayas’ı yakından tanıyacağız. urfanatik.com haber sitesi ve kendi adıma bize zamanını ayıran değerli Doktor Yonca Ayas’a bir kez daha teşekkür ederim.

Hocam öncelikle bize zaman ayırdığınız için teşekkür ederim. Röportajlarda klasik hale gelen bir soruyla başlayalım. Doktor Yonca Ayas kimdir?

Sevgili Arzu Kılıç, Urfanatik ile bu sohbet çok onur verici ama bunu özellikle sizinle gerçekleştirmek ayrı bir keyif. Kadınlar için Urfa için emeklerinize teşekkürler. Doktor Fahriye Yonca AYAS; Siverekli toprak sahibi bir ailenin kızı olmaktan gurur duyan, eğitim hayatı ve özel yaşamı nedeniyle ömrünün büyük kısmını Antalya, İstanbul kısa sürelerle de yurt dışında geçirmiş olan hayatının büyük kısmını kitaplar ve yazı yazmak için harcamış ve harcayan, Türkiye sevdalısı bir kadın. Kitaplardan arda kalan zamanının bir kısmını da sokaklarda kadın, insan hakları için bağırarak geçirmiştir. Hak ve adalet temelli ırk, dil, din tartışmalarının olmadığı bir dünya hayal etmektedir. Doktorluğa âşıktır. Bir oğlu vardır. Yıllarca ‘ Urfa dağlarında gezer bir ceylan’ ile gözyaşları içinde dans ettikten sonra gelip Şanlıurfa’ ya yerleşmiştir.

Kaç yıldır doktorluk görevini icra ediyorsunuz?

Ben 28 yıldır doktorluk mesleğini icra ediyorum. Ve şuanda da kendi memleketimde devlet hastanesinde bu mesleği laiki ile yerine getirmenin ve halkıma hizmet etmenin derdindeyim.

Doktorluk alanında hangi dallar da uzmanlık, yaptınız. Uzmanlaştığınız alanlarla ilgili yapmış olduğunuz projeleri biraz açsanız okurlarımıza daha sağlıklı bilgi aktarmış olacağız?

Doktor olarak ülkemin çeşitli bölgelerinde sağlık ocakları, acil servisler, kan bankası, aile planlaması, eğitim bölümlerinde çalıştım. Uzmanlaştığım ve hizmet sunmaktan en çok gurur duyduğum alanlar aile planlaması, ana çocuk sağlığı ve eğitim konularıdır. Sağlık Bakanlığı Aile Hekimi ve İstanbul Protokolü eğitmenliği yaptım. Birçok kongrede sunumlar ve poster çalışmalarım oldu. Tıbbi Bilişim Yüksek Lisans sahibiyim. Antalya Serbest Bölgesi içinde uluslararası yat firmalarının ve Vodafone Link hatlarının iş sağlığı danışmanlığını yaptım. İstanbul’ da önemli firmalarda hekimlik yaptım. Birleşmiş Milletler projesi için eğitim koordinatörlüğü ve eğitmenlik yaptım. Konu ile ilgili bir kitap çalışmam var. Balıklıgöl Devlet Hastanesi Acil Servis Doktorluğu yanı sıra; Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi İş Sağlığı Doktora öğrencisi olarak akademik kariyer yapmaktayım. Anadolu Üniversitesi ÇEKO öğrencisiyim; bu mayıs ayında mezun olup ikinci üniversite diplomamı alacağım. Tıp ve ekonomi alanında çeşitli sitelerde yazılarım yayınlanmaktadır. Yıllarca Antalya‘nın göç alan bir bölgesinde kırsal kesimden gelen anne ve çocuklara sağlık, iletişim, hijyen eğitimleri verdim. Aile Planlaması sorumlusu olduğum bölgede bir müddet sonra oluşan talepler sonucunda kendimi aile içi ilişkiler konusunda geliştirmek zorunda kaldım. Yıllarca aile planlaması sorumlusu olarak çalıştığım için insanlar en özel sorunlarını çözmek için bana gelmeye başladılar; ben de daha çok araştırma yapmak zorunda kaldım. Son 15 yıldır ise yine insan hayatı ve halk sağlığı için çok önemli olan ekonomiyi de derinden etkileyen bir alanda yoğun çaba içindeyim: İş ve Çevre Sağlığı. Tıbbi Bilişim Yüksek Lisans tezim de bu konuya ait idi. Şu anda Hacettepe Üniversitesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı İş Sağlığı Doktora öğrencisi olarak akademik unvanlar peşindeyim. Bu alanın öncelikle emek ve alın teri dökerek ekmek parasını kazanan tüm çalışanlar için; tüm toplumun sağlığı için ve ekonominin gelişmesi için çok önemli olduğuna inanmaktayım. Öncelikli olarak sağlıklı bir ortamda çalışmak en önemli insan haklarından biridir.

Sizi doktorluk mesleğine yönlendiren en büyük hayaliniz neydi, eğitim alanınızda yaşadığınız sıkıntılar nelerdir? Meslek seçiminde ailenizin etkisi oldu mu?

Yaklaşık 50 yıl önce Siverek’ te küçük bir kız çocuğu ateşler içinde yanıyor. Menenjit olma riski var.

Babasının yakın dostu, doktor amcası rahmetli Mehmet Timur’ a ulaşamıyorlar. Ayrıca o gün babasının çok önemli bir aşiretler arası barış yemeği var. Çocuk alev alev. Diyarbakır bir saat ama gidilemiyor işte. Sonra Mehmet Timur amcası geliyor muayene ediyor gereken tedaviyi veriyor. İşte o küçük kız yemin ediyor o gün doktor olup gerekirse fakir hastalarına tüm ihtiyacı olanlara hiç para düşünmeden elini uzatmak için. Ondan sonra her hastaneye gidişinde her beyaz önlük görüşünde içinde büyüyen bir sevda… Sağlık ocağı hekimliğini, acil tıp doktorluğunu sevmesi bundandır O Küçük kızın doktor olmuş halinin. En ihtiyaç duyan hastaya dokunabildiği içindir. Ekonomik olarak ve şifa arayan olarak dokunulması gereken hastalardır. Ailem bu kararımı hep destekledi. Sosyoekonomik olarak şanslıydım çok çalışarak da bu şansı artırdım. Çalışkanlığımın önünde durmadılar. Annem de istedi doktor olmamı. Ama benim hayatımın ışığı asıl gücümü veren babam Hasan AYAS idi. Doktor olma hevesim için gözünün önünden ayırmadığı kızının tek başına başka bir kente Antalya’ ya gitmesine izin verdi. Toprak ağası babamı saygı ve minnetle anıyorum. Eğitim alanı sıkıntılı idi tabi. Öncelikle Siverek eğitim şartları ile batının eğitim şartları aynı değildi. Fırsat eşitliği yoktu ki halen de yok. Hem İstanbul İlkokullarında hem de Siverek İlkokullarında hem Kadıköy Maarif Kolejinde hem de Diyarbakır Maarif Kolejinde okumuş bir insan olarak aradaki uçurumları çok iyi bilmekteyim. Yıllar öncesinden süre gelen bu uçurum ne yazık ki hala olduğu gibi durmaktadır. Kız çocuğu olmak bir dezavantaj idi her zaman. Ders çalışmanın yanı sıra evin bütün ileri, alışveriş, yemek bulaşık kızın omuzundadır. Abi gelir yemek ister çay ister, ütü ister… Hayır dersen dayak yersin. Dayağı yer gözyaşları içinde tek umuduna sarılırsın; kitaplara…3- 0 yenik başlar bu coğrafyada kız çocuğu. Hele ki bundan neredeyse yarım asır önce.

Doktorluk mesleği dünyanın en kutsal mesleğidir, bu mesleği icra ederken mesleğinizin

Zorlukları nelerdir?

Mesleğimin zorlukları bana göre hasta hekim arası iletişim sorunlarıdır. Ve doktorun sağlık sistemi içindeki sorunların günah keçisi yapılmış olmasıdır. Tam hastaya reçete yazıyorsunuz sistem gidiyor bilgisayarla, e reçete ile siz uğraşıyorsunuz; vakit gidiyor hastalar sinirleniyor doğrudan sizi suçluyor. Sadece hasta bakmak isterim. Hastama vakit ayırmak isterim; ama ne yazık ki bazen 3 doktorun yapması gereken iş yükünü tek doktor yapıyor. Siyasi olarak konuşmuyorum ülkenin koşulları bu. Ben nasıl ki sistemden dolayı hastalarımı suçlamıyorum; onlar da bizi suçlamasın ne olur… Ülkemizin koşulları bu… Ama hastane, bina koşulları çevresel faktörler anlamında tüm sağlık kuruluşlarında tüm ülkede eşitlik olmasını arzu etmekteyim. Başarısız ve çaresiz hissettiğimiz anlar en kötüsüdür… Uykusuzluk, aç kalmak, bazen tuvalete bile gidememek çok etkilemiyor beni… Sosyal adalet ve sistem açısından bakmaya çalışmaktayım.

Mesleğinizi icra ederken en sevdiğiniz keyifli tarafı nedir?

Ateşi düşen bir çocuğun annesinin gözleri, iyileşen bir yaşlı kadının üstündeki giysiyi bana vermek istemesi, çocuğu iyileşen Suriyeli babanın kendi dilinde bir şeyler söyleyerek ellerime sarılması.

Yazdığım ve yazacağım yazılar nedeniyle emek veren işçilerin çalışma koşullarının düzelebileceğine olan inancım.

Yıllarca metropollerde yaşadıktan sonra neden memleketinize geri döndünüz? Bu kararı almada en etkin olan şey nedir?

Valizimi alıp dünyanın herhangi bir yerine gidebilirdim. Sosyal ve ekonomik olarak buna hazırdım, sadece ben değil tüm çevrem bunu bekliyordu benden. Ya da deniz kenarındaki yazlığımda güneşin altında kitap okuyor olabilirdim. Yıllarca alıştığım koşullar ve kıyafetler içinde başımda şapkam müze gezebilir; Viyana’ da klasik müzik dinleyebilirdim ki hepsi çok keyif aldığım yaşam şekilleri. Yeni moda akımlar ile ruhumu dinlemek için Çin, Hindistan dolanabilirdim. Ama bir kişi buna itiraz etti. Fahriye Yonca AYAS… Babamla annemin ard arda ölümünden sonra ki yazılarımda anlattım duygularımı ruhum gerçek öksüzlüğü yetimliği yaşadı. Son 15 yıldır kendini evrenin derinliğinde arayan ruhum farklı bir suyun akışında huzuru buldu. Balıklıgöl’de… Ben tarlalarında yetişen buğday paraları ile doktor olan bu toprakların kızı hiç hizmet etmedim buralara… Evet, babamdan biraz toprak kaldı, belki de o da etkili oldu kararımda. Ama başka toprak sahipleri gibi git gel yapabilirdim; ya da satıp parasını alabilirdim. Kaldı ki şu anda denetimi büyük abimde zaten. Özetle gelmeden de sahip çıkabilirdim. Ama ben bu toprakların kızıyım. Her mecrada yıllarca gururla Siverekli olduğumu ifade ettim. Dış görünüşüm, konuşmam, yaşam şeklim, giyim tarzım çok farklı olabilir. Dünya görüşüm bakış açım bazı hemşerilerime ters düşebilir. Ama ben Siverek / Şanlıurfa kızıyım. Beni en çok anlayacak, yaralarımı onaracak, olduğum gibi kabul edecek, bağrına basıp sahip çıkacak yer Peygamberler Şehridir. Baba toprağımdır. Beni olduğum gibi kabul edip bağrına basacaktır bu toprakların insanları eminim. Kaldı ki medeniyetin asıl beşiği Anadolu’ dur benim için. Bunu yıllarca hep yazılarımda vurguladım. Yıllardır bu isimde bir sayfam bile var sosyal medyada. ( Facebook: Medeniyet Beşiği Anadolu)

Urfa’ya gönül verip geldiniz izlediğimiz kadarıyla aşkla, sevgiyle görevinizi yapıyorsunuz. Urfa için hayata geçirmeyi planladığınız projeleriniz var mı? Varsa içerikle ilgili bilgi almak isteriz.

Mesleki olarak İş Sağlığı konusunda Hacettepe Üniversitesi destekli bilimsel projelerimi burada yapmak istiyorum. Bilimsel anlamda da Şanlıurfa adı duyulmalıdır. Elimde bulunan hazır bir bilimsel projenin Şanlıurfa’ dan çıkıp uluslararası bilim dergilerinde yayınlanması bir bilim insanı olarak ilk hedefim. Bu konudaki desteklerinden dolayı Şanlıurfa Ticaret ve Sanayi Odasına teşekkür ederim.

İnşallah bu projeyi gerçekleştireceğim. Bir diğeri uzun yıllar engelliler için çalıştım; bu konuda eğitimlerim yazılarım var neler yapabileceğime bakacağım. Ve tabi ki kız çocukları; özellikle eğitimleri için. Konu ile ilgili tüm kurum ve insanlara gönlüm kapım açık; elimden ne gelirse maddi manevi gücümün yettiğince. Eğitim, sağlık desteği, gerektiğinde kitap… Doğu kadınının kaderi değişmek zorundadır. O kader değişmedikçe bu toprakların yalnızlığı bitmez. Kız çocuklarının hayata 3 0 yenik başlamasını istemiyorum.

Büyük bir aşk ile çalışmaya başladınız, Urfa’ya bir güneş gibi doğdunuz, hastalarınız böyle değerlendiriyor. Nasıl bir Urfa hayal ediyorsunuz?

Güneş ben değilim; suskun kadınlarımın gözleridir…

Güneş ben değilim yaşlı amcalarımın çefiyelerinin her bir rengidir

Güneş ben değilim ateşli bebelerin gözlerinden akan inci tanelerdir.

Ne haddime güneş olmak; ben Şanlıurfa güneşinden, ilminden, camilerinden feyz almaya geldim…

Balıklıgöl sularında kendi hayalimde dinlenmeye geldim. Özünü kaybetmemiş, sokaklarında yine kendi mahalli giysileri içinde dolaşan, ama dünyanın farkında olan gençlerin dolaştığı bir Şanlıurfa hayal ediyorum. Kendi mistik değerleri içinde ilim kadar bilime de sahip çıkmış bir Şanlıurfa hayal ediyorum. Küreselleşen dünyaya kendi olumlu değer yargıları ışığında ilim bilim ve insanlık öğreten bir Şanlıurfa hayal ediyorum. Kadınlarına ve kızlarına eğitimin yolunu açan bir Şanlıurfa… Dünyaya hoş görü, barış, sevgi öğretecek bir Şanlıurfa…

Değerli Doktorumuz Urfa’nın gelişip hak ettiği yaşama kavuşması için kentte bunana Sivil

Toplum Kuruluşlarının (STK) yanı sıra kamu kurum ve kuruluşlarıyla birlikte hangi projeleri hayata geçirmek istiyorsunuz?

Sağlık alanında genç anneleri bilgilendirmek. Çünkü çok genç annelerimiz var. Eğitim ve sağlık toplantıları yapabilmek. Engelliler için farklı projeler geliştirmek; üretkenliklerini sağlamak. Ve tabi ki İş ve Çevre sağlığı konusunda iş insanlarımız ile toplantılar düzenlemek.

Yavaş yavaş sorularımızın sonuna geldik. Röportaja nokta koymadan Urfalı kızlara, kadınlara bir mesajınız var mı? Doktorluk mesleğini seçmek isteyen kız öğrencilere öner ileriniz nelerdir?

Asıl medeniyet beşiğinin Anadolu olduğunu unutmadan dünyayı da izlesinler. Mümkün olduğunca çok kitap okusunlar. Gerçek değerli hayat televizyon dizilerinin sunduğu süslenmek, gezmek tozmak değildir; onlar içi boş renkli hayatlardır. Asıl olan çalışmak, üretmek, kendi değerlerine sadık kalarak haklarını bilmek ve sahip çıkmaktır. Hayatın asıl anlamı çalışmak ve sevgidir. Bu dünyaya ne bıraktığımızdır. Dünyanın en doğru yaşam şekli ise Anadolu Köylerinde yaşayan insanların yaşam şeklidir. İçkisiz, sigarasız, çalışarak, inanarak… Doktorluk bence bir kadın için en güzel mesleklerden biridir. Çalışarak başarabilirler. Hep dediğim gibi okumak isteyen kızlarımıza elimden geleni karınca kararınca yapmaya çalışırım. Yapabilecek insanları da zorlarım.

Hocam sakıncası yoksa birde özel bir sorum olacak; Size neden Mezopotamya pensesi deniliyor? Bu prenseslik unvanının bir hikâyesi var mı?

25 yıla yakın bir öyküsü var. Biraz protokol tavırlıyım ben. Biraz da aristokrat bir yaşam şeklim var.

Üniversitede prenses derdi arkadaşlar. Yıllardır sanal alem içindeyim. İnternet ortamında ilk yıllarda yazılarım için takma isim ararken bu lakap aklıma geldi. Ama tek başına Prenses hoşuma gitmedi. Henüz daha birçok kişi Mezopotamya sözcüğünü ağzına alamaz iken internette mahlas olarak

Kullandım Mezopotamya Prensesi terimini. Siverek o sınırlar içinde biliyorsunuz. Daha sonra da

Özgüvenim arttıkça o mahlasın Dr. Fahriye Yonca AYAS’ a ait olduğunu açıkladım. Ve herkes yakıştığını onayladı. Ülkem Türkiye, dilim Türkçe, dinim İslam ancak aynı zamanda; ırk, dil, din, cinsiyet ayırmadan Mezopotamyalıyım ben. Kapitalist sistemin kendisinde olmadığı için haset ve kin ile yok etmeye çalıştığı tüm kadim uygarlıklara, Anadolu’ ya bu topraklardan gelip geçmiş kendimi torunu ve sahibi saydığım tüm uygarlıklara saygı duruşudur bu isim: Mezopotamya Prensesi.

ARZU KILIÇ: hocam değerli bilgileriniz için teşekkür eder, Urfa aşkınızın bir ömür boyu sürmesini

Temenni eder saygılar sunuyoruz urfanatik. com ailesi olarak başarılarınızın devamını dileriz

URFANATİK

Güncelleme Tarihi: 24 Mayıs 2019, 10:07
YORUM EKLE
YORUMLAR
Fatime güler
Fatime güler - 1 ay Önce

Çok güzel bir söyleşi sayın doktor yonca ayarsa çok teşekür ederim keşke her okuyan memeleketine böyle hizmet etese memeleketine böyle sevse herşey daha güzel olurdu size ve yonca hocaya sonsuz teşekkürler

Cuma Kılıçoğlu
Cuma Kılıçoğlu - 1 ay Önce

Aynı hastanede birlikte görev yapmaktan son derece keyif aldığım, hayata pozitif bakış açısıyla bizlere örnek olan çok kıymetli bir meslektaşımız... İyi li varsın yonca abla :)

SIRADAKİ HABER