12 Haziran 2017 Pazartesi 09:08
Acıları Anılara Dönüştürmek

Kıbrıs Yakındoğu Üniversitesi’nde öğretim üyesi akademisyen olan Meryem Karaaziz tüm soruların cevabını sizler için yanıtladı.

- Öncelikle kendinizi tanıtır mısınız?

  • 1990 yılının 23 Ağustosunda Kıbrıs'ta doğmuşum.. ilkokul eğitimim boyunca çok vasat bir öğrenci olmama karşın orta öğretimden itibaren hep taktir getiren derece yapan bir öğrenci olmuşum.. Ortaokul yıllarında Psikolog olmaya karar vermiştim ve 2012 yılında fakülte birincisi olarak Psikolog olmuştum. 2014 yılında aynı başarımı devam ettirerek uzmanlığımı kazandım. O yıllardan beri Yakın Doğu Üniversitesi öğretim görevlisi olarak çalışmaktayım, 2015 yılından beri bölüm Başkan yardımcılığı görevini de yürütmekteyim.. Kıbrıs Ruh Sağılığı Yönetim Kurulu Üyesiyim, bir çok gazete dergi ve tv programlarında sosyal sorumluluk projelerinde yer almaktayım, aynı zamanda pozitif psikoterapi ve EMDR terapisi danışmanıyım.. Travmalar ve bağımlılıklar özel ilgi alanım ve bu konularda Türkiye ve Dünyaca ünlü bir çok bilimsel dergilerde yayınlarım yayınlanmıştır.. 2016 yılı yakın Doğu Üniversitesi genç araştırmacı ödülünü 2012 yılında ise yaptığımız bir araştırma ilke Türkiye 51. Psikiyatri kongresi ödülünü kazanmıştık.. şu sıralar bir yandan doktora bitirme tezim üzerine diğer yandan birime katkı sağlayacak bilimsel makaleler üzerine çalışıyorum.. tüm bunların içerisinde geçen sene bir ara evlenmeyi de ihmal etmedim eğer mesleğinizi hobiniz gibi yaşarsanız hayatınız boyunca çalışmazsınız felsefemle yaptığım seçimlerin tadını çıkarıyorum şu sıralar Bu kadar travma çalışıp nasıl mı olumlu oluyorum ? Ben çalışmıyorum ki hobimi yapıyorum haydi burdan devam edelim...

Asıl Travma Nedir?

Psikolojide Travmanın Tanımını Bize Yaparmısınız?

 Aslında “travma” kelimesi günlük hayatımızda özellikle stres düzeyimiz artıran olaylara verdiğimiz bir isim olarak bilinmektedir. Psikolojik pencereden ise travma diyebilmek için kişinin;

-yaşama karşı tehtid algıladığı,

-vücut bütünlüğüne karşı tehtid algıladığı,

-sevdiklerine karşı tehtid algıladığı,

-inanç sistemlerine karşı tehtid algıladığı herhangi bir yaşantıyı deneyimlemesidir.

Bu tekrarlayan ya da tek seferlik bir olay olarak deneyimlenebilmektedir. En etkileyici yanlarından biri ise kişinin bu deneyimi illaki kendisinin yaşamasına gerek yoktur. Kişinin bir yakının ya da tanıdığının başına gelmesi hatta televizyonda ya da gazetede görmesi bile travma yaşamasına neden olabilmektedir.

Hiç travma yaşamamış bir yaşantı mümkün müdür?

Hayır asla! Travmalar psikolojik literatürde mikro ve makro olarak ikiye ayrılmaktadır.

Mikro Travma: Kişide belli bir düzeyde stres yaratan ve tekrarlı olarak yaşanan küçük olaylardır. Örneğin; eleştirilme, aşağılanma, haksızlığa uğrama, başarısızlık ve bunun gibi yaşantılarla yüz yüze gelmek.

Makro Travma: Kişide yoğun düzeyde duygular yaratan, olağandışı ve tekrarlama riski çok düşük olaylardır. Örneğin; sel, deprem, kaza, tecavüz, taciz, saldırı ve bunun gibi olaylar deneyimlemek.

O halde herkes muhakkak bir travma yaşamıştır diyebilirmiyiz ?

Aynen, aslında hayat mikro ya da makro olarak karşımıza çıkan travmalar zinciridir. Bununla baş etme şeklimiz ise tüm yaşamımızı belirler... Eğer baş edebilecek gücü ve doğru (kendimize uygun) yöntemi bulduysanız tebrikler şanslısınız!, bulamadıysanız yandınız artık tüm kötü olayların peşinizi bırakmayacağı bir yaşantı algısının dibine vurmaya hazır olun...

Peki bu travmalarla en kolay ve kesin hangi yöntemle baş edebiliriz?

Aslında psikoloji camiasında birçok farklı terapi yöntemi vardır. Bu da demek oluyor ki, her psikolog aynı yöntemi kullanmıyor amaç aynı ama gidilen yol farklıdır. Günümüzde artık, travmalarda en etkili terapi çeşidi EMDR (GÖZ HAREKETLERİYLE DUYARSIZLAŞTIRMA VE YENİDEN İŞLEME) olarak kabul ediliyor.

Peki EMDR nedir?

Benimde uyguladığım bir yöntem olan EMDR, 1987 yıllarında Amerikalı bir psikolog Francine Shapiro tarafından keşfediliyor. Bu yöntemin keşfi ile ilgili farklı hikayeler olsa da en çok gündeme gelen 2 hikayeyi sizinle paylaşayım;

  1. Hikaye: Shapiro bir rahatsızlığı olduğunu öğreniyor. Doktordan yeni çıkmış ve morali çok bozuk, Central Park’ta oturuyor. O sırada birileri tenis oynuyor. Shapiro, bir yandan hastalığını düşünürken bir yandan da tenis topunu gözleriyle takip ediyor. Bir süre sonra nedensiz bir şekilde rahatladığını fark ediyor.
  2. Hikaye: Yine birinci hikayedeki senaryonun aynısı ama bu kez Shapiro kırda yürüyor gözleri ile bir sağ taraftaki bir sol taraftaki kır çiçeklerine bakıyor. Bir süre sonra nedensiz bir şekilde rahatladığını fark ediyor.

Aslında iki hikayede de ortak nokta göz hareketleriyle zihnin çift taraflı uyarılmış olmasından sonra gelen rahatlamadır. EMDR’nin kökenleri o zamana dayanıyor daha sonrasında gözlerle birlikte, işitme ve temas alanları ile de beyinin çift yönlü uyarımı ile rahatlama elde edilebildiği fark ediliyor.

Anıları siliyoruz sanırım, değil mi?

EMDR ile travmatik anı tekrardan yazılıyor. Ama anı kesinlikle silinmiyor ya da unutulmuyor. Anının üzerinizdeki olumsuz etkisi ortadan kalkıyor. Kulağa inanılmaz gibi geliyor ama bilimsel bir yöntem olduğunu ve hipnozdan farklı olduğunu vurgulamak isterim.  Bir ayağınız “şimdi ve burada” iken diğer ayağınız “geçmişte” ve o anıya ilişkin tarih yeniden yazılıyor. Sizi rahatsız, huzursuz ve gergin hissettiren anının olumsuz etkisi üzerinizden yok oluyor.

Yani travmalar ile savaşıyoruz diye bilirmiyiz?

Aynen, travmalarla savaşmak onları yok saymak yerine travmalarla barışıyor ve onları yeniden sağlıklı bir şekilde işleyip adlandırıyoruz. Bu şekilde artık travmalar acımıyor ve acıtmıyor bir hal alıyor.

ÖZETLE: ACILARI ANILARA ÇEVİRİYORUZ!

Bu yöntem biraz zorlayıcı gibi öyle mi ?

Bence zor gibi görünen ama aslında çok daha kolay ve çözüm getirici yöntemi seçmek çok daha huzur verici olacaktır.

Galiba bu teknik hipnoza benziyor değilmi?

Hayır hiç bir benzerlik ya da bir bağlantısı yok! EMDR tamamen bilimsel bir yöntem!


EMDR ne kadar bilimsel?

Şöyle özetleyeyim EMDR, kognitif ve davranış terapilerden sonra üzerine en fazla bilimsel araştırma yapılmış tekniktir.

Peki son olarak bir örnek var mı verebileceğiniz?

Tabi ki örneğin; “sevilmeyi hak etmiyorum” olumsuz inancı olan bir birey ele alalım. Buna eşlik eden duygu mutsuzluk ve bedeninde bunu hissettiği yer göğüsü olsun.  Bu kişi arkadaşlık ilişkileri kurmakta güçlükler yaşıyor en küçük bir olayda alınganlık gösteriyor ve aşırı tepkileri veriyor. Bu durumda yetişkinlik hayatında uzun ilişkiler sürdürmesini engelliyor. Bunu hissettiği ilk anıyı bu kişiyle birlikte buluyoruz. O anıyı ele alıp göz hareketleriyle sistematik duyarsızlaştırma işlemine başlıyoruz. Daha sonra EMDR ile beyin anıyı işlemeye başlıyor ve o anıya ilişkin “sevilmeyi hak etmiyorum” olumsuz inancı ortadan kalkıyor ve yerine “ben sevilmeyi hak eden” biriyim inancı geliyor. Bu anıdaki olumsuz inancın olumluya dönüşü ile yetişkinlik hayatındaki onu ikili ilişkilerde zorlayan alınganlık gibi belirtilerde ortadan kalkıyor.

EMDR ile çalışırken kişiler bunu sihirli bir deynek  gibi algılayabiliyor.. Belki bu sihirli bi deynek değil ama beynin sağlıklı bir şekilde işlemini sağlayan etkin bir terapi çeşididir. Diğer bir avantajı ise kısa süreli oluşudur. Bu işlenmemiş anıları köşe bucak temizliyoruz ve kısa sürede işlemini sağlıyoruz. 

Son söz olarak EMDR’a nasıl özetleyelim?

Acıları anılara çevirip, travmaları sevgiyle bırakmaya yarıyor!

Son Güncelleme: 12.06.2017 09:47
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.