banner54

Her türlü zorluğa rağmen “Rüya”sından vazgeçmedi

Gülizar Gülebak
Hayatının baharında ismi gibi bir hayat yaşayan Rüya Eren, eşini kaybettikten sonra kendisinin gerçekleştiremediği okuma hayalini çocuklarının yapabilmesi için hayatın bütün zorluklarına göğüs gerdi.

Evlendikten 2 yıl sonra eşini bir trafik kazasında kaybeden Rüya Eren (42), hayatın zorlukları karşısında dimdik nasıl durduğunu Urfanatik Gazetesi’nin “2 Kadın 1 Röportaj” köşesine paylaştı.

Eren, evliliğinin ilk dönemlerinde ismi gibi “Rüya” bir hayatın içerisinde olduğunu anlatarak, eşinin bir şirkette genel müdür pozisyonunda çalıştığını ve maddi yönden hiçbir sıkıntılarının olmadığını aktardı.

Hayatı  gecenin bir saatinde gelen eşinin ölüm haberiyle kabusa dönen Rüya Eren, 6 aylık hamile olduğu oğlu ve 14 aylık kazıyla büyük bir sınava girdi.

Çalıştığı fabrika iflas ettikten sonra iş bulma ümidiyle tek tek kapıları çalan Rüya Eren, Şanlıurfa Belediyesi tarafından Hacıbanlar Evi Mutfak Müzesinde işe alındı. Her gün sergilenen heykellerle vakit geçiren Rüya onlara da hayat veriyor.

- Bütün yükü omuzlarına aldı

Eşini kaybettikten sonra bir anda çocuklarıyla yalnız kaldığını anlatan Rüya Eren, kocasının emekli maaşıyla hayata tutunmaya başladı.

Eren, çocuklarının küçük olması nedeniyle aldığı parayla geçimlerini sağlayabildiklerini anlatarak, “Eşimi kaybettiğim ilk dönemler pek zorluğum yoktu. Çocuklarım o zaman küçüktü eşimin emekli maaşı bize yetiyordu iyi kötü idare ediyorduk. Fakat çocuklar büyüdükçe yükümün ağırlaştığının farkına vardım. Çeşitli nedenlerden dolayı Malatya’dan Şanlıurfa’ya geldik bu sırada çocuklarım daha da büyümüştü.”

Çocuklarının büyümesiyle birlikte aldığı emeklilik maaşının yetmemesi üzerine iş aramaya başlayan Rüya Eren, anlının teriyle para kazana bileceği her sektörde çalışmaya başladı. İlk başlarda evlere temizliğe gittiğini anlatan Eren,” Uzun bir süre öğrenci servis firmasında halk ve ilişkilerde çalıştım, daha sonra bir pastanede garsonluk yaptım. Daha iyi ücret alabilmek için metal üzerine üretim yapan firmada çalışmaya başladım. Bu firmada iflas edince ne yapacağımı bilemedim.  Yani farklı alanlarda ekmeğimin derdine düşmek zorundaydım dediğim gibi çocuklarım büyüdükçe yükümde ağırlaştı. İlkokula giderlerken 1 TL ile idare ediyorlardı şimdi 5 TL verdiğim zaman az geliyor 10 TL verdiğim zaman gücün yetmiyor” dedi. 

-Babalarının yokluğunu hissettirmemeye çalıştım

Çocuklarına ilk yaşlarından itibaren babalarının yokluğunu ve maddi imkansızlıkları hissettirmemek için büyük çaba sarf eden Rüya Eren, çocuklarının büyümesiyle birlikte baba özlemlerinin de oluştuğunu belirtti.

Bu durumun kendisinde büyük acılar oluştuğunu aktaran Eren şunları kaydetti:

“Çocuklarım küçükken hiçbir problem olmuyordu ama büyüdükçe babalarının olmadığının farkına vardılar babası yanında olan çocukları gördüklerinde içlendiklerinin canlarının yandığını hissediyorum. Hiç unutmam oğlum ilkokul 2. Sınıftaydı, asık suratlı bir şekilde eve geldi ne oldu paşam dedim, ne olmuş benim oğluma, boncuk gözlüm dedim. Git ya dedi. Benim arkadaşlarımın hepsinin babası okula getirip götürüyor dedi. Neden benim babam yok?  O an anladım ki çocuklarım için çok zorlu bir süreç başlayacak. Kızım zaten her babalar gününde ve babasının her doğum gününde her senenin 10 Ekim’in de içinde kopan fırtınaları bir ben bilirim, birde o bilir. Kızım yaşıyor ben görüyorum, oğlum derin bir kuyudur. Hiçbir zaman acısını, mutluluğunu ve keyfini anlatamaz. Ben onun yeşil gözlerine baktığım zaman, bir şeylerin farkına varıyorum ve bu durum içinde bir şey yapamamak da beni kahrediyor.”

- İşteyken bile aklım hep onlarda

Eren, iş bularak çalıştığı için mutlu olduğunu ama bir yandan da çocuklarını bırakabileceği kimsesinin olmaması nedeniyle aklının sürekli onlarla kaldığını belirtti.

Çalıştığı yerlerdeki insanların sürekli kendisine destek verdiklerini ve olumsuz hiçbir durumla karşılaşmadığını ifade eden Rüya Eren, bu nedenle onlara minnettar olduğunu aktardı.

-En büyük pişmanlığım okula gitmemek

Rüya Eren, hayatta karşılaştığı zorlukların kendisinde bir takım pişmanlıklar oluşturduğunu aktararak bunlar içerisindeki en büyüğünün de eğitim hayatını tamamlamamak olduğunu aktardı.

Kendisinin yaşadığı pişmanlığın çocuklarında oluşmaması için onların eğitim hayatını tamamlamaları için her şeyini seferber edeceğini belirten Eren, “Liseden sonra neden okumadım eğer okusaydım şuan daha iyi bir yerde olurdum. Okumanın yaşı yoktur derler ama belli bir yaştan sonra bir şeylere artık idrak edemiyorsunuz.  Kafanız almıyor benimde 17 senedir hayatla kavgam yüzümden gerçekten daha zorlaştı bazı şeyleri algılamak.  Şimdi bazı aileler çocuklarını okuldan çıkarıyor sakın bunu yapmasınlar okusunlar benim annem derdi.

Kızım oku ben okul kapısının önünde çadır kurarım yeter ki oku ama ben okumadım şimdi arkadaşlarım çok iyi yerlerde eğer bende devam etseydim çok iyi bir yerde olabilirdim. Ben bu hatayı yaptım ama çocuklarımın benim gibi hata yapmamalarını sağlamam gerekiyor. Kızım şuanda hemşerilik okuyor son sınıfta, oğlum ise Ticaret Meslek Lisesinde Muhasebe bölümünde okuyor lise 3’e gidiyor.  Bu yüzden onların eğitim hayatına devam etmelerini sağlamak için elimden gelen her şeyi yapacağım” şeklinde konuştu. 

Kız çocuklarının okumaları konusunda annelere çağrıda bulunan Eren, “Kızlar siz siz olun okuyun, çabalayın ve yılmayın emin olun bayanlar erkeklerden daha güçlü ben yaşadım, gördüm okumadığım için pişman oldum ama siz okuyun! “

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
HABERLER