Öğretmenlik yalnızca birtakım bilgilerin aktarılmasını kapsayan bir meslek olmanın ötesinde, genç nesillere değerler kazandırılması hedefini de içeren bir meslektir.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) geçen haziran ayında yayımlanan Öğretmen Strateji Belgesi’nde de yer alan, öğrenci, veli, meslektaş, yöneticinin öğretmene not vermesinden oluşacak performans sistemi, on iki ilde pilot olarak uygulanmaya başladı. Öğretmenler için performans değerlendirme sisteminin oluşturulması ve dört yılda bir “yeterlilik” sınavına alınmasının öngörüldüğü belgeye göre, iki uygulama da 2018 sonuna kadar hayata geçecek. Bu sistemde öğretmen, gelişimi ve mesleki yeterliliği açısından puanlanacak. Okul müdürü, meslektaş, öğrenci ve veli öğretmene "not" verecek. Bu sonuçlar da öğretmenin kariyer basamaklarında, terfi, hizmet puanının hesaplanmasında, yurtdışı görevlendirme gibi alanlarda kıstas olarak kullanılacak.

Öğretmende dikkate alınacak bazı yeterlilikler şöyle: "Öğrencilere değer verme, öğrenciyi anlama ve öğrenciye saygı gösterme, başaracağına inanma, öğrencinin ilgi ve ihtiyaçları ile kişisel gelişim özelliklerini bilme, öğrenciye rehberlik yapma, ulusal ve evrensel değerlere önem verme, öz değerlendirme yapabilme, kişisel gelişimini sağlama, okulun geliştirilmesine katkı yapma, dersi planlama ve materyal hazırlama, öğrenme ortamı oluşturma, ders dışı etkinlikler, zaman yönetimi, okul-aile- toplum ilişkileri." Performans kıstaslarının en ilginç olanı, öğrenci ve velilerin değerlendirmede yer alacak olmasıdır. Toplum nezdinde saygın bir konumda bulunan öğretmen ve öğretmenlik mesleğinin keyfi muamelelere maruz kalacağı kanısındayım.

Mevzû-i bahs olması hasebiyle aşağıdaki tarihi olayı sizinle başlaşmak istiyorum. Şöyle ki:
“Fatih Sultan Mehmet Han çocukken çok yaramaz bir öğrenciydi. Ders esnasında yaptığı şımarıklıklarla Hocası Akşemseddin’i çileden çıkarırdı. Hocası kendisine kızdığı zaman hemen “Ben Padişahın oğluyum bana bir şey yapamazsın” deyip tehdit ediyordu. Padişaha şikâyet etmeyi edepsizlik sayan Akşemseddin, durumu II. Murat’a anlatamıyordu. Ancak gün geldi artık küçük Mehmet’in yaptığı yaramazlıklar çekilmez hale geldi.
Bunun üzerine destur dileyip II. Murat’ın huzuruna çıktı. “Padişahım size bir hususu arz edeceğim ancak hayâ ediyorum” deyince II. Murat “Buyur çekinmeden anlatabilirsin” dedi. Bu söz Akşemseddin’i rahatlattı ve başladı olayı anlatmaya. Padişahım oğlunuz, ciğer pareniz Fatih çok yaramaz, onun yaramazlıkları yüzünden ders işleyemiyorum,
kendisine kızdığım zamanda hemen sizinle beni tehdit ediyor deyince II. Murat Akşemseddin’in yanına gelerek kulağına bir şeyler fısıldar. II. Murad’ın kulağına söylediği sözleri duyan Akşemseddin çok şaşırdı. Bu ne plandı, mümkün değildi bu planı uygulamak. Akşemseddin plan konusundaki rahatsızlığını padişaha ilettiyse de Padişah onu dinlemedi ve bu iş olacak dedi.
Ertesi gün yine derste Fatih Sultan Mehmet yaramazlık yapıyordu. Akşemseddin’in uyarısına aynı tehdit cevabını verdiği sırada Padişah ansızın kapıyı açıp içeri girdi. Bu olay karşısında
Akşemseddin hiddetlenerek Padişaha bağırdı ve bir tokat atarak, bu şekilde sınıfa giremeyeceğini izin istemesi gerektiğini söyleyerek derhal dışarı çıkmasını istedi. Padişah mahcup bir şekilde boynunu bükerek özür diledi ve dışarı çıktı.
Olaylar karşısında Fatih Sultan Mehmet’in nutku tutulmuş ne yapacağını şaşırmıştı. Güvendiği babası tokat yemişti. Fatih Sultan Mehmet allak bullak olmuştu. Az sonra kapı vuruldu ve Padişah mahcup bir şekilde içeri özür dileyerek girdi. Plan muhteşem bir şekilde işlemişti.
O günden sonra Fatih Sultan Mehmet asla yaramazlık yapmadı. Çünkü güvendiği dağlara kar yağmıştı.” İşte Akşemsettin’in kulağına fısıldanan muhteşem plan,işte çocuk eğitimi.işte onlar, işte biz….İşte Fatih Sultan Mehmet’in “Fatih” yapan terbiye…
Koskoca padişah sırf çocuğunu terbiyesi için gözünü kırpmadan tokat yemeği göze almıştır…

Tarihte olduğu gibi günümüzde de aynı problemleri yaşamaktayız. Bu durumda, eğiticinin gösterdiği sabrı ve özveriyi taçlandıracak olan velilerdir. Aksi takdirde, “Öğrenci saygısızlık yapar,”öğretmen karışma!” edep dışı giyinir,”Namus bekçisi misin?” küfreder, “karışma!” ders çalışmaz,” sınıfı geçsin yeter, sen karışma!” kavga eder,”çocuktur, eder, sen karışma!” kız öğrenci serserilerle gezer, tozar, “sana ne hoca!” makyaj yapıp süslenir,”karışma hoca!” telefonu elinden düşürmez, “iletişim için, karışma!”… Eee sonra? Hocam bu çocuk adam olmaz. Siz ne bekliyordunuz?”…

MEB’in başlatmış olduğu uygulamayla öğrenci ve velinin öğretmene "not" verecek olması eğitim-öğretim esnasında tüm yükümlülüğün sadece öğretmende olması izlenimini vermiştir. Ayrıca, olumsuz davranış sergileyen öğrenci ve öğrenci velilerinin öğretmenleri notla tehdit etmeye varacak kadar çirkin bir yola sev edecektir.

Toplumu düzeltmek ve değer yargılarımızı çocuklarınıza kazandırmak istiyorsak eğitimcilere değer vermelisiniz. Öğretmenlerimizi çocuklarınızın hizmetçisi gibi görmemelisiniz. Aksi takdirde öğretmenin itibarını yerle yeksan ettiğiniz gibi, çocuğunuzun geleceğiniz de yok etmiş olursunuz.

Başarılı bir eğitim, öğretmenlerin toplumsal hayatta sahip olukları itibarın iadesiyle mümkün olacaktır… Vesselam..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Şükrü 2018-04-03 07:14:31

Tebrikler hocam

Avatar
Sema Düzgör 2018-04-03 08:29:06

Kesinlikle doğru Ihsan Hocam, öğretmenlik değerinin ortadan kalkması toplum değerinin de ortadan kalkması anlamına gelir ve kimse bunun farkında degil maalesef. Yüreğinize sağlık Hocam.

Avatar
serdar demir 2018-04-03 09:57:43

eline sağlık ihsan hoca

Avatar
Yusuf 2018-04-03 10:24:35

Tebrik ederim çok güzel yazı olmus

Avatar
Mahmut sert 2018-04-03 11:25:08

Kaleminize saglik

Avatar
Aziz değerli 2018-04-03 17:48:51

Ogretmenin performans degerlendirilmesinin kotu taraflarinin yaninda şöyle de bi durum var bence; degerlendirmeyi yapacak olan bakkal yada muhtar vs. Degil egitimin bir parcasi olan insanlardir. Ögretmen hem öğrenci okutacak hem veli ile iletisime gececek hem de onlari yok sayacak. Hizmet alan herkes hizmet aldigi yeri, kisiyi, kurumu degerlendirir. Bunun aksini savunmak ben her seyi yaparim ama Kimse bana karisamaz demekttir.

Avatar
analiz 2018-04-05 11:55:43

öğretmenle ilgili bir sıkıntı varsa veli yada öğrenci doğrudan bakanlığa şikayet edip öğretmen hakkındaki düşüncelerini aktarabiliyor. öğretmen hakkında hemen soruşturma açılıyor.daha neyin değerlendirmesini yaptırıyorsunuz veliye yada öğrenciye anlamış değilim

Avatar
Ekrem 2018-04-09 17:17:03

Çok güzel yazmisiniz hocam .kaleminize saglik .