Siyasi terminolojinin son dönemdeki ilginç deyimlerinden birini ele alalım istiyorum:

‘’METAL YORGUNLUĞU…’’

Yakın zamanlarda çokça duyduğumuz bir söz halini aldı bu söz.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ERDOĞAN’ ın ‘’teğet geçti, çapulcu,  one minute’’ gibi dilimize pelesenk olan sözlerinin yanına bir yenisi eklendi. Ancak bu defa durum çok farklı; şimdiye dek hep dışarıya karşı söylenen bu sözler bu kez bir öz eleştirinin merkezinde yer alıyor.

Metal yorgunluğu aslında bir teknik tabir ve yüksek basınca maruz kalan metallerin içten içe yıpranması anlamı taşımaktadır.  Yorulma belirtileri daha çok, çelik köprülerde, uçak kanatlarında ve fazla engebeli yollarda giden araçlarda görülür.

 Bu yüzden, belli zaman aralıklarında kontrol edilmeleri, eğer yorulma belirtileri var ise değiştirilmeleri gerekir.

Bu şekilde çok fazla çalışan, belli bir zamanı dolduran malzemelerin kazaya sebebiyet vermeden zamanında değiştirilmesi hayati öneme sahiptir. Bu önlemler alınmazsa dönüşü güç sorunlara yol açabilir.

Teknik boyutunu bir kenara bırakacak olursa, burada kime ne mesajı var?

Takdir edilir ki Türkiye siyasi arenasında hükümet-devlet ayrımı bütün siyasi oluşumların problemidir.

Durumun dolaylı yansıması ise şahıs bazında kendini göstermektedir. Makam, mevki, lüks gibi efsunlu kelimeler karakteri oturmamış kişileri esir alsa da iradeli olan kimseler bunların geçici olduğunu idrak ederek görevlerini ifa ederler. Devamlılık konusunu ise takdire bırakırlar.

Gerek siyasi partiler, kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve gerekse geriye kalan bütün hiyerarşik oluşumlar kendi içerisindeki koltuklara misafirler alırlar.

Daimi olmamak ve tevdi edilmek şartlarıyla alınan bu misafirlerin, zamanı gelince doğası gereği bu koltuklarla vedalaşmaları gerekir.

Bütün ayrılıkların hüzünlendirdiği doğrudur ancak bu durum istisna…

Çünkü burada rıza ile olmayan ayrılık kovulmaya sebebiyet verir.

İşte ERDOĞAN bunun sinyalini verdi, metal yorgunluk sözü bu kovulma öncesi son çıkış tabelası görevi görmektedir.

Ancak devekuşu misali bu söze karşı kafası kuma gömülenlerin sayısı bir hayli fazlalık gösteriyor.

 ‘’Ayan beyan ortada olan gerçeklerin, eskiyen yüzlerin, yolsuzluğun, arsızlığın, beceriksizliğin ...’’ gizli kalmayacak ölçüde olduğunun farkında değiller mi diye düşünmeden edemiyor insan.

Yukarıda yazılan sebeplerden hangisi sizi işaret ediyorsa seçip ayrılmanız en kolayı olacakken, hala diretmenin ne anlamı var ki?

Acaba’lar, ama’lar, kem kümler aklınızı kurcaladıkça kovulmanın ve rezil olmanın yaklaştığını unutmayın derim.

‘’Samimi bir ayrılık kapıyı aşındırır da, kovulmak tokat gibidir.’’

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.