banner54

Çok İnatlaştık!

Murat Boz’la konuşmaya başlarken şu an bulunduğum konumun sebebinin sosyal medya olduğunu anlattım. Fakat hiçbir önyargıyla gelmediğimi de ilettim, güldü.

“Genel olarak güleç biri olman mı seni iyi biri olarak görmemizi sağlıyor acaba?” dediğimde tabii önce gülüyor ve hayata pozitif yaklaşan biri olduğunu söylüyor.

Fakat kontrollü bir biçimde hayatın herkes için o kadar da iyi olmadığının farkında olduğunu bildiğini belirtiyor. Konuşmanın tamamında bu “Benim için her şey iyi gidiyor fakat herkes için böyle olmadığının farkındayım ve o yüzden mutluluğumu çok göze sokmamaya çalışıyorum” tavrı var aslında.Diğer insanlardan yukarıda ve onlardan bihaber yaşıyormuş gibi algılanmak istemiyor. Yazmak ve konuşmak istediği şeyleri doğru ifade etmek için özen gösterdiğini söylüyor: “Anlatmak istediğim her şeyi doğru ve kimseyi kırmadan anlatayım, tek derdim o.”

İster istemez empati kurmaya başlıyor ve Murat’ın rahatlığına rağmen önyargılarınızı öne çıkarıp o kadar da rahat olmadığını düşünmek istiyorsunuz o konuşurken. Fakat hemen çok önemli bir ekleme yapıyor: “Benim de sevmediğim insanlar var, o zaman beni sevmeyen insanların olmasına da saygı göstermek zorundayım.” Özellikle iş yaptığı camiada bunun ne kadar zor olduğunu düşünüyorum ister istemez.

10 YIL SONRA BARDACAZ YAPIYOR OLACAĞIM

İçinde bulunduğu sektör ve dinamiklerinin onu ister istemez bir çarkın içine soktuğunu, bunun da söylemlerini ve işini belli oranda yontabileceğini düşündüğümü söylüyorum. Tüm konuşma boyunca en net itirazı bu yorumuma geliyor: “Ben dışarıdan bakıldığında görünen o çarkı buradan görmüyorum. Bu bir iş, bir sanat ve ben kendi kişiliğimi koruyarak bu işte iyi bir yere gelmek istiyorum.”Madem müziğe geldik, “10 yıl sonra Murat Boz şu an yaptığı tarzda bir müzik yapıyor olacak mı sence?” diyorum. 10 yıl sonra arkadaşlarıyla bir barda caz yaparken görüyor kendini. İki üniversite bitirdiğini ve ikisinde de müzikle ilgili dallarda öğrenim gördüğünü, okulda piyanonun yanında keman çaldığını ve sonra da ney üflediği sürprizini anlatıveriyor bir çırpıda.

Bu işte eğitimli olmanın insanı başka bir boyuta sürüklediğinden bahsediyor. Şimdi de ufak ufak gitar çalıyormuş. “Fakat aslında istediğim hep şarkı söylemek; en çok şarkı söylerken mutlu oluyorum” diyor. Beş-altı yıl gitar çalıp şarkı söylediğimi, fakat sonra iyi olmadığımı anlayıp bıraktığımı anlatıyorum.

Müzikle uğraşan adamlar biraz da olsa kenarından köşesinden bu işe bulaşan biriyle daha rahat konuşurlar. Bunun rahatlığıyla devam ediyor: “Şarkılar yazıyorum ama kendime beğendiremiyorum ben de. Başka birine de dinletmedim henüz ama ileride ne olur bilemem.” Müzikalleri sevdiğini anlatıyor ve eğer bu ülke dışına taşan bir hayali varsa onun dev bir müzikalin parçası olmak olduğunu söylüyor.Kendi müziğine döndüğündeyse matematiksel hesaplarla geliyor: “Ben bu ülkede belli bir şöhrete ulaşalı sekiz yıl kadar oluyor. O zaman yaptığım şarkıları dinleyip beni seven insanlar, o tarihten bu yana sekiz yaş büyüdüler. Bir yandan onları mutlu edecek, bir yandan da yeni yeni dinlemeye başlayan insanların beğeneceği şarkılar söylemek istiyorum.”

İLK BAŞLARDA ELİZ’LE ÇOK İNATLAŞTIK

Ben sormadan konu ilişkiye geliyor. Röportajdan önce kısacık konuşma fırsatım olan Eliz’le (Sakuçoğlu) yaşadıkları iki hayat var gibi aslında. Benim gördüğüm, iş birliktelikleri oldu, çekim sırasında. Gayet makul yaklaşan bir ve söylediği her şeyi koşulsuz dinleyip onunla beraber karar veren bir adam şeklinde bir yapıları var.“Etrafımda güvendiğim insanlar olduğunda iş konusunda çok daha iyi hissediyorum. Eliz de bu hissiyatımın en önemli parçası” diyor. Aşkın da buna paralel uyumda gittiğini düşünüyorsunuz ister istemez ama hemen aradaki fark dökülüveriyor Murat’ın ağzından:

“Ben özellikle başlarda sabit fikirli yaklaşıyordum yaşadığımız her şeye. Eliz de böyle yaklaşınca çok inatlaştık. Şimdi daha sakin bir yapıdayım fakat duygusal anlamda iş hayatına göre daha fazla farklılıklarımız var.”

Son olarak “Ringde fotoğrafların çekilirken karşında birini hayal ettin mi?” diye soruyorum. “Birini düşünmem gerekseydi de kendimi düşünürdüm rakip olarak. Hayat içinde bir hesaplaşma fırsatı gibi” diyor.Ringde olması gereken kostümün dışındaki kıyafetini hayatla bağdaştırıyoruz. Ringin ortasında sadece elleri sarılmış, takım elbiseli bir pop star kendisiyle, yaşadığı hayatla dövüşüyor. Kim kazandı diye sormuyorum bile...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
HABERLER