banner54

Zekâtı aşikâre vermek gerekir
müslüm abacı Muhterem Kardeşlerim…. Bazı sabit fikirliler, dine karşı olanlar, dinini iyi bilemeyenler ve öğrenmeyenler özellikle bu mübarek Ramazan ayında hayır hasenat yapanlar hakkında yanlış düşünüyor, konuşuyor ve büyük günah işlemiş oluyorlar. Mesela; (Her yıl mübarek Ramazan ayında zekatlarını gıda olarak dağıtan Atasay Kamer Vakfı, Şanlıurfa Milletvekilimiz Emin Önen, iş adamlarımızdan hemşehrimiz Mahmut Cevdet Abacıoğlu ile damatları Birol Yılmaz ve Tarkan Ander gibi....) 25 kat daha fazla sevap kazanmak için zekatını açıktan verenlere söz söylemek onlar hakkında sui zan etmektir ki, affolunmayan büyük günahtır. Belki bilmeden söyleyenler de vardır. Dinini kulaktan dolma öğrendiği için böyle yapmaktadır. Ancak bu kişiler de dinlerini en iyi şekilde öğrenmek zorundadırlar. Ya fıkıh kitaplarını, ilmihali okuyacak, araştıracak veya güvenilir bilenlere soracak. Kişi dinini en iyi şekilde öğrenmelidir. ‘Ben Müslümanım’ deyip gereğini yerine getirmemek, yada dininin gereğini en iyi şekilde yapanlara dinini öğrenmediğinden bilemediği halde söz söylemek çok büyük günahtır. Bir kimsenin hakkında suizan etmek doğru değildir. Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Bayram gecesi müminler affedilir, yalnız 4 sınıf insan affedilmez. Bunlardan biri, suizan edenlerdir. Suizan, Müslümanlar hakkında kötü düşünmek, kötü zanda bulunmaktır, çok büyük günahtır. Suizan edene, Allahü Teâlâ tevbe etmek nasip etmez. Bid’at ehli de böyledir, çünkü bunlar, kendilerinin doğru düşündüklerine, doğru bildiklerine inanırlar. Yanlış yaptıklarına inanmazlar ki, tevbe etsinler. Günahını bilip tevbe ederse, elbette affolur. Farz olan zekâtı açıkça vermek riya olmaz, daha sevap olur. Zekâtın böyle alenen verilmesi, zekâtını vermemiş olmak töhmetinden kurtarır, başkalarına da örnek teşkil etmiş olur. İbni Abbas hazretleri, gizlice verilen nafile sadakanın sevabı, alenen verilenden 70 kat fazladır buyurdu. Açıktan verilen zekâtın sevabı ise gizlice verilenlerine göre 25 kat fazladır. İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki: Bir kuruş zekât vermek, milyonlarla sadaka vermekten, daha sevaptır. Zekât vermek, Allahü Teâlâ’nın emrini yapmaktır. Sadaka ve hayratın çoğu ise, ün, saygı ve nefsin şehvetlerini kazanmak için olur. Farzlar yapılırken araya riya, gösteriş karışmaz. Nafile ibadetlerde ise, gösteriş çok olur. Bunun içindir ki, zekâtı, açıktan vermek lazımdır. (2/82) Riya, gösteriş demektir. Mal, mevki, saygı, şöhret kazanmak için ibadet etmek, riya olur. Riya ile yapılan farzlar, sahih olur. İbadet borcu ödenmiş olur ise de, sevabı olmaz. Şartlarına uygun olduğu için sahih olan bir namaz, riya ile gösteriş için kılınırsa, sevab hâsıl olmaz, riya olur. Allahü Teâlâ’nın rızası için namaza başlayıp, sonradan hâsıl olan riyanın zararı olmaz. Allahü Teâlâ’nın rızasını hiç düşünmeden yapılan riya ise, çok kötüdür. Riyaya mani olmak için, nafile ibadetleri gizli yapmalıdır. Mesela sadakayı gizli vermeli, kuşluk namazı kıldığını söylememelidir; fakat ibadetlerini başkalarına göstermek, onlara öğretmek ve teşvik etmek niyetiyle olursa, riya olmaz ve çok sevab olur. Farzlarda ise, riya olacak diye, ibadetleri gizlemek doğru değildir. Mesela zekâtı, beş vakit namazı gizlememelidir. Cuma namazına gitmelidir. Ramazan orucunu tutmakta da, riya olmaz. İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki: Nafile ibadetlerde gösteriş çok olur. Farzlar yapılırken, araya riya, gösteriş karışmaz. Bunun içindir ki, zekâtı aşikâre vermek gerekir. Bu suretle insan, iftiradan kurtulur. (2/82) İbadetlerine riya karıştıranın sevabı azalır. İbadet yaparak Allahü Teâlâ’dan dünya çıkarlarını istemek, mesela yağmur duasına çıkmak, istihare yapmak gibi ibadetler riya olmaz. Ücretle imamlık ve Kur’an-ı kerim kursu hocalığı yapmak, sıkıntıdan, hastalıktan ve fakirlikten kurtulmak için âyet-i kerime okumak da böyledir. Bunlarda hem ibadet, hem de menfaat niyetleri vardır. İbadet niyeti hiç bulunmazsa riya olur. İbadet niyeti çok olursa, sevab hâsıl olur. İbadetlerini başkalarına öğretmek ve teşvik etmek niyetiyle olursa yine riya olmaz, hatta sevab olur. Allahü Teâlâ’nın rızası için namaza başlayıp, sonra namaz içinde hâsıl olan riyanın zararı olmaz. Riyanın zıttı ihlâstır. İhlâs, gerek bedenle, gerek malla yapılan farz veya nafile bütün ibadetleri, sadece Allah rızası için yapmaktır. Allah rızasından başka niyetle yapılırsa riya olur. Allahu Teala cümlemizi, riyadan sakınan ve dinin en iyi şekilde öğrenip yaşayan kullarından eylesin. (Amin)  
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
HABERLER