banner54

Yaratılanı hoş gör
  müslüm abacı Muhterem Kardeşlerim… Müminin bile kötülükleri hoş görülmezken, suç işleyince cezalandırılırken, kâfirin kötülükleri hiç hoş görülür mü? Kâfir, insan olarak Müslüman’dan farksızdır, ırk yönüyle üstünlük yoktur; ama küfrü ve kötülükleri yönüyle çok fark vardır, hoş görülemez. Önce, insan olarak kâfirlerin dindeki yerini bildirelim. Birkaç hadis-i şerif meali: “Bütün insanlar [insan olarak] bir tarağın dişleri gibi eşittir.” [İbni Lal] “Arabın Acem’e, [Arap olmayana] Acem’in Araba üstünlüğü olmadığı gibi, kırmızının karaya, karanın kırmızıya üstünlüğü yoktur. Hiçbir milletin diğerine üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takva iledir.” [İbni Neccar] “[Kâfir de olsa] Bütün insanlar, Allah’ın ıyalidir [kullarıdır]. Allahü Teâlâ’nın en çok sevdiği kimse, Onun ıyaline iyilik edendir.” [Bezzar] “Kâfir de olsalar, komşuya, misafire ve ana babaya ikram et! Kâfir de olsa, dilenciyi reddetme!” [Ç. Y. Güzin] “Allahü Teâlâ mazlumun bedduasını, kâfir de olsa kabul eder.” [Ç. Y. Güzin] “Kâfir de olsa, mazlumun bedduasından sakının!” [İ. Ahmed] “Kâfir arkadaşını öldüren de, ümmetimden değildir.” [Hadika] “Bir zimmi kâfiri öldüren Cennetin kokusunu duyamaz. Hâlbuki Cennetin kokusu kırk yıllık mesafeden duyulur.” [Buharî] (Zimmi kâfir: Gayrimüslim vatandaş) Zimmi kâfire zulmetmek, Müslüman’a zulmetmekten daha kötüdür. (Dürr-ül-muhtar) Kâfirlere, kötü sözlerle hakaret eden, onları inciten cezalandırılır; çünkü kâfirleri incitmek, kalblerini kırmak haramdır. (Mülteka) İnsan olarak kâfirler bu manalarda hoş görülür. Yoksa küfürleri ve suçları hoş görülmez. Onları sevmek, onlarla dostluk kurmak haramdır. Birkaç âyet-i kerime meali şöyledir: “Allah’a ve kıyamet gününe iman edenler; babaları, kardeşleri ve akrabaları da olsa, Allah’ın ve Resulünün düşmanlarını sevmezler.” [Mücadele 22] “Ey iman edenler, benim de, sizin de düşmanınız olanları [müşrikleri] dost edinmeyin! Onlar, size gelen gerçeği [Kur’an-ı kerimi] inkâr etmişken onlara sevgi besliyorsunuz [Resulün gizlediği sırrı veriyorsunuz]; oysa onlar, Rabbiniz olan Allah’a inandığınızdan dolayı sizi ve Resulü [Mekke’den] çıkarıyorlar. Eğer sizler Benim yolumda savaşmak ve rızamı kazanmak için [Mekke’den] çıkmışsanız, [onları dost edinemez] onlara sevgi gösteremezsiniz [sır veremezsiniz]. Ben, sizin gizlediğinizi de, açığa vurduğunuzu da bilirim. İçinizden, onlara sevgi gösteren, [düşmanı dost edinen] elbette doğru yoldan sapmış olur.” [Mümtehine 1] “İbrahim’in ve Onunla beraber olan müminlerin sözlerinden ibret alın! Onlar, kâfirlere dediler ki, biz sizden ve putlarınızdan uzağız. Dininizi beğenmiyoruz. Allahü Teâlâ’ya inanıncaya kadar, aramızda düşmanlık vardır.” [Mümtehine 4] Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki: “En kıymetli ibadet, Allah için sevmek ve Allah için düşmanlıktır.” [Ebu Davud] “Allah’ın düşmanlarını sevmemek, imanın tadını artırır.” [Taberani] “Allah’ı sevmeyen ve Onun düşmanlarını düşman bilmeyen, hakiki iman etmiş olmaz. Müminleri Allah için seveni ve kâfirleri düşman bileni, Allah sever.” [İ. Ahmed] İsa aleyhisselam, “Allah düşmanlarına buğzederek, Allahü Teâlâ’nın sevgisini kazanın! Onlardan uzaklaşarak Allah’a yaklaşın! Onlara kızarak Allah’ın sevgisini arayın” buyurdu. Hazret-i Ömer’e, zeki ve yazısı güzel olan Hireli bir Hıristiyan’ı kâtip yapması söylenince, “Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmeyin” mealindeki âyeti okuyup, “Kâfiri dost edinemem” buyurdu. Hazret-i Ömer, Ebu Musel Eşari’ye, “Niçin, bir Müslüman kâtip kullanmıyorsun? “Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmeyin” âyetini işitmedin mi?” dedi. O da, “Dini onun, kâtipliği benim” dedi. Hazret-i Ömer, “Allahü Teâlâ’nın hakir ettiğine ikram etme! Onun zelil ettiğini aziz etme! Hıristiyan ölürse ne yapacaksan, şimdi onu yap! Hemen o kâfiri değiştir!” buyurdu. (H. S. Vesikaları) Şu halde, yaratılanı yaratandan dolayı hoş gör demek, kâfirleri sevmek demek değildir. İnsan olarak ona iyi davranıp, onu kazanmak, hidayetine vesile olmaya çalışmaktır.   Kim olursan ol, gel Mevlana Celaleddin-i Rumi hazretlerinin, “Gel, gel, her kim olursan ol, gel! Müşrik, Mecusi olsan veya puta tapsan da gel! Bizim dergahımız ümitsizlik dergahı değildir. Tevbeni yüz defa bozmuş olsan da gel” demesi, “Gel, sana Müslümanlığı öğreteyim de, gerçeği gör” demektir. Gel de gavurluğuna devam et demek değildir.   Allahu Teâlâ cümlemizi yaradılanı yaradandan ötürü seven kullarından eylesin. (Amin)
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
HABERLER