banner54

VİCDANI AMERİKA OLANIN İLAHI TAKİYYEDİR

  Prizma 2 kitabında Fethullah Gülen referanslı tespit ve tavsiyeler(!): Fethullah Gülen’in okumuş olduğum “Prizma 2”adlı kitabında itikad-i meselelerle alakalı bir takım problemlerin olduğunu fark ettim. Aslında yer yer dillendirmiştik ama gerek karşı taraftan gerekse meseleye objektif yaklaştığını söyleyen bir takım zerzevattan gereken ilgi alakayı göremedik.

Kitaptaki mesele şu şekilde; Gülen kitabında Anadolu’nun herhangi bir yerinde bir kaç papazın ve imamın bir mecliste konuştuğundan bahsediyor. En son papazlar konuşmasını gayet güzel(!) bir şekilde yapıyor ve bitiriyor. Daha sonra imam konuşuyor tevhidi anlatıyor bir takım ortak özelliklerden bahsediyor ve meselenin sonunda ön şart olarak Allah’ın varlığına ve (birliğine),Hz. Muhammedîn onun peygamberi olduğuna iman etmek yeterlidir diyor. -Buraya kadar normal- Bundan sonrasında ise kitabın yazarı muhterem sanki imam yanlış bir şey söylemiş gibi başlıyor tenkide. Tenkit de bulunurken de tedbiri elden bırakmıyor tabi. Diyor ki; “Tamam O’na canımız feda lakin her şey güzel giderken niye Muhammed’i karıştırıyorsun be adam” demekten de kendisini alamıyor. Evvela “La ilahe illallah ’ta” birleşmemiz gerektiğini vakti geldiği zamanda “Muhammedür rasulullah’ı” söyleyeceklerini söylüyor. Burada İmamın yersiz olarak “ Muhammedür rasulullah’ı” söylediğini ve bunu söylememesi gerektiğini savunuyor.(Sadece la ilahe illallah demenin düz işlevsiz bir anahtar olduğunu unutuyor

Ameli meseleler tartışılabilir. Lakin mesele itikad olunca işler biraz değişiyor. Hz. Muhammed Peygamber olduğunun müjdesini aldıktan sonra peygamber olduğunu gizledi mi? La ilahe illallah demek yeterlidir dedi mi? Peygamberi bir duruş sergilediklerini söyleyenlere Bu soruları sorduğumuz zaman alınacak bir cevabın olmadığını görüyoruz. Tebliğ metoduna hayır demeyiz, bir tebliğ metodu söz konusu ama ölçüleri olmalı. Bu anlayıştan dolayı yıllarca kendimizi ılımlı(yumuşak) göstererek onları kendimizden bildik. Bu uğurda Amerika’nın vicdanına sığınmak zor olmadı haliyle. Onlarında istediği bu ortamı hazırlamak yahut bu işin mizansenini oluşturmak değil miydi zaten. Peki, Takiyyeci olmayı kim öğretti size? Tağuttan medet umanlar mı? Yoksa İslam’a hizmet etmenin yolu Tağut’a(Siyonizm’e) hizmetten geçer diyenler mi? Bunun ne demek olduğunu biliyorlar ama takiyyeciliğinde namussuzluk olduğunu birileri onlara anlatsın. Her dönemin tehlikelisi olduğunu bilmekle birlikte Asr-ı Saadet döneminde münafıkların faaliyetlerinden tutunda Osmanlı’nın son dönemlerindeki Sabatay Sevi yapılanmasına kadar birçok alanda metod(!) olarak kullanılmış. Günümüzde ise özellikle ülkemizde takiyyeciliğin en tehlikelisi ile karşı karşıya olduğumuza İslami camianın bu işin başını çektiğine Özellikle konjonktür partilerinin bunu açıkça dillendirmekten çekinmediğine meseleyi gömlek giy gömlek çıkar meselesine getirdiklerine hepimiz mutabıkız, Şahidiz. Efendim ne yapalım yani Amerika’yla başa çıkılır mı mecburen eyvallah edeceğiz diyenler türedi sokakta Rabbimin “kun fe ye kun” ayetinden habersiz.

Ne diyelim Takiyyeci’nin bir planı varsa Allah’ında bir planı vardır elbet. Belli mi olur bakarsınız Hak Teâlâ Hak ile batılı birbirine karıştıran takiyyecileri de birbirine düşürüverir Alimallah…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
HABERLER