banner54

TORUN MU? EVLAT MI?
hüseyin bozkurt     Ülkemizde dede-nene olan kişilere sorulan ilk sorudur: Torunu mu daha çok seviyorsun? Çocuğunu mu? Bende bu sorulara muhatap kaldım. İlk zamanlar afalladım. Hangisini söylesem diye. Sonraları 2 paragrafla açıklamaya başladım. Bu gün de bu yazının konusunu oluşturacak esas cevabı yazıyorum. Aslında tek nedeni de, tek cevabı da yok bu sorunun. Öncelikle baba-anne olunan yaş ile dede-nine olunan yaş farklıdır. İnsanlar yaşlandıkça duygusallıkları da artar. 30 yaşında dinlediğiniz bir türkü sizi etkiler ama 55 yaşında dinlediğiniz türkü sizi duygulandırır, saçlarınızı yukarı doğru çeker, ağlatır. Türkü aynı türküdür. Yani ileri yaşlarda insanların duygusallıkları artar. Sevgileri artar. Hayat tecrübeleri ve hayat zorlukları ve sorumlulukları değişir. Gençlik yıllarında hayat koşturmacasında evlatlarınızın doğumunu, büyümesini bir görev gibi algılarsınız. Yetiştirme, büyütme ve yönlendirme sorumlulukları sevgi gösteriminizi baskılar. Veya birlikte zaman geçirme süreniz azalır. Birlikte geçirdiğiniz zamanda da onun bakımı, yaramazlıkları, güvenliği, eğitimi vb sorumluluklarını düşünüp duran anne-baba kucağına alıp da sık sık sevgi gösterisinde bulunamaz. Aslında evlat daha çok sevilir ama belki dışa vurumu belirgin olmaz. Dede-nine için sorumluluğu olmayan bir çocukla birkaç saat birlikte geçirmeleri bir fırsattır. O saatleri dolu dolu geçirmeye çalışırlar. Kaka yapınca ya da yorulunca da al çocuğum çocuk seni istiyor deyip esas görevlisine salıverirler. Yani sorumluluğu olmayan yoğun bir sevgi gösterirler. Çocuk da dede-nenesinin yanında özgür davrandığı için o birkaç saat ona oyun gibi gelir. Anne ve babasının fırça, azar, hayır cevaplarından bıktığı için dede-neneyi gören torun her türlü hünerini sunar. Karşılıklı daha çok sevgi dolu ortam yaratılır. İşte tam bu ortamlarda; Torunları daha çok seviyorsunuz. Bizi de bu kadar sever miydiniz? Çocuk bizden çok dede-nenesini seviyor gibi yakınmalara ve sorulara rastlanır. İlk anne-baba olmanın mutluluğu ve çocuğun büyüdüğü yıllarda ona sunulan sevgi bir başkadır. Tarif edilemez, yaşanır. Bir annenin çocuğunun bakımını yaparken, giydirirken, uyurken yavrusuna gösterdiği gizli sevgiyi kim fotoğraflayabilir ki? O annenin içinden kaynayan sevgiyi kim tarif edebilir. Neslini sürdürecek çocuğunu kucağına alan babanın sevgisi ve mutluluğu tarif edilemez. Ama 20-30 yıl sonra o anların güzellikleri unutulur. Onların yerine ailede 10-15 yıl küçük çocuk olmadığı bir dönemde torun ortaya çıkar. Aile çocuklarını büyütmüş, öğrenim ve hayat problemleri başlamış, para harcayan, kucağımıza sığmayan, avucumuzda tutamadığımız kişilerin yanında dünyaya yeni gelmiş, yetiştirdiğimiz ağacın meyvesi olan torun şirin şirin bizi bekler. Gel de sevgini gösterme. Bu yeni çocuk ufak bir çikolataya, parktaki bir salıncağa kanabilen, pampiş elleri, bıcır bıcır dilleri, ufacık bedeni, bize göre küçük yaşında ileri zekalı sevimli şeye o an göstereceğimiz sevgi sağanağı; tabi ki şiddeti geçmiş yağmur gibi olan evladımızdan sevgi gösterisi daha fazla olacaktır. Ama sağanak sonrası yağmurun getirdiği dingin ortamda tabiatı nasıl seversek, evladın ileri yaşlardaki sevgisi da daha olgun ve daha derinden olacaktır. Sanmayın ki; torununuzu çok sevince evladınızı unutuyorsunuz. Bir diğer sebep, hayat koşturmacasında, geçmiş yıllarda evlada verilemeyenlerin toruna verildiğini görürüz. Evlatta eksik kalan duygular torunda tamamlanır. Torun sevgisini özel kılan diğer bir sebep ise; sevginin çokluğu ile birlikte gösterilen sabır, hoşgörü ve anlayıştır. Torunların hiç bir kusuru görülmez, onlardan hiçbir şey esirgenmez, hep hoş karşılanır. Kaşlar çatılmaz. Çocuklarımızın küçükken elleyemediği büfeler, saksılar, vazolar kayıtsız şartsız sunulur. Belki de torunlara gösterilen bu sevginin nedeni içinde sorumsuzluğumuzun olmasıdır. Kendi çocuğumuzu yetiştirirken sorumluluk duygusuyla hareket ediyor, Onun yetişmesiyle ilgileniyoruz. Torunda ise bu sorumluluk başkalarında oluyor. Bize da sadece sevgisi kalıyor. Peki, biz çocuklarımıza zamanında torununki kadar sevgi verebildik mi? Kendi adıma evet. Ama törelerden dolayı çocuğunu kucağına bile alamayanların, iş durumları ve diğer nedenlerle çocuğunun büyüdüğünü göremeyenlerin, bir çocuğunun olduğunu farkında olamayanlarında sayısı az değil. Bazı kimseler de çocuklarına çeşitli sebeplerle, yeterli sevgi ve ilgiyi verememenin haksızlığını hissedip torunlarında bu haksızlığı ve eksikliği gidermeye çalıştığını görmek mümkün. Torunlardaki sevgi ve ilgiyi arttıran bir sebep de; şimdiki çocuklar, bizim ve çocuklarımızın zamanından çok farklı. Bizler o yaşlarda ancak konuşmaya başlarken, şimdi bıcırlar ıphone kullanıyorlar. Onları artık kandıramıyoruz. . Gelişen bir toplum olduğumuzdan nesiller değiştikçe, teknoloji değiştikçe, mali ve maddi durumlar değiştikçe sevgi ve ilgi dereceleri de, töreler de değişiyor. Mesele eskiden çocuğumuzu az ya da çok sevdiğimiz sevmediğimizden çok, şimdi hemen sevgimizi gösterelim. İletişim kuralım, sevmek için sorgulamayalım. Yaşı kaç olursa olsun hem çocuğumuzu hem de torunumuzu hemen sevelim. Onlarla vakit geçirelim. Bir gün gelir ona fırsat bulamayabiliriz. Hem de o gün çok uzaklarda değil. Sonra pişman olmayalım. Yaşı kaç olursa olsun çocuğunuza sarılın, koklayın ondan uzak durmayın. Çocuklar ve gençler sizde anne ve babanıza, dede ve ninelerinize sarılın. Hiçbir sevgi için geç değildir. Fırsat elde iken yapın. Aile büyüklerimiz,  evlat ceviz ise torun cevizin içidir. Evlat ana para, çocuk kârdır. Çocuk ağaç ise torun meyvesidir. Sonuçta meyve sevilmez mi? Anne ve babalar yarın sizlerin de meyveleriniz (torunlarınız) olacak merak etmeyin. Bu arada kâr bir başkadır. Ana paraya kimse bakmaz değil mi? Ama ana parayı kazanmak da kolay değil unutmayın. Kar ediyor mu diye düşünür. Netice de evladınızın evladı. Siz evlatlara duyulan sevginin sonucudur torun sevgisi. Niye başkasının torununu alıp parka götürmeyiz? Torun sevgisinin büyük olmasının bir sebebi de; torunun o gün için çocuk ve bebek olmasıdır. Kimin çocuğu olursa olsun ilk yaşlarında tüm çocuklar sevilir. Komşunun 1 yaşındaki çocuğunu da çok sevebilirsiniz ama 28 yaşında oğluna aynı sevgi ve ilgiyi göstermezsiniz. Yani biraz da yaş ile ilgili. Bu tartışmanın olduğu dönemde çocuklar büyük, torunlar bebek ya da çocuktur. Torun olduğunda dede-nineler de olgun, hayata daha akıllı adımlarla tutunan kişiler olduğundan, sevgilerini daha çok ve yoğun sunabilirler. Son bir sebebi de bir dostumdan öğrendim. Dostum bana “Evlat yetiştirmek görevdir, torun ise sadece sevmek içindir. Bu yüzden toruna ilgi daha fazla olur” dedi. Öyle ya torunu 2 yaşında iken 1 yıl görmeyebiliriz. Ama aynı yaştaki evladımızdan 1 yıl ayrı kalabilir miyiz? Çünkü onu büyütmek yetiştirmek görevimizdir. Sevgi aşağıya doğru gelişir artar, saygı yukarıya doğru. Evlatlarımız CAN’dır. Onlardan büyürken bir saat bile ayrı kalmayın. Top oynayın, parka gidin, oyun oynayın. salıncakta birlikte sallanın, kaydıraktan kayın (sığmasanız) bile. Birlikte hayvan ve bitkilerle uğraşın. Her türlü sevgiyi aşılayın ki; size tatlı tatlı torunlar versinler. Torunlarımız ise CAN’larımızın CAN’ıdır. Bırakın da Canımızın Canını da biz sevelim. Ana sermayeyi bizler kazandık, bırakın da  bölüşelim. Offff…  Kâr da ne tatlı değil mi…! Unutmayın bir zamanlar siz de torundunuz. Sevgi ile kalın..!
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
HABERLER