banner54

ŞİRKET SERMAYE VE BİLANÇOLARI
  hüseyin bozkurt Bilanço, bir işetmenin aynasıdır. Neyi var, neyi yok gösterir. Bir tarafta işletmenin varlıkları, diğer tarafta bu varlıkların hangi kaynaklardan elde edildiğini gösterir. Bilanço, aynı zamanda bir işletmenin herhangi bir tarihteki durumunu gösterir. Bu özelliği ile bilanço birçok kesime özet bilgiler verir. Bunlar; işletme sahipleri, çalışanlar, bankalar, kredi kuruluşları, vergi idaresi, yatırımcılar, işçi sendikaları, şirket ortakları vb. kişi ve kurumlardır. Bu kişiler, bilançolara bakarak, o şirket hakkında bir karara varırlar. Mesela, banka kredi verirken bir takım analizler yaparak, o şirketin durumuna göre kredi verir. Bir şirkete ortak olacaklar da; şirketin neyi var neyi yok, durumu nedir diye bakarak karar verirler. Amacımız bilançoyu anlatmak değil ama kısaca bilançonun ne işe yaradığından bahsedersek, yazacağımız konuların da kolay anlaşılmasını sağlayacaktır.   Ülkemizde; aile şirketlerinin çoğu, kurulduktan sonra uzun bir müddet sermaye artırımında bulunmamaktadırlar. Genellikle, nakit ihtiyaçlarını ortaklar cari hesabından borçlanarak şirketi döndürmeye çalışırlar. Bu konu, bugüne kadar önemsenmemişti. Gerek mali idare ve gerekse bankacılık sektörü ortak cari hesaplarını da öz sermaye unsuru görüp geçmişlerdi. Ama Avrupa’da 01.01.2007 tarihinden ve ülkemizde de üstü kapalı da olsa 01.01.2008 tarihinden itibaren BASEL II kararları uygulanmaya başlamıştır. Bu uygulama ile artık ortak cari hesapları öz sermaye unsuru değil bir borç olarak kabul edilecektir. Dolaysıyla bankaların ve kredi kuruluşlarının değerlendirmelerinde; kredibilite bu tutar kadar düşük çıkacaktır. Bir çok firma bankaların kapısından geri dönecektir. Zira ülkemizde bankaların %60 si civarında kısmı ya tamamen yabancı ya da yabancı ortaklı olup,  bu yüzden birçok banka ve kredi kuruluşu BASEL II kriterlerinin bir kısmını uygulamaktadırlar. Ancak ülkemizde üstü kapalı uygulansa da resmen bu kararlar uygulamaya sokulamamıştır.     Öte yandan, Türk Ticaret Yasasının 2011 yılı içinde değişmiş olup, 01.07.2012 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiştir. Yasa değişikliği ile bağımsız denetçi tutma zorunluluğu getirilerek, birçok şey eskisi gibi olamayacak. İşte tam bu günlerde; bilançolarınızın en kısa zamanda elden geçirilmesinde fayda vardır. Yine vergi idaresi, yaptığı elektronik yatırım ve sistemler ile vergi denetimini de tek elden yapmakta olup,  elektronik ve diğer denetimler açısından da bilançolarınızdaki bilgiler önem taşımaktadır. Hatta bilanço ve gelir tablolarınızdaki dengesizlikler yüzünden, size haberiniz olmadan bir ceza ihbarnamesi gelmesine sebep olabilecektir. Bu tür denetim uygulamaları başlatılmıştır. Öte yandan gelir vergisi yasasında harcamaların kaynağının araştırılması ve verginin tabana yayılması ile ilgili düzenleme çalışmaları sonuçlandığında artık şirketler sermayeyi hele şu kadar milyon TL arttıralım diyemeyecekler. Bunun kaynağını izah etmek durumunda hatta vergisini ödemek durumunda kalabilirler. Tabi ki yasalar çıkar ve uygulanırsa. Ama bir gün bunlar olacaktır. Ve bu kaçınılmazdır.   Ayrıca, kurumsallaşma yolunda adım atmak isteyen firmaların, artık birer FİNANSAL planlama ve bilanço değerlendirme çalışması başlatması gerekmektedir. En azından yılda bir defa bilanço analizleri yapılmalı ve işletmenin nerede olduğu, gelişme ve gerilemesi var mı araştırılmalıdır. Şirketin yeni kaynaklara ihtiyacı var mı yok mu bunlar belirlenmelidir. Bunun için iyi bir bilanço okuma yapılması lazımdır. Bilançolar, teknik bilgiye sahip kişilere okutturulmalı ve yönetim kurullarında değerlendirilerek gereği yerine getirilmelidir. Yani BASEL II uygulanmasa, vergi yasaları değişmese bile; her işletmenin bilançoları, yılda bir defa kontrol ettirilmelidir. Sermaye hesabı ve öz varlık; bir işletmenin ya da bilançonun prestijidir. Gerçekte işletmede kullanılan sermayenin, SERMAYE hesabında görünmesi o firmayı prestijli kılar. Güven verir. Kayıt dışı çalışan bir firma görüntüsünden kurtarır.                      Peki, saydığımız riskleri bertaraf etme ve kurumsallaşma adına ne yapılmalı, nasıl yapılmalı, sermaye artışı nasıl yapılmalı, ne kadar attırılmalı ve ne zaman arttırılmalıdır. Sermaye artırmadan önce, bilançonun bir uzman kişiye okutturulması ve analizinin yaptırılması gerekir. Bu analiz raporu üzerine, şirketin o günkü nakit ihtiyacı ile önümüzdeki birkaç yıllık olası nakit ihtiyacı hesap edilerek sermayenin kaç TL arttırılacağına karar verilmesi gerekir.   Kaç TL artış yapılacağı belirlendikten sonra, artışın nakit olarak mı yapılacağı, yoksa şirketin öz kaynakları arasında yer alan bazı kalemlerden mi karşılanacağı belirlenmelidir. Öncelikle öz kaynaklar arasında bilanço da yer alan aşağıda belirtilen kalemler sermaye artışında kullanılabilir. Bunlar;   -Geçmiş yıl kârları, -Sermaye düzeltmesi olumlu farkları, -Değer artış fonları, - İştirak Hisseleri ve Gayrimenkul Satış Karından oluşan Fonlar, -Özel fonlar,     Bu kalemlerden, bilançoda yer alanlar, sermaye artışında kullanılabilir. Bu kalemlerin sermayeye ilavesi kâr dağıtımı sayılmadığından, hiçbir vergiye tabi değildir. Bunları sermayeye ilave ederek, bilançoyu da sadeleştirmiş olursunuz. Sermaye artış tutarından yukarıdaki kalemlerin toplamı düşüldükten sonra kalan kısım nakit olarak arttırılmalıdır. Hatta nakit arttırılacak kısımdan ortaklar hesabındaki borç miktarı mahsuben ödendikten sonra kalan kısım nakit ödeme olarak yapılabilir.   Sermaye ne zaman arttırılmalı derseniz. Eğer bilançonuzda yukarıdaki kalemler varsa, işletmenizin öz kaynak eksiği varsa, rasyolarınız olumsuz ise en kısa zamanda sermaye durumunuzu düzenlemenizde fayda vardır.  
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
HABERLER