banner54

PARALEL VE DİKEY YAPILAR

Siyasette aşk, menfaatlerin çakıştığı yerde bitiyor.

Acayip şeyler yaşanıyor. Allah adına siyaset de ticaret de insanı kendinden ediyor. Bu kadar melankolik, çoğu defa nefret kusan, ayrıştırıcı, ihanet kokan ve de +18 olan meydanları şimdiye değin hiç görmemiştim.

Böyle zamanlarda, insanın aşk hevesi akşam haberlerini seyredince kaçıyor.

Bizler,

Geçmişi,  karanlık ve faili meçhul…. 

Bugünü;  fikrimizde oluşturulan bilmem kaç doğrunun yer yer kesişerek, bilmem kaç nokta arası oluşan paralel doğrultular ve gerçek ile yalanın bilerek karıştırıldığı, siyasetten doğma, fantastik ve bir o kadar sisli kurgular arasında sıkışmış.

Geleceğin ise kararsız kararlılıklar ile karartılmış bir milletin, ne olup bittiğini anlayamayan gerzek çocukları oluverdik.

Neye inanacağımızı şaşırdık. Maalesef artık doğru bir tane değil.

İnandığınız doğru, hangi medyayı takip ettiğinize, hangi ipi-sapı tuttuğunuza bağlı. Gerçek, keskinliğini hiç bu kadar kaybetmemişti.  Zavallı bir durumda ve çaresiz olmamıştı.

Hiçbir şeye yanmıyoruz desek de, lafın gelişi öyle oluyor. Aslında çok şeye yanıyor insan…

İlmine beddua yakışmayan bir Müslümana ve de bu bedduaya âmin diyen dillerin şerrine uğramış Müslümanlara ait olduğunu bildiğimiz ilim yuvası mekânların “ in” olarak tarif edilmeyi ne zamandan beridir hak ettiklerini düşünüp,kül olurcasına yanıyor insan.

Nerdeyse bir asırdır akan gözyaşların heba olmasına, Müslüman samimiyetinin paralel çarklarda itibarsızlaşmasına, samimi yüreklerin bu denli hüsrana uğramasına üzülüyor insan.

Öte tarafta, bir milleti makûs talihsizliğinden kurtaran, sağlığı pahasına omuzlarında taşıyan, şer ittifaklarının elbirliğiyle yok etmek üzerine kurguladıkları bir milletin onurunu koruyan, bunu yaparken iç ve dış güçlerce istenmeyen adam ilan edilen bir lider var. Türkiye halklarının kardeşliğini yeniden tesis ettirmek uğruna engerek zehrini içmeyi göze alan bir lider…

Kendi tebaasından fışkırmış ayrık otlarından bilmem hangi densizin kasetine, rüşvetine kurban edilmeye çalışılan bu lidere;  hırsızlık, itibarsızlık çarkının içinde,  başçalan olarak ilan edilmesine yanıyor insan.

Her iki paragrafın ne kadar muğlâk cümleler olduğunu fark etmiş olmalısınız.

Eğer ki bu gerçeklerin farkına varmadıysanız, bilin ki bu cümlelerin her kelimesi  hakikat ile yalan arasında sıkışmış aklımın, gerzek yansımalarıdır.

Sap ile samanın karıştığı, doğru ile yalanın matlaştığı, iman ile olimpiyatların yarıştığı, MİT ile jandarmanın takıştığı, tapelerin tabulaştığı, helal ile haramın karıştığı acayip zamanlardan geçiyorken, insanın hiç bir şey olası geliyor.

Hiç bir şey ve hiç kimse…

Şöhretten uzak, tavan arası yapıldığı iddia edilen abdestli çekimlerin başrol oyuncusu olmadan, tele kulaklardan kaçacak sözü olmadan, hiç bir şey olan ve hiç bir şeyi olmayan biri olmak zamanıdır.

Sırf iflas etmiş bir sistemin çarkında un ufak olmamak, mahkeme salonlarına uğramamak, yıllarca alıkonulup akabinde yeniden yargılanmamak için, insanın kalemini kırası geliyor.

Yarın seçim sandıklarına gideceğiz. Neye inanıyorsak ona itibar etmeliyiz. İnandığımız doğrunun, kendi bilgi dağarcığımız, fikri bütünlüğümüzle oluşup oluşmadığını incelemeliyiz. Verdiğimiz kararın, bizim kendi öz fikrimiz mi, yoksa başkalarının bizde yarattığı algı yanılması mı? Bunu düşünmeliyiz, bu sorulara cevap bulmalıyız.

Mesele kimin iktidara geleceği, kimin gideceği meselesi değil. Genel seçim havasına dönüştürülerek, âdeta kin ve intikam yeminleri edinildiği, iftira ve belden aşağı söylemlerin oluşturulduğu, +18 miting meydanlarından yayınların yapıldığı ekranlardan çekelim gözümüzü, kulağımızı.

Mesele, bu millete kimin güzel yarınlar, istikrar ve de itibar sağlayacağına karar vermemizdir.

Kime neden rey vereceğimize dair vicdanımızı hakem tayin edebiliyor olmalıyız. Elzem olan, kendi reyimize ne kadar sahip çıkabildiğimiz, bu kadar yalanın, dolanın içinde gerçekleri ayıklayıp, çocuklarımızın yarınlarını aydınlatan ışık olabilmemiz.

30 mart YEREL SEÇİMLERİN’in Türkiye halklarına ve bu halktan umut bekleyen ırkı ayrı,milliyeti ayrı kardeş dünyalılara hayırlı olmasını,en nihayetinde doğruluk,kardeşliğin kazanmasını diliyorum.

Güneş balçıkla sıvanmaz...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
HABERLER