banner54

Oruç ve aç durmak
  müslüm abacı Muhterem Kardeşlerim…. Oruç, yalnız aç ve susuz kalmak değildir. Bir hayvanı veya inanmayan bir kimseyi bir odaya hapsedip aç, susuz bırakmakla oruç tutturulmuş olmaz. Orucun, sabır, şükür, nefs terbiyesi gibi diğer ibadetlerle irtibatı vardır. Onun için hadis-i şerifte, “Her şeyin bir kapısı vardır. İbadetlerin kapısıysa oruçtur” buyuruldu. (İbni Mübarek) Sinir sistemimizin vücuttaki yeri çok mühimdir. Dil sinirleri felç olan konuşamaz. Bacaktaki sinirler felç olursa, insan yürüyemez. Sinirimizin bozulması nispetinde hayatımız, az veya çok tehlike içindedir. Siniri bozuk kimse, huzursuz olur, sabredemez. Cemiyetteki kavgaların, cinayetlerin çoğu sinirli olmaktan, sabredememekten ileri gelmektedir. “Oruç sabrın, sabır da imanın yarısıdır” hadis-i şerifi oruç tutanın sabırlı olduğunu bildirmektedir. (Ebu Nuaym) Böylece, orucun imandan da olduğu görülmektedir. İmanlı olan da, imanının kuvvetine göre suç ve günah işlemez. Sinirine hakim olur. Her şeyin bir zekatı vardır. Vücudun zekatıysa açlıktır. Oruç tutarak aç kalanın arzuları kırıldığı için sabretmesi kolay olur. Oruç tutan aç durur. Aç durmak iyidir: Aç duranın basireti açılır. Anlayış kabiliyeti artar. Hadis-i şeriflerde, “Aç duranın idraki artar, zekası açılır” ve “Tefekkür, ibadetin yarısı, az yemekse tamamıdır” buyuruldu. (İ. Gazali) Çok yiyen çok uyur, çok uyuyanın da ömrü boşa geçmiş olur. Çok yiyen sarhoş gibi olur, dimağı yorgunlaşır. Zekası, zihni dumura uğrar. Açlık, kalbde incelik doğurur. Hadis-i şerifte, “Az yiyenin içi nurla dolar ve Allahü Teâlâ, az yiyip içen ve bedeni hafif olan mümini sever” buyuruldu. (Deylemi) Açlıkta arzular kırılır, nefsimiz uysallaşır, serkeşliği kalkar. Çok yemek, gafleti doğurur. Azgın bir atı zaptetmek zor olduğu gibi, çok yedirmekle azan nefsi zaptetmek de zordur. Açlıkla terbiyesi kolaylaşır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: “İnsan kalbi tarladaki ekin, yemek ise yağmur gibidir. Fazla su ekini kuruttuğu gibi, fazla gıda da kalbi öldürür.” [İ.Gazali] Her zaman tok olan şefkatsiz ve merhametsiz olur. Tok, açın hâlini bilmez. Çok yiyen sert ve katı kalbli olur. Hadis-i şerifte, “Çok yiyip içmekle kalbinizi öldürmeyin!” buyuruldu. (İmam-ı Gazali) Sinirlerine hakim olan kimse huzurlu olur. Açlık, günah işleme arzusunu kırar, kötülük etmeye mani olur. Hadis-i şerifte, “Açlık ve susuzluk yoluyla nefisle cihad etmek, Allah yolunda cihad gibidir” buyuruldu. (İmam-ı Gazali) Çok yiyende acıma hissi azalır. Arzuları artar, harama dalar. Gayrimeşru arzuları harekete geçiren yolları tıkamak gerekir. Açlık şeytanın yolunu tıkar. Hadis-i şerifte, “Şeytan, damardaki kan gibi, vücutta dolaşır, açlıkla yolunu daraltın” buyuruldu. (İhya)   İmtihan ve oruç “Aç olanın kafası çalışmaz. Oruç tutma” diyorlar. İmtihana girileceği gün oruç tutmamak günah olur. Oruç tutmamayı mübah kılan özürler kitaplarda bildirilmiştir. Zaruretsiz oruç tutmamak haramdır. “Aç olanın kafası çalışmaz” sözü ilmî değildir. Ya cahillikten söylenmiştir veya oruç tutulmasına engel olmak için kasıtlı söylenmiştir. Ramazan haricinde de, imtihanlara fazla tok girmemeli. Mide çok doyarsa insanın kafası pek çalışmaz. Aç olanın zekâsı keskin, anlayışı kuvvetli olur. Oruçluya Allahü Teâlâ’nın ihsanı boldur. Sehl bin Abdullah et-Tüsterî hazretleri, “Akıllı kimseler, gerek din ve gerekse de dünya için açlıktan daha faydalı bir şey görmemişlerdir. Hikmet ve ilim açlıktadır, günah ve cehalet ise, tokluktadır” buyurmuştur. Şeyh Aliyyül-Havvâs hazretleri, “Gece ibadetine açlıkla hazırlanmalı. Midesi tok olanın manevî istifadesi az olur” buyurdu. (Uhûdül-Kübra) Açlık, sinirleri uyanık, zinde tutar. Fazla tokluk ahmaklığa yol açar. Okuduğunu ezberlemesi ve hatırında tutması zor olur. İmtihan için, kafayı çalıştıran, zekâyı açan, anlayışı artıran orucu tutmamak ahmaklıktır.   Ebu Süleyman Dârânî hazretleri buyuruyor ki: Aç durmaya çalışın, çünkü açlık, nefsi uysallaştırır ve kalbi inceltir. Nitekim Peygamber efendimiz, “Kalblerinizi az gülmek ve az yemekle diriltin; açlıkla temizleyin. Bu sayede kalbleriniz saflaşır ve incelir” buyurmuştur. Hazret-i Lokman Hakîm oğluna, “Ey oğul! Mideyi tıka basa doldurduğun zaman düşünce uyur, hikmet dilsizleşir” diye nasihat etmiştir. Ebu Süleyman Dârânî hazretleri, “İbadetin en tatlı olduğu zaman, karnımın belime yapıştığı zamandır) buyurmuştur. Cüneyd-i Bağdâdî hazretleri de, “Bir insan, kalbi ile göğsü arasına bir yemek torbası asarsa, münacatın tadını alamaz. Kişi aç ve susuzken kalbi saflaşır ve incelir. Doyunca körleşir ve katılaşır) buyurmuştur. Bunun içindir ki kendisine dünya ve hazineleri sunulduğunda Peygamber efendimiz, “Hayır, istemem. Bir gün aç, bir gün tok olmak isterim” buyurmuştur. (Tirmizî) Mide ile tenasül organı yerinde kullanılmazsa, Cehennem kapısı olur. Bunun esası da tokluktur. Nefsi zelilleştirip şehveti kırmaksa Cennet kapısıdır. Bunun esası da açlıktır. Cehennem kapısını kapatan kimse, Cennet kapısını açmış demektir, çünkü bu ikisi, tıpkı batı ile doğu gibi zıttır. Birine yaklaşan diğerinden uzaklaşmış olur. Hazineler elinde iken niçin aç durduğu Yusuf aleyhisselama sorulunca, “Tok olunca açları unutmaktan korkuyorum) buyurmuştur. Atalarımız da, “Tok, açın hâlinden bilmez) demişlerdir. Açlığın bir faydası da, insanın şehvetini kırması, kötülüğü emreden nefse hâkim olmasıdır, çünkü bütün günahların kaynağı şehvet ve kuvvettir. Bu da çok yemekle meydana gelir. Zünnûn-i Mısrî hazretleri, “Ne zaman doysam, ya isyanda bulundum veya isyana teşebbüs ettim” buyurmuştur. Âişe validemiz de, “İlk bid'at, doyasıya yemektir” buyurmuştur. “Açlık Allah'ın bir hazinesidir” buyuruluyor. Açlık sayesinde en azından konuşma ve şehvetler bertaraf edilir, çünkü aç olan bir kimsenin fuzulî konuşma şehveti harekete geçmez. Böylece dil, gıybet, kötü ve çirkin konuşmak, yalan söylemek, dedikodu gibi âfetlerden kurtulur. Yedi azanın bütün günahlarının sebebi, tokluktan hâsıl olan kuvvettir. Açlık onu bütün bu âfetlerden korur. Tok olan çok su içer. Çok su içen ise çok uyur. Çok uyuyanın ömrü zayi olur, teheccüd namazını kaçırır, tabiatı ahmaklaşır ve kalbi katılaşır. Harun Reşit dört doktora “Sağlımızı koruyan ve yan etkisi olmayan bir ilaç söyleyin” der. Hintli Doktor, “Siyah ihleç” der. Iraklı Doktor “Beyaz Reşşad tanesidir” der. Romalı Doktor “Sıcak sudur” der. Köylü Doktor, “İhleç mideyi buruşturur, beyaz Reşşad tanesi mideyi kaydırır, sıcak su da mideyi gevşetir. Acıkmadan sofraya oturmamak, doymadan kalkmak en uygunudur” der. Diğer doktorlar da bunu tasdik eder. “Çok yemek, hastalıkların başı, az yemek [yani perhiz etmek] ilaçların başıdır. Midenin üçte biri yemeklere, üçte biri içeceklere ayrılmalıdır. Üçte birinin hava payı, yani boş olması en aşağı derecedir” mealindeki hadis-i şerifi işiten gayrimüslim bir Doktor, “Yemek hakkında bu sözden daha iyisini işitmedim. Bu sözleri ancak bir hikmet ehli söyleyebilir” demiştir. “Oruç tutun ki sağlığa kavuşun” hadis-i şerifi gösteriyor ki, vücut oruç, açlık ve az yemekle hastalıklardan kurtulup sağlığa kavuşur. Açlıkta arzular kırılır, nefsimiz uysallaşır, serkeşliği kalkar. Çok yemek, gafleti doğurur. Azgın bir atı zaptetmek zor olduğu gibi, çok yedirmekle azan nefsi zaptetmek de zordur. Hastalıkların çoğu çok yemekten ileri gelir. Bütün bu bilgiler, imtihana girerken oruç tutmamanın dînî yönden de, zekâ yönünden de yanlış olduğunu göstermektedir.   Allahu Teâlâ cümlemizin mübarek Ramazan ayı hürmetine oruclarını, namazlarını, ibadetlerini kabul ve makbul eylesin. (Amin)
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
HABERLER