banner54

ORTADOĞU VE İZLENİLEN POLİTİKA


Arap Baharı'nın; sömürgeci böl-yönet politikasına göre dizayn edilen Ortadoğu coğrafyasının Sünni bir şekilde çizilen sınırlarını yıkması ve halkın başına karabasan gibi çöken tüm dikta rejimlerini tasfiye ederek gelişmesini önleyebilecek hiçbir kuvvet bulunmamaktadır.Çok gecikmelide olsa, tarih bu kez şaşmaz bir şekilde hükmünü icra edecek ve Ortadoğu küllerinden kendini yeniden yaratmasını bilecektir.Şüphesiz bu sürecin daha uzun bir dönemi kapsayacağı ve yıkıcı etkisinin ön görüleninçok ötesine varacağını tahmin etmek için kâhin olmaya gerek yoktur.

Bu coğrafya,geçmişten çok daha köklü bir şekilde yeniden düzenlenmeye çalışılmaktadır.Oldukça yıkıcı ve çatışmalı geçmesi beklenen değişim hareketinin dikta rejimlerini devirmekle sınırlı kalmayacağı ve kaçınılmaz olarak Ortadoğu'nun üzerinde şekillendiği tüm dengeleri alt üst edeceği daha şimdiden görülmektedir.Ortadoğu'nun saç ayaklarını ağırlıklı olarak İsrail, Mısır, Suriye, Türkiye ve İran devletleri teşkil etmektedir.

Suriye'de meydana gelen iç savaşın giderek Lübnan ve Ürdün'ü kapsayacağı ve eninde sonunda Filistin'e sıçrayarak bir biçimiyle İsrail'i bu sürece dâhil edeceği kesindir.İsrail, Filistin Sorunu'nu çözmeden ne istikrar kazanabilir ve ne de kendisini düşman Arap devletlerinin kuşatmasından kurtarabilir.

İsrail, Arap Baharı'nın etkilerini savuşturmak istiyorsa kaçınılmaz olarak Filistin Sorunu'nuçözmek zorundadır. Yoksa Ortadoğu'daki değişimden en büyük darbeyi İsrail devletinin alacağı kesindir.Benzer biçimde bütün dikta rejimleri devrilirken Suudi ve Körfez krallıklarının hiçbir değişim yaşamadan ayakta kalmaları mümkün değildir. Bu köhnemiş rejimler ya yumuşak bir geçişle demokrasiye evirilecek ya da devrilmek zorunda kalacaklardır.

Ortadoğu'nun köklü bir değişimden geçtiği yeni koşullarda Suudi Krallığı ve Körfez emirliklerinin korunması artık Amerika ve Avrupa devletlerinin de çıkarlarına değildir.
Arap Baharı'nın en yıkıcı etkisini İran üzerinde göstereceği, daha doğrusu meydana gelen tüm değişim ve çatışmaların esas olarak İran İslam Cumhuriyeti'ni hedeflemek amacıyla yapıldığı artık sır olmaktan çıkmış ve somut bir olguya dönüşmeye başlamıştır.


İran giderek kuşatılmaya alınmaktadır. Bölge çapındaki dayanakları aşıldıktan sonra esas nihai kapışma İran üzerinde gerçekleşecektir.Zaten daha şimdiden Ortadoğu'da meydana gelen çatışmanın giderek bir Sünni Şia savaşına dönüştüğünü görmekteyiz.Şia cephesinin başını İran İslam Cumhuriyeti çekerken, Sünni cenahın sözcülüğüne Türkiye, Mısır ve Suudi Arabistan soyunmuş bulunmaktadır.

Lübnan, Kürdistan ve Suriye'de meydana gelen çatışma ve çekişmeyi doğrudan Türk, İran kapışması olarak okumakta hiçbir sakınca yoktur.Arap devletlerine göre Türkiye nispeten daha demokratik standartlara sahip olduğu için halk ayaklanması ile karşılaşması pek olası görünmemektedir. Ancak bu Türkiye'nin kendisini Arap Baharı'nın yıkıcı etkisinden kurtaracağı anlamına gelmemektedir. Nitekim daha şimdiden Suriye'de meydana gelen iç savaşın doğrudan bir tarafı durumuna gelmiş ve muhalefet güçlerini destekleyerek aslında bir biçimiyle kendisini fiilen savaşın içine çekmiştir.





Ortadoğu coğrafyası önümüzdeki dönemde dahaçok Sünni ve Şia görüntüsüne bürünen fakat özü itibariyle Türk, İran rekabetine dayanan keskin bir cepheleşmeye gidecektir. Bu cepheleşmede Sünni Arap âlemi, Amerika ve Avrupa Türkiye'nin yanında yer alırken, Irak'ın Şia kesimi, Suriye devleti, Lübnan Hizbullah'ı, kısmen Rusya ve Çin devletleri ise İran'ın yanında saf tutmaktadır.
Bu saflaşmada genel olarak Şia cephesi ve özel olarak İran İslam Cumhuriyeti'nin kaybetme olasılığı hayli yüksek görünmektedir.


Ortadoğu halklarının demokrasi, ekonomik kalkınma ve özgürlüğe ihtiyacı vardır. İran gibi çağ dışı bir rejimin diktatör destekçilerine dayanarak halkların demokrasi ve özgürlük taleplerine cevap vermesi mümkün değildir. Onun için zor ve hayli yıkıcı da olsa eninde sonunda İran İslam Cumhuriyeti'nin bir biçimiyle aşılmasına ihtiyaç vardır ve her halükarda aşılacağı kesindir.

Sünni, Şia çatışmasında Türkiye'nin avantajları İran ile kıyaslanmayacak düzeyde yüksektir. Lakin Türkiye'nin Arap devletleri ve batının desteğini arkasına alarak rekabete kalkışması kolay bir zafer kazanacağı ve ilerde bölgesel bir güç olarak Ortadoğu'ya liderlik yapacağı anlamına gelmemektedir.Her şeyden önce bu cepheleşmenin sonsuza dek sürme olasılığı yoktur ve İran sorunu devreden çıktıktan sonra Türk Arap rekabetinin yeniden baş göstermesi ve sınıf çelişkilerinin artması temelinde Ortadoğu'nun yeni bir mevzilenmeye gitmesi kaçınılmaz olarak devreye gidecektir
.

Ayrıca bu cepheleşmede Türkiye'nin el ve ayaklarını bağlayan Kürt Sorunu gibi devasa bir engel bulunmaktadır. Türkiye Kürt Sorunu'nu çözmeden kalıcı hiçbir başarı elde edemez. Türkiye, Arap Baharı'nın sonuçlarından azami bir şekilde yararlanarak bölgesel bir güç olarak tarih sahnesine çıkmak istiyorsa, mutlak anlamda Kürt Sorunu'nu çözmek zorundadır.

Ayrıca ;
Dünyanın başka yerlerinde insan hakları ve evrensel değerlerden söz edilirken sıra Ortadoğu ve özellikle Kürtlere geldiğinde buz gibi soğuk çıkarlar esas alınmaktadır. Ne yazıktır ki bu bir daha görülmüştür. Bu gerçeklik, kapitalizmin nasıl bir insanlık dışı sistem olduğunu gözler önüne sermektedir. Kapitalizmde manevi değer yoktur. Sadece birey vardır. Bu birey de toplumuna karşı sorumluluk duymayan, ben kendi çıkarıma bakarım diyen bir bireydir.


Tarih, belirli olayların nedenlerinin belirli sonuçları doğuracağı şeklindeki zorunluluktan uzaktır. Ortadoğu’da yaşanan gelişmeler Amerika’nın BOP’u hayata geçirme planının bir parçası olabilir. Ama sadece bununla açıklanamaz. Tıpkı Tunus devriminin işsiz bir gencin kendini yakmasıyla açıklanamayacağı gibi… Tunus ve Mısır, diktatörlerini gönderdiler ama diktatörlük rejiminin yarattığı patolojik durumlar, bu ülkelerin hedeflenen istikrara ulaşmasında önemli bir engel teşkil etmektedir. İkinci bir önemli sorun ise muhalefetin deneyimsizliği sorunudur. Ancak bu konu, ayrı bir çalışma konusu olacak büyüklükte olduğu için ayrıntıya girilememiştir. Bu bağlamda Ortadoğu’da yaşanan gelişmelerle ilgili olarak söylenebilecek tek şey, pek çok sürprize gebe olacağı ve bir belirsizlik ortamının hâkim olacağıdır.




Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
HABERLER