banner54

Okumak...

Dünya işlerinin peşine düştüğümüz ve okumaya zaman ayıramadığımız bir dönemin içindeyiz.

Televizyonun ve internetin herkese hükmettiği bu zaman diliminde aslında bahane üretmeden okuma için bir plan yapıp ayrı bir zaman, özenli bir zaman ayırmak gerekir.

Sık sık duyduğumuz "Boş zamanlarımızda kitap okumalıyız" ifadesi çok ama çok yanlış bir ifadedir.

Okumak madem ki bizleri farklı bir dünyaya götürüyor, farklı bir aleme götürüyor, ruhumuzu dinlendiriyor ufkumuzu genişletiyor; o zaman nasıl olur da diğer çalışmaları ön plana atıp okuma için ise artık(fazla zaman kalırsa) zamanı ayırıyoruz hatta ayıramıyoruz bile...

Sevgili dostlar,

Okuma ile ilgili o kadar çok yazıldı çizildi ki okuyucu bile okuma kavramını duyunca sıkılmaya başladı.

Sebebi ,sözü ortaya koyan kişinin söylediği ile yaptığı tutarsız olduğundandır.Uygulamayı yapmayanın etkileyiciliği azalır tabi, hatta yoktur denilebilir.

Aklıma kal ile halin birbiriyle uyumlu olması gerektiğini ifade eden yaşanmış bir hikaye geldi, onu paylaşarak iletmek istediğimizi ortaya koymuş olalım:

"Bir gün aşırı bal tüketmeye meyilli bir çocuk varmış ve o kadar bal tüketiyor ki artık onu rahatsız edecek duruma gelmiş. Ailesi bu durumu engellemeye çalışsa da bir türlü başarılı  olamıyor. Etrafta soruyorlar  soruşturuyorlar bu durumu düzeltecek bir tabibi.Sonunda tabibin adresini buluyorlar.

Yanına gidiyorlar. Durumu izah ediyorlar.Tabip ise:

-Gidin kırk gün sonra gelin, der.

Aradan zaman geçiyor.Tekrar geldiklerinde tabip çocukla görüştükten sonra ,

-Tamamdır Allah'ın izniyle.Çocuğunuz artık aşırı bal tüketmeyecek, dedi.

Tam ayrılacakken çocuğun babası:

-Hekim Efendi bir şeyi merak ettim, neden ilk geldiğimizde değil de kırk gün sonra gelin sonra çözümü söyleyeyim dediniz?

Hekimin cevabı ilginç bir o kadar da herkese öğüt veren tarzdadır:

-Siz geldiğinizde ben de fazla bal tüketiyordum.Kırk gün dememin sebebi o süre zarfında kendim bal tüketmeyi terk etmem gerekiyordu.Zira o süre zarfında bal tüketmeyi terk ettim.Kırk gün olmasının sebebi de insanın vücuduna giren gıdanın etkisi ve izi kırk gün geçmeden vücuttan ayrılmıyormuş.İşte o zaman çocuğunuza "balı fazla tüketmek doğru değil" deseydim ne kadar etkili olurdum?"

Evet kıymetli okuyucular,

Anlatmak istediğimizi bu hikaye özetliyor aslında.Yani bir eylemi başkalarına tavsiye ederken o eylemi bizim önceden gerçekleştirmemiz gerekiyor.

Ne olursunuz, okumaya çalışalım, okutmaya çalışalım.Özellikle çocuklarımıza "kalk kitap oku" dediğimizde elimizde Tv kumandası olmasın ya da internetin başında oturup okumayı tavsiye etmeyelim.Kalkıp elimize kitabımızı alalım, sonra etrafımızdakilere seslenelim.

Son zamanlarda sosyal medya her anımızı kapladı.Daha önce demiştim:O bizi yönlendireceğine biz onu yönlendirelim.Paylaşımlarımızda müspet çalışmalarımız olsun.Özellikle lütfen kitap okuma saatini oluşturup okuma etkinliğine geçtiğimizde sosyal medyada duyuralım:

"Mesela, haydi twitter, facebooku kapatalım okumaya geçelim, haydi yarım saat okumaya!" şeklinde mesajlarla dikkat çekelim okumaya.Son okuduğumuz kitaptan alıntı yapıp paylaşalım.

Okumak, yeni dünyaları keşfetmektir, okumak okyanusları dolaşmaktır, okumak gökyüzünde özgürce uçmaktır, okumak yalnızlıktan kurtulmaktır, okumak etrafa ışık saçmaktır, okumak ayrıcalıktır.

Gelin siz de bu ayrıcalıktan faydalanın.

Hoşça kalın!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
HABERLER