banner112
banner54

NE OLDU BİZE?

Tiryakisi olmasam da zaman zaman elemimi, kederimi ve efkârımı dağıtmaya bazen giderdim. Öyle tek başıma da gitmezdim tabii. Genellikle kalabalık gruplarla gider, sohbet eder, dertleşirdik… Halkla iç içe olduğundan daha bir içten bir sıcaklık hisseder ve huzurla dolardım… Yukarıda da belirttim ya, ben tiryakisi değildim ama oranın vazgeçilmez müdavimleri de yok değildi hani… Sabahtan akşama kadar orada oturan yaşlıları, her akşam arkadaş grupları ile gelip oyun oynayanları bilirim… Berber dükkânı, ayakkabı boyacısı, ciğer tezgâhı, hepsi bir arada, hepsi iç içeydi…

  Şimdi orası yok! Yıktılar… Şehrin göbeğinde, bahçeli ve geniş bir yerin bu kadar mütevazı olmasını, bir çay ile bir akşam boyunca oturup sohbet edebileceğin ucuz ve huzurlu bir mekânı çok gördüler bizlere… Müdavimi değilsem bile oradan her geçerken yüreğimde bir eziklik hissediyorum. Sanki benden bir şeyler alıp götürdüler. Her karşısında durup seyre dalışımda, orada ki renk cümbüşü gözümden akıyor. Bir yandan ciğer kokusu, bir yandan yanbalı ( meyan şerbeti )  taslarının şıngırtısı, kapıdaki satıcılar, içerideki kahkahaların ve muhabbetin sesleri…

  Şimdi yapılacak hangi otopark bize o saf ve temiz arkadaşlığı dostluğu verebilecek? Hangi alışveriş merkezi bize muhabbetin koyulaştığı, yalnızlığın uzaklaştığı o gökkuşağını armağan edecek?

  Peki, bu yıkılışa kim ses çıkarttı? Kim neden burası yıkılıyor, neler oluyor diye sordu? Elinden şekeri alınmış bir çocuk gibi neden ağlamadık? Biz ne zaman ve hangi vakit ses tonumuzu bu denli kaybettik… Emirgan çay bahçesinde sabahtan gelip de akşama kadar oturan o yaşlı takımları şimdi nerede?  Neden evlerinin dört duvarlarına mahkûm edildikleri için ‘’ neden ‘’ sorusunu sormadılar? Ya akşamdan gelip, geceye kadar oyun oynayan gençler ?

  Geçen gün Akçakale sınırında bir polis, Suriye tarafından gelen bir kurşunla öldürüldü. ‘’ O polis’in orada ne işi vardı ve neden güvenlik önlemleri yeterince alınmamıştı?  ‘’ sorusunu kaç kişi sordu?  O bölge de daha önce sivil insanlar öldürülmesine rağmen neden yeterli tedbirler alınmadı ve hala alınmamış? Mevlit okutmak dışında kimden hesabı soruldu? Bütün yapılması gerekenler sadece taziyesi yapılıp, mevlüdünün okunması mı? Daha kaç sivil, asker veya polis öldürülecek ve daha kaç tane mevlit okutulacak? Bunu bilen var mı?

  Dağlarda yıllarca insanlar öldü, biz de sadece seyrettik bütün olup bitenleri… Sanki ölüm sıradan, savaş bir oyun gibi olağan geliyordu metropolün karanlık insanlığına…

  Bize dokunmayan yılan bin yıl yaşasın dediler ve sonunda o yılanlar bin yıl yaşadı! Ama biz yılanlar yaşadığı sürece bir gün bizi de sokacağını unuttuk! Etrafımızda aklımızı, kafamızı çelen o kadar, cicili, bicili sahte ve boyalı hayatlar vardı ki kafamızı kaldıramadık…

  Bir zamanlar herkesin herkesle dost olduğu bir tetirbe (  sokak )  değil miydik biz? Sevdalarımız köşe başlarında beklemez miydi bizi? Saf ve masum gülüşlerle uyumaz mıydık? Peki, ne oldu bize? Neden bu kadar uzaktan bakar olduk tüm olup bitenlere ve tüm ölüp yitenlere…

  Unutmayın!  Her köşesinde bin hatıra dolu bir taş parçasının kayboluşundan, tarihimizin elimizden alınarak, kültürümüzün yozlaşmasından, ölen ve öldürülen her candan ve her bedenden sorumluyuz. Ne kaçacak yerimiz var, ne de gidecek! Biz buralıyız, doğduğumuz topraklara aidiz... Bakmayın uzaya gidip gelenlere, uzayda bir tarlamız yok…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
HABERLER