banner54

Merhaba…

Önce ben kendimden biraz bahsedeyim, baktınız çok hoşunuza gidiyor, belki siz de biraz kendinizden bahsedersiniz. Tanışmış oluruz. Nerden baksan tanışmak iyidir. Karşılıklı olmasa da sohbet ederiz. Halleşir, iyisine güler, kötüsüne de ağlaşırız. Hayat dediğimiz de bu değil mi zaten ?

  İşin aslına bakarsanız bende sizler gibiyim, anlayacağınız ne bir eksiğim, ne de fazla… Hakkımda duyduğunuz cilalı ve acılı sözlere inanmayın. Arkadaşlar bazen mübalağa bazen de yerle yeksan ediyorlar. Ötesini berisini ne karıştırın, ne de kurcalayın. Ben bu kadarım, yani burada yazdıklarım kadar. Yazar değilim! Hiç de o kılıfa ve tuluata bürünmedim. Biz emekçiyiz, öyle geldik ve zannediyorum ki de öyle gidiyoruz. Olsa olsa kalem işçisi, gönül bekçisi, bilemediniz dert gündelikçisiyim. Bakarsın bir gün gelir, sonu hazin insanlığın durumu biraz iyileşir diye kâh efkârla, kâh neşeyle bekleyen biriyim. Ve ben de sizin gibi, ancak şansım yaver giderse güzel fotoğraflarıma benzerim…

   Siz bakmayın öyle endamlı endamlı yazdığıma! Ben de her televizyona yeni çıkmış, ekranları başında izleyicileri olanlar gibi, ya da, daha çiçeği burnun da mesleğe yeni atanmış, radyosunu yeni açanlara seslenen radyo programcısı gibi heyecanlıyım. Siz bu satırları yeni yeni okurken, ben gazeteme ilk yazımı vermiş bir kişi olarak, sizlerden gelen tepkiyi merak ediyor olacağım.

  Burası benim ADAM! Tek başıma taşındım. Ama bilenler bilir ki yalnızlık zor zanaat… Ben her Pazartesi, Çarşamba ve Cuma günleri bu köşede olacağım. Ben bilirim ki karnımızın göbeğin de, yani öbeğin tam berisinde, kelimeleri sıkıştırmak zordur, derince incelikte bir yüktür. Öyle de maharetlidir ki sormayın! Ne uyku veriri bedene, ne de huzur verir zaten el kapısında çalışan kalbe… Altta yazılı olan benim mail adresim. Ne olur yazın, çekinmeyin! Gördüklerinizi, düşündüklerinizi, eleştirilerinizi, önerilerinizi benle paylaşın. Ben söz verdiğim her gün burada olacağım. Ölümlü bir dünyada yaşıyor olmamızın verdiği cesaretle paylaşacağım rahatsızlıklarımı…

  Siz de yazın, yazdıklarınızı iletin. Yıllardır ağrıdı karnımız, bari giderken huzura erelim. Cümleler sıkışmasın elimizde, kelimeler artık düğümlemesin boğazlarımızı… Görüyorsunuz ya parsel parsel, parsellediler memleketimizi. Biz korusun diye alkış tuttuk, sonra alkış tuttuğumuzda parselledi. Hem de gözlerimizin önünde… Biz de boynu bükük zabıt tuttuk dağlanmış yüreklerimizde… Memleketin kavurucu sıcağından kaçıp hafta sonları bağ evine gittiler, biz de bütün şehri dolandık bir ağaç gölgesi bulur da piknik yaparız diye…

  Evrenin sonsuz olduğu sadece kısıtlı bir zaman diliminde yaşıyoruz. Hepimiz bize verilen süreyi doldurmayı bekleyenlerdeniz. Her şeyi görebilecek kadar yakında, günü gelince çekip gidebilecek kadar uzakta durmayı iyi bilirim. Çok az şeyi iyi bilirim, ama bilmediğimi de bilirim ki bu da önemlidir. Ben, kelimeleri ciddiye alan insanları hayal kırıklığına uğratmaktan korkarım. Sanırım bir tek de bundan korkarım.

Ben aşağı yukarı böyle biriyim işte, peki ya siz mirim, siz nasılsınız?

NOT: Aslında bugünkü yazımın konusu 4 Mayıs  ‘’ DERSİM KATLİAMI ‘’ ıydı ama bilirsiniz Urfa’da merhabasız yabancı eve girilmez. Biz de örf ve adetlerimize uyalım istedik…

  mhmteke@hotmail.com  urfanatik@mynet.com

Köşemin Adı : ADA-M

Yazar: Mehmet TEKE

Yazı Başlığı : MERHABA

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
HABERLER