banner54

Koyulacak bir isim yok!

Ağlayan bir çocuğun eline oyuncak verip oyalanmasını istersiniz ya, hah işte öyle bir şey! Türkiye’nin Kobani için verdiği sözler gibi… Sözlerin yerine getirilmediği gibi… Türkiye’nin, her seferinde “Kobani’nin düşmemesi için elimizden geleni yaparız” deyip de hiçbir şey yapmaması gibi. Türkiye-Kobani-IŞİD ilişkisinin adını koymak mümkün değil.

  ***

Türkiye’nin burada amacı açık ve net aslında! Türkiye, kendisinden yardım bekleyen PYD’nin Özgür Suriye Ordusuna yardım etmesini ve bütün emirlerine itaat etmesini istiyor. Ancak o zaman sana yardım ederim diyor. Kısacası ben seni çevremde görmek istemiyorum demeye getiriyor.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, bayram önce görüştüğü HDP Genel Başkanı’na, “Kobani’nin düşmemesi için elimizden geleni yaparız” dedi. Bayram geçti, ne oldu? Hiçbir şey!

Ki bu söz verildiğinde yerine getirilmeyeceğinden hepimiz emindik. Emindik çünkü, Kürtleri birleştirmeye yönelik bir politikanın içerisine giremez Türkiye.

  ***

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da, “PYD de, IŞİD de terör örgütüdür” diyor. Türkiye, burada taraf seçmek zorunda mı? Evet. Ortada bir çözüm süreci var ve Türkiye PKK ile oturup, çözüm sürecini başlattı. Çözüm sürecinde tanıyıp, sıra Kobani’ye gelince “terör örgütü” demek işi bir keşmekeşe sürüklüyor. Erdoğan’ın da amacı Esad’ın gitmesidir. “Eğer Esad gidecekse varız, ötesine yokuz” demeye çalışıyor.

  ***

Türkiye, Kobani’nin özerk yönetim olmasını bir tehdit olarak algılıyor. Bu nedenle de PYD’nin ÖSO’yla birleşmesini istiyor. Durum böyle olursa, Amerika koalisyonundan gelen yardımlardan PYD’nin de faydalanacağını söylüyor. Buradaki tek amaç da Türkiye sınırında Kürt özerk bölgesinin kurulmamasıdır.

Türkiye, burada çözüm sürecini yok saymak pahasına Kobani için adım atmıyor. Gelecek endişesi yaşıyor. Kürtler güçlenirse bu, gelecekte Türkiye için büyük bir tehlike oluşur mantığı hakim.

  ***

Zaten tehlike kapıda, ülke karıştı daha ne olacak? IŞİD’i protesto eden gruba güvenlik güçleri var gücüyle orantısız güç kullanıyor. Elbette ki burada gösteri adı altında sağa sola zarar verenleri haklı görmek de, Vandallıktır. Bırak insanlar tepkilerini dile getirsin, yürüyüş gerçekleştirsinler, ne çıkar ki bundan?

Can güvenliği var değil mi? Valilik, Suruç’ta, kimsenin sınıra yaklaşmasını istemiyor. Orada can güvenliği yok. Hadi anladık, orada can güvenliği yok diye kimsenin girmesini istemiyorsun. Peki şehir merkezleri de mi güvenli değil? Şehir merkezinde yürümek isteyenlerin de üzerine biber gazı, tazyikli su sıkılıyor. Bu neyin nesi?

Ve şunu da rahatlıkla söyleyebiliriz ki; TOMA’lar olmazsa, polis olmazsa ne 20 kişi ölürdü, ne yaralananlar olurdu, ne de gözaltılar.

  ***

Ve işin ucunda provokatörler de var! Sırf, Doğu direnişine Batı’yı katmamak için bayrak ve Atatürk büstü yakılıyor. Diğer taraftan Hizbullahlar var bir de. Onlar her fırsatta saldırıya geçerler. Bu bir tesadüf değil! Her kritik süreçlerde Hizbullahların saldırısına şahitlik etmiştir bu ülke. Kobani eylemlerinin devam etmesi halinde Hizbullahların daha büyük tehlike haline geleceğini unutmamak lazım. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
HABERLER