banner112
banner54

Kimseye yük olmamak

 

Muhterem Kardeşlerim…

Arkadaşla iyi geçinmek için ona yük olmamak gerekir. İmkan dahilinde ihtiyaçları ondan gizlemeli, yardım talebinde bulunmamaya gayret etmelidir! Mal, para gibi şeyler de istememelidir! Bir makama geçmek için ondan yardım talebinde de bulunmamalıdır!

Fazla hürmet, ikram ve lüzumsuz hizmetlerle ona ağırlık vermemelidir! Kendisinin yapmak istemediği bir şeyi arkadaşından beklemek, ona zulmetmek demektir. Arkadaşa bir iş yapma teklifinde bulunmayan fazilet göstermiş olur. Âlimler buyuruyor ki:

Dostların kötüsü, senin için külfete giren, seni özür dilemeye mecbur bırakandır. (Hazret-i Ali)

İki arkadaşın aralarının açılması, fuzuli külfetler yüzündendir. Ziyaretine gittiği arkadaşı, lüzumsuz bir sürü zahmete, külfete girince, insan bir daha ziyaretine gitmez. (Fudayl bin Iyad)

İki arkadaştan birinin diğerinden çekinmesi, mutlaka birinin kusurundandır. (Cüneyd-i Bağdadi)

Arkadaşlarından bana en çok ağırlık vereni benim için külfet ve zahmete giren ve bu suretle kendisinden çekindiğim kimsedir. Yalnız iken nasılsam, onunla beraber bulunduğum zaman da davranışımı değiştirmediğim kimseyi ise çok severim. (İmam-ı Cafer-i Sadık)

Çeşitli zahmetlere giren bir kimse, arkadaşına ağırlık vermiş olur. Bu suretle kendisinden çekinilir. Yalnız iken nasıl hareket ediyorsa, arkadaşı varken de öyle hareket eden kimse ile arkadaşlık kolay olur. Yanımızda ev kıyafeti ile duramayan arkadaş bizden çekiniyor demektir. Bu ise samimi olamamanın alametidir. İki arkadaştan biri diğerinden çekiniyorsa, biri kusurlu demektir.

Ülfetin şartı, külfeti terk etmektir. Külfeti olmayanın ülfeti ve sevgisi artar. Hadis-i şerifte, “Kendine reva gördüğünü, sana reva görmeyenin arkadaşlığında hayır yoktur” buyuruldu. (İ. Adiy)

Arkadaşlarla iyi geçinmek, sadece onlara yük olmamak, onlara sıkıntı vermemek değil, onlardan gelecek sıkıntılara da katlanmak demektir. Allahü Teâlâ, Musa aleyhisselama, “Beni seven, arkadaşının eziyetine katlanır” diye vahyetti. (İmam-ı Gazali)

İhtiyaçlarımızı görecek, sıkıntılarımıza katlanacak arkadaş arıyorsak, arkadaş değil, bir hizmetçi arıyoruz demektir. İhtiyaçlarına koşacağımız, eziyetlerine katlanacağımız, dertlerine ortak olacağımız insanlarla Allah için arkadaş olmalıyız. Hazret-i Âişe validemiz, “Mümin, müminin kardeşidir, onu ne ganimet bilir, ne de ondan çekinir” buyurdu. Lüzumsuz tekliflerde bulunarak arkadaşa yük olmamalıdır! Mümkün mertebe ihtiyacını arkadaştan gizlemelidir! Ondan mal ve mevki istememelidir!

Hazret-i Ebu Bekir, deve ile giderken, yular düştü, inip yuları aldı. Oradakiler, “Bize izin verseydin de biz alıp sana verseydik” dediler. Hazret-i Ebu Bekir dedi ki: “Resulullah ‘Halktan bir şey isteme’ buyurdu.”

Eshab-ı kiramdan Hazret-i Sevbanın, deve üzerinde iken kırbacı yere düşerdi de hiç kimseye, “Şunu bana verir misiniz” demez, deveden iner, kendisi alırdı. [Deveye inip binmek çok zahmetlidir.] Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:

“Salihler, iyiler, külfet ve zahmet vermez.” [Dare Kutni]

“Halktan bir şey istemeyeceğine söz verenin Cennete girmesine kefilim.” [Nesai]

“Sakın kimseden bir şey isteme! Kırbacın düşse bile, başkasından isteme, inip kendin al! Emanet bir şey de almamaya gayret et!” [İ. Ahmed]

“Veren el, alan elden üstündür.” [Buhari]

İyi bir arkadaş olmak için, arkadaşımız, günah işleyince bizim istiğfar etmemiz, hata edince bizim özür dilememiz, sıkıntılı anlarında yardımına koşmamız ve hiçbir surette ona yük olmamamız lazımdır.

Arkadaşımıza daima iyi haber vermeli, üzücü olanları söylememeliyiz!

Halkın efendisi

Ülülazm bir Peygamberin, “Biz hizmet edilmek için değil, hizmet etmek için geldik” dediği bildiriliyor. Peygamber efendimiz de hizmet etmiştir. Bir yolculukta, bir koyun kebabı yapılacağı zaman, biri ben keserim dedi. Biri de, ben derisini yüzerim dedi. Diğeri de, ben pişiririm dedi. Resulullah efendimiz de, ben de odun toplarım deyince, “Ya Resulallah, sen istirahat buyur, biz toplarız” dediler. “Evet, sizin her şeyi yapacağınızı biliyorum. Fakat iş görenlerden ayrılarak oturmam. Allahü Teâlâ, arkadaşlarından ayrılıp oturanı sevmez” buyurdu. Kalkıp odun toplamaya gitti.

Medine valisi olan Ebu Hüreyre hazretleri, odun taşıyordu. Muhammed bin Ziyad, bunu tanıyarak, yanındakilere, yol verin, vali geliyor dedi. Gençler hayret ettiler.

Evliyanın büyüklerinden olan İbrahim bin Edhem, önce Belh padişahı idi. Saltanatı bırakıp, Mekke’ye geldi. Sırtında odun taşıyarak ekmek parasını kazanırdı.

Hizmet etmekle ilgili dört hadis-i şerif meali:

“Halkın efendisi onlara hizmet edendir.” [Ebu Nuaym]

“Seferde bir topluluğun efendisi onlara hizmet edendir. O topluluk, en çok hizmet edeni, şehitlik hariç hiçbir amelle geçemez.” [Hâkim]

“Allah yolunda savaşanların en üstünü, savaşanlara hizmet edendir.” [Taberani]

“Misafire hizmet ettirmek akıl noksanlığıdır.” [Deylemi]

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
HABERLER