banner54

HUKUK DIŞINA İTEN VERGİ

  Vergi, ülkemizde yasal kaynağını Anayasamızın 73 üncü maddesinden almaktadır. Maddeyi incelediğimizde verginin kamu giderlerini karşılamak üzere alınması, mali güçle orantılı olması, bir kanuna göre alınması, zorunlu olarak ödeneceği belirtilmiştir. Vergi yükünün dengeli ve adil olacağı da yine anayasamızda belirtilmiştir. Ülkemizde kanunlarla düzenlenmiş bir çok vergi ve harç vardır. Bunların en bilinenleri Gelir, Kurumlar vergisi gibi kazanca dayalı vergiler, KDV, gümrük, emlak, taşıt alım, motorlu taşıt, damga, veraset ve intikal, özel tüketim (ÖTV), özel işlem, reklam ve ilan vergileri gibi tüketime ve işleme bağlı vergiler alınmaktadır. Bunun yanında tapu, noter, trafik, pasaport, yargı, ruhsat harçları gibi bir çok vergiyi de harç adı altında ödemekteyiz.  Aslında burada sayılmayan birçok vergi daha var. Belediyeler ve bazı idarelerin aldığı vergiler. Örneğin çöp vergisi, akaryakıt tüketim vergisi, elektrik tüketim vergisi gibi…

  Vergi sistemimizin adil olmadığı hep yazılır çizilir. Özellikle tüketim vergilerinin yüksek oranda alınması, kazancın yeterince vergilendirilememesi haksızlığın ana sebeplerinden biridir. Basit bir örnekle; sokaktaki işsiz adamla, çok zengin biri bir paket sigara kullandığında aynı vergiyi öder. Buradaki vergileme Anayasa’nın 73 üncü maddesindeki “mali güçle orantılı alınması” ilkesine aykırılık teşkil eder.

  Bunun dışında vergilerimizi ya bir kazanç, ya bir hizmet ve işlem ya da bir tüketime bağlı olarak öderiz. Mutlaka kendi içinde bir mali güç kriterine veya vergi mükellefinin bir şeyden faydalanmasına bağlıdır. MTV’yi; araç alıp tescil ettiğimizde ödemeye başlarız. Bu verginin alınmasında kişi, araç satın alıp trafiğe çıktığında; asfaltı kullandığını, köprüleri kullandığını, havayı kirlettiğini düşünür ve bu vergiyi kabullenir. Zira aracı olmayan bu vergiyi ödemez. Emlaki olan emlak vergisi ödemesi, kazancı olanın kazanç vergisi ödemesi gibi. Genelde bir hizmetin, bir getirinin olması halinde vergi olmaktadır.

 Ülkemizde Damga Vergisi adı altında alınan bir vergi var. Bu verginin konusunu ise düzenlenen kağıtlar, ödeme ve işlemler oluşturmaktadır. Hayatımızda en yaygın damga vergileri ise maaş ve ücret ödemelerinde alınan binde 7,59 oranındaki damga vergisidir. İşçinin kazancından kesilir. Zaten gelir vergisini ödüyor, damga vergisi neyin nesi anlamış değilim. Tüccar, kazanç vergisini öderken ayrıca damga vergisi ödemez. Bu haksızlıktır. Ayrıca ülkemizde hemen her türlü sözleşme de binde 9,48 oranındaki damga vergisi  ödenmektedir. Bunun yanında bilançolar, gelir tabloları, her türlü senetler üzerinden maktu ya da nispi damga vergisi alınmaktadır. 

Ticari hayatın olağan gelişimi nedeniyle iş hayatında her şey sözleşmeye bağlanmak zorunda. Özellikle kurumsallaşan ve gelecekte yaptığı işlerden risk almak istemeyen şirketler her işlemini bir sözleşmeye bağıtlamak zorundadır. Yapacağınız her sözleşmeyi ve düzenlediğiniz her kağıdı vergiye tabi tuttuğunuzda bu çok yüksek rakamlarda damga vergisi ödenmesini gerektirir. Bir tüccar; işçisi, her mal aldığı tedarikçisi, mal sattığı müşterisi, avukatı, muhasebecisi ile sözleşme yapmaktadır. Kiralamalarda keza sözleşme (vergi oranı düşük) imzalamakta, inşaat ve taahhüt işlerinde, ihale kararları ve sözleşmelerinde damga vergisi ödenmektedir. Velhasıl ne yaparsanız sözleşme ve damga vergisi ile karşı karşıyasınız.
  Keza, bir limited şirkette  hissenizi her devir ettiğinizde %09,48 (yaklaşık yüzde bir) damga vergisi ödüyorsunuz. Diyelim ki  3-5  milyon sermayeli bir şirketiniz var. 1.000.000.-TL lık kısmını sattığınızda, devrettiğinizde 9.480.-TL damga vergisi ödemek zorundasınız. Ekonomik olaylardan dolayı 3-5 defa hisse devri yaptığınızda her defasında yaklaşık %1 civarında damga vergisi ödeyeceksiniz. Sahi bu damga vergisi niçin alınır. Bir kişi hissesini ya iflas ettiğinde, ya ortak aldığında ya da aile bireyleri arasında devir yaparken sözleşme yapar. Bu durumda her işlemde damga vergisi ödenmesinin mantığı bulunmamaktadır. Kaldı ki, şirket kuruluş ve sermaye artırımları damga vergisine tabi iken, 2004 yılında damga vergisi konusu dışına çıkarılmışken, hisse devirlerinde her defasında satış sözleşmesi dolaysıyla damga vergisi haksız bir vergilendirme gibi görünmektedir.

 Toplum bu haksız vergiyi ödememek için, sözleşemeye tabi bir çok işlemi yapmamakta ya da Devletin bilgisi dışında yapmaktadır. Mesela bu yüzden sözleşmesini noterden yapmamaktadır. Bu vergi, kurumsallaşmış olan firmalarda bir yük ve maliyet olmuş durumda. Kurumsallaşmakta olan firmalara da bir engeldir. Sözleşme damga vergilerini maalesef devlet ile iş yapanlar ile yolu devletten geçenler ödemektedir.
  Yani devlete inşaat yapan yaptığı iş bedelinin damga vergisini öderken, özel sektörde taahhüt yapan kişi ödememektedir. Sözleşme yapmayan ya da sözleşme damga vergisini ödemeyenlerde kanun dışılık ve suçluluk duygusu geliştiği gibi, sözleşme yapmadan çalışan firma ve kişilerin uyuşmazlık konularında kayıplara da uğradıkları bir gerçek.
  Vergi Devletin zorla aldığı bir para olduğu için, buna uyanlarda haksız rekabet, uymayanlarda ise o kanuna uymama ve verginin hukuksuz olma durumunu yarattığı tartışmasızdır. Geçmişte sermaye damga vergisi nedeniyle şirketler sermaye artırımlarını ertelemekteydi. Taşıt devri, gayrimenkul devri yüksek oranlarda vergiye tabi olduğu için eski yıllarda mal başkasının, tescil başkasının adına devam ediyordu. Ama zaman içinde taşıt alım vergisi kaldırıldığından, tapu devri harcı düşürüldüğünden kanuna uygun olmayan davranışlar büyük ölçüde ortadan kalktı. Maalesef, damga vergileri ise düşmek yerine son yıllarda nerde ise bir katı artış gösterdi.

Bir başka durum ise Anonim Şirket hisse devri, damga vergisine tabi olmadığından, yakın tarihte bu yüzden küçük şirketlerin çoğunun Anonim Şirkete dönüşmesi gibi bir uygulamayı yerleştirmektedir. Bu da ticari hayat için yersiz bir şirketleşmedir. Zira Anonim Şirketlerin şartları, denetimi gibi konular esnaf şartlarındaki Limited şirketlere başka yükler yükleyecektir.  Bir vergi bir şirketin rotasını değiştirecek etkiye sahip olmamalıdır. Öte yandan 2012 yılı ortalarına kadar onlarca yıldır Limited şirket hisse devirlerinden herhangi bir damga vergisi alınmıyordu. Maliye Bakanlığının bir görüş yazısı üzerine Noterler bu damga vergisi yatmadan devir satış sözleşmesi düzenlememektedirler. Yetkililerin konuya tekrar göz atarak bu durumun değişmesi için bir şeyler yapması yerinde olacaktır.

Ama halkımızın büyük çoğunluğu bu sözleşmelerden dolayı Devlet dairesine sözleşme ibraz edince damga vergisi olduğunun farkına varıyor. Öyle bir anda önüne çıkıyor ki; cezalı olarak ödemekten öte yol kalmıyor.

Özellikle sözleşme damga vergileri kurumsallaşma ve sözleşme yönetiminin önünde adeta bir engel olarak durmaktadır. Kaldı ki damga vergisinin niçin alındığı konusunda mantıklı bir sebep de göremiyoruz.  Ben şirket hissemi Ahmet beye sattığımda devletin bir yük yüklenimi yoktur. Ben arsamı kat karşılığı müteahhide verdiğimde Devlet bu sözleşme ile ilgili bir hizmet vermemekte ve bir ilgisi de yoktur. Eğer bir dava açarsam onun harcını, vekalet ücretini ve akçeli kararlarda nispi harcını zaten almaktadır. Vergi alınacaksa kazanç üzerinden alınmalıdır. Bu durum, öyle bir haksızlığa yol açmaktadır ki; bazı meslek ve iş kollarında her sözleşmenin damga vergisi ödenirken, bazı kesimlerde ise damga vergisi hiç bilinmemektedir. O da nedir diye sorulmaktadır. Bu açık haksız rekabettir. Ve buna alınan vergiler yoluyla devlet sebep olmaktadır.           

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
HABERLER