banner54

Hoşgörünün getirdikleri hoşgörüsüzlüğün götürdükleri

Şu anda dünyada en çok arzuladığınız şey nedir, diye sorsalar, herhalde tereddütsüz ‘hoşgörü’ derdim.

Karşı görüşe tahammülsüzlük, insan hayatını hiçe sayma, dünyayı kasıp kavuran savaşlar, küresel ısınma, adaletsizlikler, haksız kazanç, haksız rekabet, haksız kaynak kullanımı gibi insandan kaynaklanan olumsuzlukların temelinde hoşgörüsüzlük var…

Bencillik var…

Empati kuramama var…

Bazı genlerin akıl ve mantığı saf dışı etmesi var…

Hep böyle olagelmiş…

Dün böyle olmuş, maalesef bugün de öyle…Yarın da öyle olacağa benziyor.

Hoşgörü ve hoşgörüsüzlük insanlık tarihi kadar eski…

İlk hoşgörüsüzlük örneği kutsal kitaplardan edindiğimiz bilgilere göre Adem ile Havva’nın çocukları arasında görülmüş…

O günden bugüne insanoğlu hoşgörünün değerini pek anlayamamış. Nasıl ki insan hastayken sağlığın kıymetini anlar, insanlar da barış döneminde hoşgörünün değerini pek önemsememiş, savaş ve bunalım dönemlerinde hoşgörüyü arar olmuşlar…

Kimi zaman kayıtsızlık ve ilgisizlik olarak algılanmış hoşgörü… Kimi zaman taviz verme, kimi zaman aldırmama, kimi zaman da dayanma ve katlanma olarak görülmüş…

Konfiçyüs’tan Kant’a, Yunus Emre’den Aşık Veysel’e kadar pek çok düşünür, bilim insanı, ozan, politikacı, lider, komutan ‘hoşgörü’ paydasında bir araya gelmiş, kendi dönemlerinde her fırsatta hoşgörünün bir erdem olduğunu dile getirmişlerdir.

Aslında hoşgörüyü anlamak için hoşgörüsüzlüğü iyi analiz etmek lazım.

Yani hoşgörünün getirilerinin ne olduğunu anlamak için, hoşgörüsüzlüğün ne götürdüğüne de bakmak lazım.

Avrupa’da Aydınlanmanın öncülerinden olan John Locke, hoşgörünün iyiliği ve toplumsal yararlarından çok, hoşgörüsüzlüğün yarattığı ve yaratacağı sonuçların kötülüğünü öne almıştır.

Her şeye rağmen karamsarlık yaratmaması için hoşgörüsüzlüğün sonuçları değil, hoşgörünün güzelliklerini öne almak lazım…

Güzelliğine inandığımız hoşgörüyü günlük yaşamımızda sergileyebiliyor muyuz?

Ya da içinde bulunduğumuz toplumda hoşgörü ne kadar ilişkilerimize yön verebiliyor?

Yoksa çok mu zor hoşgörülü olmak!

Bu duygunun eyleme geçmesine engel olan içimizdeki kara delik neyin nesi acaba !?

Bazen hoşgörülü olmak, istemediğimiz bir ruh hali yaratabilir. Yani hoş gördüğümüz şey, bazen içimize sindiremediğimiz durumlar ortaya çıkarabiliyor. Demek ki hoşgörüde biraz da gerilim olması normal…Bazen istemediğimiz durumlarda da hoşgörü gerekiyor.

Bir de hoşgörüde hoş görenin belli bir güce sahip olması gerekiyor. Devlet teşkilatı bunun en güzel örneği… Devlet hoşgörüsüzlük gücüne sahip, ancak  “olması gereken” adına tavrını hoşgörüden yana kullanmalı! Belinde silahı elinde copu olanlar daha çok sabır gösterecek. Göstermek zorunda. Bu işin doğası bu! Aksi taktirde demokrasiden söz edilemez.

Tarihte uzun yaşamış devletlerin en mutlu dönemleri hoşgörünün hakim olduğu yıllardır. Hoşgörü devletlerin ömrünü uzatmıştır hep.

Gelmek istediğim nokta şu:

Bugün dünyanın en mutlu toplumları, vatandaşını olduğu gibi kucaklayan, farklılıkları bir gökkuşağı gibi gören, demokrasinin tüm güzelliklerini hayata geçiren, öteki-beriki, bizden-sizden anlayışı olmayan, ülke kaynaklarını adaletli bir şekilde halkına harcayan, “biz yarın ne olacağız” kaygısını ortadan kaldıran devletlerdir.

Sosyal devlet anlayışıdır.

Paylar ne olursa olsun, bence sosyal devlet anlayışının ortak paydası hoşgörüdür…

Bir güzel söz, bir tebessümdür.

İnsanları dili, dini, mezhebi, etnik kökeni cinsiyeti ne olursa olsun olduğu gibi kabul etmektir. Kabul etmenin de ötesinde yaşama geçirmektir.

Mevlana,Yunus Emre, Hacı Bektaşı Veli, Ahmede  Xani, Feqiye Teyran ve Pir Sultan’ların gönül dostu olmaktır.

Yunus’un bize tercüman olan şu mısralarını anlayabilmektir.

Söz ola kese savaşı,

Söz ola kestire başı,

Söz ola ağulu aşı,

Yağ ile bal ede bir söz…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
HABERLER