banner54

GÖZYAŞI

                                                         

Her insan çok yakından tanır onu. Kimine göre gözden akan sıvı, kimine göre yürekten gözlere yansıyan duygu ifadeleri ve kimine göre ise ruhun pasını temizleyen ve rahatlama sağlayan bir eylemdir. Akışı bile insana ve ağlama sebebine göre değişen gözyaşımız; bazen damla, bazen kristal gibi, bazen de sel olur akar. Nedir gözyaşı? Niye dökeriz? Herkes döker mi?  Göz yaşı dökmek iyi midir? Neler duyduk, neler gördük birlikte okuyalım.

TDK sözlüğünde gözyaşı “Gözyaşı bezlerinin salgıladığı, bazı etkilerle akan duru sıvı damlacıklarından her biri, yaş”  olarak tanımlanmıştır. Gözyaşının sahtesine ise timsah gözyaşları denilmektedir. Duygularımızın şekline göre de sevinç gözyaşları, çaresizlik ve hüzün gözyaşları gibi ayrımlara tabi tutarız. Genellikle ağlama sonucu gözyaşı döksek de, bazen mutluluk gözyaşı da dökeriz bir iki damlacık. Bazen mutluluktan ağlarız da. Ama en fazla gözyaşını; üzüntü, çaresizlik, hüzün, ayrılık, hasretlik, özlem, kavuşamama, kaybetme, aşık olma ve acı olaylar karşısında kendimizi tutamayıp ağlayarak dökeriz. Ağlamak ve gözyaşı dökmek insandan insana değişir. İnsanların yetişme tarzları, duygusal kişilikleri, bakış açıları, göz pınarları (gözyaşı bezleri) nın yapısı, duygularını açığa vurma ile ilgili yapılarına göre değişir. Kimi insan katıdır, kimi ise yufka yürekli.

Gözyaşı bir sonuç olup, genellikle ağlama sonucu ortaya çıkar. Çok acı olaylar ve aşk ayrılıklarında şiddetini arttıran gözyaşı, bazen onlarca dakika aralıksız sürer. Bu kadar su gözümüzde nerede depolanıyor diye düşünürüz. Ağlarken gözyaşı ile irtibatlı burun da akmaya başlar. Çok ağlandığında gözlerimiz şişer, sesimiz kalınlaşır.

Gözyaşı, bazen kalbimizin aynasıdır, bazen ise gözümüzü temizleyen bir kaynak suyu.  Vicdansızların gözyaşı dökmediği söylenilse de, her insanı ağlatan ve gözyaşı döktüren farklı olaylar vardır. Bazen anlamlı bir anlatıştır sessizce dökülen gözyaşları. Acıyı hafifletir, insanı dindirir, bazen de gizli saklı kapıları açan bir anahtardır gözyaşı. 

 Gözyaşları ruhumuzun kelimeleridir. Dille ifade edemediğimiz şeyi anlatır. Saf, arındırıcı ve masum tek yanımız bu damlalardır belki de. Tabi ki, timsah gözyaşları hariç. Bazen, bir kırık kalbin kırıntılarını ifade eder, bazen de çaresizliğin haykırışa, sessizliğin çığlığa dönüştüğü zamanlarda usul usul yağan yağmurdur. Bazen aşkını anlatamayıp, karşılık göremeyip akıtılan, bazen de soğan doğrarken veya çaresizlik halinde akıtılan bir seldir. Kimine göre de gözyaşı, yaşanmamış hayatların acısıdır.

Kızılderililer derki “Gözlerde yaş yoksa ruh gökkuşağına sahip olamaz.”  Ruhumuzun renkli olmasını sağlıyor gözyaşı. Ya da katı duygularımızın sıvıya dönüşmesi de diyebiliriz. Nedense ağlamayı ve gözyaşını kadınlarımıza mal ederiz. Halbuki, duygusallıklar karşısında erkeklerin daha çok gözyaşı döktüğü bilinmektedir. Ama kadınların sık sık ve en ufak bir olaya gözyaşı dökmeleri onları ön plana çıkarmıştır. Belki de erkekler gizli ağlamaktadır. Henüz 3 yaşındaki oğlan çocuğuna erkek adam ağlamaz diyerek büyütürüz. Belki de ağlama duygularını bastırırız. Acizlik işareti olarak da görülür. Erkek güçlüdür bizim toplumumuzda erkeğe ağlamak yakışmaz. Onun için erkekler ağlamayı kendine yaklaştırmaz genellikle. O ruh haliyle büyürüz. Bunun sonucu genellikle erkeklerin ileriki yaşlarda hayatı tanıdıkça ve o psikolojiden kurtularak daha çok ağladığını görmek mümkün. Ağlamak, ruhumuz için bir tedavidir aynı zamanda.  Boşalır, rahatlar ve daha sonra daha sağlıklı düşünmeye başlarız.

Bulutlu havanın, fırtınanın ardından yağan yağmurdan sonra tabiatın ve havanın dinginliğini, insanoğlu da gözyaşı dökerek sağlar. Belki de bundandır kadınların çok ağladıkları için daha uzun ömürlü olduklarına inanılması. 
  Gözyaşı döktüğü an, insanın en savunmasız, en masum ve en içten olduğu andır. İnsanın sahip olduğu en değerli şey aklıdır. Gözyaşı akıl olmazsa akmaz. İnsan; üzülmeyi, sevmeyi, sevinmeyi, sinirlenmeyi ayırt edemiyorsa ağlamanın ne anlamı var. O halde gözyaşı anlam taşımalı.  Gözyaşı ağlamaktır, ağlamak ise anlamak. Ya da anlamak sadece ağlamak. Ağlamak, ezgisiz yüreklerin paslı duvarlarında tuzlu notalarla yankılanan bestedir.  Öyle bir besteki, ilk notası gözyaşıdır. Çünkü gözyaşı, sevinçlerin, hasretlerin, hüzünlerin, aşkların ilk durağıdır. Bu durakta ilk düşler ,ilk fırtınalar, ilk ayrılıklar ve haykırışlar bekler. 

Mutsuz anlarımızda ağlamak, ölçülü olmak kaydıyla faydalıdır. Bizi dinlendirir. Ama her şey de olduğu gibi fazlaya kaçmamak lazım. Mutluluk gözyaşları dışındakiler bizden uzak olsun ama mutluluk gözyaşlarımız eksik olmasın.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
HABERLER