banner54

GEZİ PARKI, İNSAN VE DOĞA

Birçok yeşil alanımız, kapitalizmin yeni yüzü olan AVM’lere dönüştü ve elimizden zorla alındı. İstanbul halkı örnek bir hassasiyetle, silahsız bir şekilde parkta nöbet tuttu. Fakat bu hassasiyet belirli kitleleri rahatsız etmiş olacak ki, polis ordusu ile direniş yıkılmaya çalıştı.

Demokratik toplumlar da halkların kendi yaşam alanlarını tayin etme ve olumsuz durumlarda  itiraz etme hakkı vardır. Bu itirazın karşılığı, yükselen sese kulak vermektir.  İnsanları şiddetle dizginleyemediğinizi bunca yıldır anlayamamışsanız vay sizin halinize…

Ateşe körükle gitmek ateşi söndürmez! Aksine ateşi canlandırır. Böyle gergin bir ortamda bu ülkenin başbakanı çıkıp televizyonlardan, ‘’ Ne yaparsanız yapın, orası için karar verdik, yapacağız. ‘’ derse, orada bulunan insanlar da ‘’ Aaa sayın başbakanımız olmaz diyor, o zaman bizde dağılalım ‘’ demezler. Her gün daha da büyürler ve gün gelir çığ olurlar.

Direnmek, itiraz etmek, demokratik toplumlarda ‘’ Muhalefet ‘’ anlamındadır. Polis şiddeti, ancak eleştiriyi ve itirazı hazmedememiş sözde demokratların işidir.

Orada binlerce insanın üzerine hedef alarak, gaz bombası sıkan, jop sallayan ve panzer içerisinde büyük öfke ile bir insanı ezip geçen polislere buradan sesleniyorum: Onlar sizin ve ailenizin, bir hafta sonu, beraber mutlulukla ve huzurla vakit geçirebileceğiniz bir alan yok olmasın diye mücadele ediyorlar. Yaşadığınız evde oksijeniniz daha fazla olsun ve sağlıklı bir hayat yaşayın diye, betonarmeye itiraz ediyorlar, acaba karşılığı bu mu olmalıydı?

Orada ki direniş, ekolojik temelli, faşizme ve kapitalizme karşı yapılan bir direniştir. Belki de gerçek bir demokrasinin topraklarımıza gelişinin habercisidir. Gördüğünüz görüntüler, devlet erkânı ve hükümet cephesini tedirgin edebilecek görüntüler. Görüyoruz ki, bugün Türk ve Kürt solu birleşmiş bir durumda. Beraber karar alıp aynı alanlarda buluşabiliyorlar. Bu da sol siyaset adına sevindirici bir durum.

Ayrıca; Taksim Meydanı inşaat alanı diye,1 Mayıs’da bin bir türlü kıyametler koparttılar. Yaklaşık olarak 4 gündür, orada binlerce insan var. Ben bir kişinin dahi bile o çukurlara düşüp yaralandığını veya hayatını kaybettiğini görmedim ve duymadım. Evet orada yaralananlar, panzer altında kalanlar, gaz bombalarına hedef olanlar oldu, ama bu devletin polis gücü ile yapıldı. Yoksa orada ki çukurlara düşerek kimseye bir şey olmadı.

Neden hala anlamak istemiyorlar, bunu anlamak bu kadar zor mu? Mademki anlamamak da bu kadar ısrarcısınız, bizde sizlere ezberleteceğiz;

Alanlar Halkındır. Alanlar Halkındır…

Halkın olan alanlar, bir başkasının keyfine göre,  ipotek altına alınıp, zırt-pırt ‘’ Girebilirisiniz! Hayır, bugün canım istemedi giremezsiniz ‘’ gibi bir durum olamaz. 

Doğal ortamda yaşamak, her insanın isteyebileceği haklı bir taleptir. Fakat unutulmamalı ki, insan da doğanın bir parçasıdır. Nasıl ki, doğa yok olduğunda sesimizi yükseltiyorsak, insanın da yok olması halinde daha fazla bir tonla sesimizi yükseltebilmeliyiz.

Gönül isterdi ki, bugün meydanlarda olan sol gruplar, Roboski katliamında da meydanlarda tepkilerini ortaya koyabilselerdi. İnsana duyarsız sol bir siyaset olabilir mi? Irkı, dili, dini ne olursa olsun, bir insanın sömürüsüne ve yok edilişine göz yummak hangi sol siyaset in ideolojisine uygundur.

Geçmişte yaşananlar için bir kin gütme durumu yaratmaya çabalamıyorum. En azından bundan sonra ki katliamlara sessiz kalınmaması gerektiğini, sol siyasetin temel yapı taşı oluğunu hatırlatmaya çabalıyorum.

Bizlerde Emirgan çay bahçesinin yıkılışı için, abide kavşağında hunharca kesilen ve yok edilen ağaçlar için, Karaköprü’de yok edilen nar ağaçları için ve tabii ki gezi parkı için, hâsılı kapitalizmin yok edilmesi ve faşizmin sonlandırılması için bugün alanlarda olacağız. Doğaya ve insana duyarlı tüm halkımız yürüyüşümüze davetlidir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
HABERLER