banner112
banner54

GAZZE VE SURİYE İÇİN İRAN

                                                                                       

İran: Fatımilikten ve Rafızilikten, sıyrılmış İslam Cumhuriyeti…9.uncu asırdan günümüze İran, İslam topraklarında daima fitneye sebep olmuş ve 1979’a kadar Sünniliği sindirememiş Şia devleti... Ya da Fatımi Şia’sı ve 79 sonrası Humeyni Şia’sı diye de adlandırılabilir. En azından Humeyni’nin “Sünnileri sevin” sözü 79 sonrasının farklı olduğuna işaret ediyor diyebiliriz.

Sünni İslam dünyasında İran denildiği zaman kâfirden daha tehlikeli, şeytani bir topluluk algısı yerleşmiş vaziyette. Bunun temel sebebi İran’ın Şahlar dönemindeki Sünnilere karşı düşmancıl politikalarıdır. Doğal olarak böyle bir algının oluşması da normaldir diyebiliriz. Ancak bu durumun artık değiştiği de bir gerçek. Bizi bağlayıcı olan İran’ın Dini lideri, Devlet başkanı ve Aydınlarının ne düşündüğüdür. Nitekim Devrim lideri Ayetullah Humeyni bir Sünni’nin arkasında namaz kılınabileceğini Sünnilerle İttifak yapılabileceğini söylemiş ve devamını ise “Sünniler kardeşimizdir” sözüyle Ali Hamaney getirmiştir.79 öncesi ve sonrası İran politikaları mukayeseye yapılacak olursa Her şey ortaya dökülecektir. Bu durumu net bir şekilde görmek için Suriye meselesinde İran’ın politikalarını ele alabiliriz; İran geçmişten beri var olan askeri, ideolojik ve siyasi hedefleri ve Ortadoğu politikaları açısından neden Suriye merkezli siyasi bir yol izlemektedir? Bölgede birçok devletle birlikte İran’ın da politik çıkarları ve belirtilen hedefleri doğrultusunda Suriye iç savaşında aktif rol almak için bütün yolları denediği ve bunda da başarılı olduğu söylenebilir. Suriye savaşı patlak verdiği zaman İran tereddütsüz tarafını seçti ve Esed’in yanında olduğunu tahdis etti. Zaman zaman da Çin ve Rusya’yla yaptığı ittifaklar eleştirildi.  Hatta Suriye’de akan kanın tek sorumlusu İran ve Hizbullah gösterildi. Bu eleştiriler aralarında Türkiye’nin de bulunduğu İran dışındaki 58 İslam ülkesinde yapıldı. Ancak İran’ı yargılayan Türkiye halkı Türkiye’nin Amerika’yla ittifakını ve çıkarları için ÖSO’yu desteklediğini görmezden geldi. İnanıyoruz ki bütün bunlar tamamen Türkiye’nin çıkarları içindi. Ancak meseleye objektif olarak bakılacak olursa Türkiye’nin olduğu kadar İran’ında siyasi ve jeopolitik kaygıları var. Bunlar İslam dünyası için Türkiye’nin kaygılarından daha çok kayda değer şeyler: Misal İran’ın Suriye politikasının mezhepçilik değilde Ümmetçilik politikası olması. Nasıl? Bugün Gazze’ye İran’dan ve Hizbullah’tan başka sahip çıkan bir camia ya da bir devlet yoktur. Peki, Gazze halkı Sünni midir? Sünni’dir. O halde niçin İran Gazze için mücadele ediyor ve Siyonizm’le savaşıyor. O halde Gazze davasının yolu Suriye’den geçer diyerek meseleyi bağlayabiliriz. İran Şia mı Şia, Irak yönetimi Şia mı Şia, Suriye yönetimi Şia mı Şia, Hizbullah Şia mı Şia. Yani İran’dan Gazze’ye kadar bir kara bağlantısı mevcut. İran üzerinden yapılan bütün askeri ve insani yardımlar sadece kara yoluyla olabileceğinden bu bağlantının kopmaması gerekmektedir. Bu durumun sağlaması yapılacak olur ise Gazzelilerin sokaklara “M-75 füzeleri için Teşekkürler İran ”afişleriyle donatıyor olmasını delil gösterebiliriz. Eğer Bu organik bağlantı kesilirse yani Suriye yönetimi Şii değilde Sünni(adını siz koyun IŞİD ya da ÖSO) olursa vah ki ne vah bu Müslümanların haline…

                                 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
HABERLER