banner112
banner54

Demokrasiden Kaçırılan Sandık

Mısırda neler oluyor?

Bu Sorunun cevabını biliyorum

Hiçbir şey yapamamanın ezikliği ile Mısır halkına iyi dileklerimi, demokrasilerine taziyelerimi sunuyorum.

Mısır’da olanlar

Oruç ayına özel, Müslüman’ın gözyaşını dökme projesinden başka bir şey değil. Tıpkı daha önceleri körfeze dökülen kanların prime time zamanlarda, CNN ekranlarından iftar sofralarımıza sunulan demokrasi ateşi, tıpkı Gazze’ de fosfor bombalarıyla yakılan çocuklar, memleketler gibi…

Tek farkı, kendileri görünmüyor sadece yönetiyorlar…

Mısır’da özgür iradelerin tomurcuklarını yolmaya cüret eden elleri lanetle kınıyorum.

Bir de bu olayın memleket manzaraları var.

Onlara kısa cümleler ile değinmek mümkün değil.

Zaten yazının konusu memleketimin utanmayan yüzleri…

Siyaset yapma adına, Mısır’ da ki tutarsızlığın ve darbeciliğin yarattığı ateşten, kendi karanlıklarına ışık tutanlar ile aynı soluğu almaktan utanıyorum.

Gezi fırsatçıları, asker postalını davet için yeşilden beslenip sokakları kırmızıya boyama çabası içine girdiler. Çoğunun yüzü kapalı, bazılarının elleri palalı, taşlı sopalı bu insanları anlıyorum, çünkü niyetleri belli…

Bu fırsatçılığı,meclis çatısı altında utanmadan dillendiren malum kişileri anlamak mı!  

Diyecek söz bulamıyorum.

Pes yani…

Arzuladıkları manzara millet menfaatine olabilir mi?

Bilinen ve bilinmeyen darbelere şahit olmuş, akabinde yaşanan onca acıdan, baskıdan ve her yönüyle topyekûn çöküşten bir nebze ders çıkarmayarak cehaletin tohumlarını yeniden toprağa verme gayreti içindeler.

Yazık…

Ne kadar nefret ve kin dolu olacaksınız ki, Mısırda ki Demokrasi katliamını örnek gösterip “…demokrasi sadece sandıktan ibaret değil…” sözleriyle, tarih sayfalarına adınızı kalın harflerle, utanç duvarına kaydedeceksiniz.

Hem bu çağdışı söylemi dillendirecek hem de izandan ferasetten yoksun olacaksınız, milletin inşa ettiği koltukları işkâl etmeye devam edeceksiniz…

Yok, öyle yağma.

Tabii ki Demokrasi sadece koltuktan ibaret değil. Birçok unsuruyla, işleyen çarklarıyla birçok parçanın bir bütünüdür. Kastedilen buysa, sorun yok ama biliyoruz ki maksat farklı. Bu söz tehdit dolu, rahatsız edici iğrenç bir koku içeriyor.

Birçok unsuru var, evet. Ama sandıksız demokrasi olmaz!

Bu millet Demokrasisinidişiyle tırnağıyla inşa etti.

Henüz yamalı bohça halinde anayasası, tam tanımlanmamış hak ve özgürlükleriyle birlikte, farklılıkların hazmedilemediği kardeşlik projeleriyle birlikte, insan olma iradesi ve demokrasiyi anlamış olma bilinciyle, bu millet sırtında parazit yaşam halinde bulunanları sandıkla atmış ve artık geri istememektedir. Ne zaman ki aynı rahatsızlığı hissetse, yine sırtından atacağından kimsenin şüphesi olmasın.

İktidarlar toplumsal refahın artırılması, içte ve dışta barış ve huzurun sağlanması için vardırlar ya da olmak zorundadırlar. Muhalefetler de daha çok refah, daha çok huzur, barış ve daha iyi bir toplum modelini geliştirmek ve buna talip olmak için vardırlar/var olmak zorundadırlar.Sırf kendi beceriksizlikleri ve liyakatsizlikleri nedeniyle, iktidar olma ümitlerini ve ihtiraslarını tankların paletlerine bağlayamaz ve milletin iradesine ket vuramaya dönük bırakın eyleme geçmeyi, hayalini dahi kuramazlar,kurmamalılar.Aksine ,adları başka,huyları başka olur.

Demokrasinin sandıkta mı yoksa her neresi kastediliyorsa başka bir yerde mi olduğunu, yaklaşmakta olan seçimlerde sandıklar açılınca anlayacağımızdan eminim.

Bu millet, artık çapulculara, tavalar ve tencerelere teslim olamayacak kadar güçlü bir iradeye, oynanan oyunların farkında lığına sahiptir. Kendi geleceğini, demokrasinin teminatı altında inşa etmeye devam eden ve başarmak üzere olan ve işaret edilen muasır medeniyet hedefine çok yakındır. Aydınlık yarınların nice körpe çocuklarıyla doludur sokakları…

Gezi olaylarında “ağacımı kestirmem” sloganıyla sokağa dökülen genç akiller, her şeyi bildiğini zanneden yerel yöneticiler başta olmak üzere, tüm koltuklara net mesajını vermiştir.Taksimde demokrasinin varlığını ortaya koymuş, güçlendirmiştir.

Hatalar, gözyaşları olmadı mı? Oldu…

 Devlet en üstten en alta kadar kabahatini anlamakla birlikte, şöyle bir silkelenip, kontrolsüz gücün güç olmadığını farkına vararak, kendi içinde zihinsel aydınlanmayı da yaşamış oldu.

Gezide iş makinelerine direnen dilin sesi, sadece şehircilik ve parklar ile ilişkilendirilemeyecek kadar derin anlamlara sahipti.

Ağacıma dokundurtmam, yaşam tarzıma dokundurtmam, beni güdemesin, azınlıkta –çoğunlukta olsam bende varım ve beni görmezlikten gelemezsinin haykırışıydı.

Geride kalanlar,iktidarda olan akıllar net mesajlar aldı,anladıklarını itiraf etti.Ayrıca bundan sonra daha dikkatli olunacağı beyan edildi…

Var edilen aydınlanmayı ,ısrarla karanlığa sürükleme gayreti içinde olanlar ne yaptılar?

Bütün olanları tersten okuyup, Mısır’da olanlarla bizi bir araya getirme hatasını yaptılar. Kendi acizliklerini görmeden, aba altından sopa gösterme cüretini gösterdiler.

Oligarşinin hortladığı bir memlekette, ağaçlarıma dokundurtmam sloganıyla kaç tane adam ortaya çıkabilir?

Ancak demokrasinin oluşturduğu iklimlerde bu mümkün olur.

Kendi fikri karanlıklarında izbe yerlerde kalanlar, tüm olanları adeta fırsat bilerek, demokrasiyi çaresizlik, devlet aczi yeti olarak kullanıp sokakları ateşe, kana, gözyaşına boğdular.

Tabii ki bu gözyaşı ve ateş, düzen koruyucu olmakla sorumlu kendi iç düzensizliklerinden muzdarip vicdanların kontrolsüz güçleriyle de manzaraya tam oturuverdi.

Demokrasinin aydınlık çocukları evine gitti, mesajları alındı, parkları korunmaya çalışıldı fakat onların başlattığı yerde ağaçlar kırıldı, ateşler yakıldı, kan döküldü…

Bununla da yetinilmedi, karanlık suretlerin sesi mecliste sözcü buldu,yankı buldu..

Bizi ilişkilendirdikleri Mısır’a baktığımızda, bizde olduğu gibi birçok kez şapkasını alıp giden, ardından yine dönen siyasetçi görüntüsü yok. Yani, bizim bedeli ödenmiş, kendisinden emin olmak istediğimiz, arkamıza bakarak korku içinde yaşamak istemediğimiz, daha özgürlükçü ve daha güzel bir hayat sunacağına inandığımız bir demokrasimiz var. Mısırda demokrasinin emareleri henüz görülmekte,henüz sancılarını çekmeye başlamış oldukları bir gebelik söz konusudur. Hiç bir doğum kansız olmaz ve biliriz ki milletler kendi iradelerine sahip çıkmaya çalıştıkça, o milletin karanlığından beslenen, onların aydınlıklarından korkan malum güçler, mutlaka karanlığın devamı için kandilleri söndürmeye çalışacaklardır. Bu zulme karşı koymak üzere yanan her beden, çekilen her sancı, beklenen doğuma daha da yaklaştırarak mutlak yürüyüşün gerçekleştirilmesinde yanan kandillerden olacaktır.

Mısır’da yaşananları kullanarak, demokrasi adına demokrasiye karşı duran adamlara!

Öneri…

Sevmeyebilirsiniz, mevcut iradelerin yanlış yaptıklarına inanıyor olabilirsiniz. Siz çıkıp daha iyisini, doğrusunu yapın ve daha aydınlık bir gelecek sunun, sandıklarda sizi tercih etsin. Varsa haklı yürüyüşünüz, ihanet etmeden, tankların paletlerine umut bağlamadan ve illegal zihniyetlerin işleyen çarklarında kullanılmadan, haklı olduğunuza inandığınız karşı koyuşunuzu ortaya koyun. Sadece bu milletin yarattığı demokrasi ağacının gölgesinde çözüm arayabilirsiniz.

Gerisi karanlık, faili meçhul…

Son söz;

Kendi beceriksizliklerini görmeyip, milletin iradesine ket vurmayı düşünen zihniyetleri aydınlanmaya davet ediyorum. Karanlığı çağıran, art niyeti dillendiren dillerin sürçü lisan etmiş olduğunu umuyor ve onlara aklıselim oluncaya kadar yanlıştan yana susmayı tavsiye ediyorum...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
HABERLER