banner54

CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ VE SONUÇLARI


Seçim sonuçlarını yorumlamadan önce şu tabloya bir göz atalım ;

Aday   Oy sayısı  %
Recep Tayyip Erdoğan  21.000.260  51.79 
Ekmeleddin İhsanoğlu  15.587.132  38.44
Selahattin Demirtaş   3.958.510   9.76
Toplam geçerli oy  40.545.902
Toplam geçersiz oy  737.871
Toplam oy kullanan seçmen  41.283.773
Kayıtlı seçmen  55.692.841 
Seçime katılma oranı   74,13

Seçim sonuçlarının ortaya çıkarttığı tablo, Türkiye toplumunun sosyal yapısındaki değişim bakımından bize bir fikir veriyor. Esasen statükoyu savunan sistemin sürekliliğinin sisteminden yana olan Erdoğan ile sisteminin ideologlarından olan İhsanoğlu’nun yüzde % 90 civarında oy almış olmaları, tersine sistemdeki değişimi esas alan Demirtaş’ın ise %10 oy almış olması, toplumun sosyo-politik bakış açısını ortaya koyuyor. Politik analizlerde matamatiksel hesaplar, ciddi yanılgılara yol açabilir. Bu bakımdan yüzde hesapları tek başına ele alıp bir değerlendirme yapmak yanlış olur. Ancak bu veriler, Türkiye toplumunun sosyo-politik durumu hakkında bize bir fikir sunuyor.


Dikkat çeken bir başka nokta yaklaşık % 27 civarında oy kullanmayan bir kitlenin seçim sonuçlarını bütünüyle değiştirebilecek bir düzeyde olmasıdır. Türkiye’de yapılan seçimlerde % 10-15 arasında bir oy kullanmayan bir kitle bulunuyor. Cumhurbaşkanlığı seçiminde ise bu oranın yüksek olması, ekonomik faktörlerden ve politik tepkilerden kaynaklandığı ortaya çıkıyor. Özellikle Kürt kökenli 3 milyona yakın mevsimlik işçi ailesinin ekonomik nedenlerden dolayı başka şehirlerde oldukları için oy kullanamadıkları tahmin ediliyor. Diğer bir faktör ise özellikle CHP tabanının önemli bir bölümünü oluşturan Alevi toplumunun  gösterilen adaya tepki duyarak oy kullanmamasıdır. Çok küçük bir kısmı da, sistemin politikalarına bütünüyle karşı oldukları için oy kullanmadılar.

MHP ve CHP’nin ortak adayı olan İhsanoğlu’nun beklenilenden daha düşük bir oy almış olması bu iki partide de bir kirize yol açacaktır. MHP, İnsanoğlunu desteklemekle birlikte, aktif bir politika yürütmedi ve MHP hemen hiç bir bölgede seçim çalışmalarına katılmadı. Yapılan anketlerde oy kullanan MHP’lilerin yüzde 64’ünün Erdoğan’a oy verdikleri anlaşıldı

CHP içerisinde iç çatışma ve rekabet çok daha fazla ön plana çıkacaktır. CHP’de sessiz bir bekleyiş sürdüren ulusalcı-Kemalist kanadın, hem CHP içinde, hem de dışında bazı arayışlara yönelmeleri yüksek bir olasılıktır. Arka planda çatışmaları örgütlemekte uzman olan Baykal ve çevresindeki ekip, ‘erken kurultay’ istemini gündeme getirebilir. Bu bakımdan 2015 Genel Seçimleri önçesinde özellikle CHP içerisinde  büyük süprizler yaşanabilir.





Adayların bireysel başarılarından çok, cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ortaya çıkardığı iç politik tablonun bir kaç noktadan analiz  edilmesi, önümüzdeki sürecin hangi yöne doğru evrileceğine dair bize bir fikir verecektir.

Hiç kuşkusuz ki, bu seçimin en başarılı adayı Demirtaş’tır. Almış olduğu oy, Türkiye’nin iç toplumsal dinamiklerine dair önemli bir umut ışığı oldu. Toplumun farklı eğilimlerine yönelik, özellikle Batı’da ezilen ve sömürülen kitlelerin somut taleplerine yönelik politikalar geliştirilirse, elit-tanınmış yöneticiler tabakasından çıkıp halkla bütünleşen kadrolar ve yönetimler oluşturulursa, alt yapısı güçlü örgütlülükler yaratılırsa sonuç almanın çok daha kolay olduğu Demirtaş örneğinden görüldü. Demirtaş’ın almış olduğu oylar, sisteme muhalif olan toplumsal hareketin geliştirilmesi bakımından son derece önemlidir. Türkiye’nin hemen her bölgesinde oy almış olması, demokratik-devrimci muhalefeti  birleştirmek açısından da önemli bir olanak yarattı denebilir.

Toplumun ilerici-demokratik-devrimci güçleri, toplumun sosyal, politik ve ekonomik sorunlarını hedefleyen projeler geliştirirlerse ve buna uygun kollektif örgütlenme modelleri yaşama geçirmeyi başarırlarsa, tahmin edilenden çok daha fazla başarılı sonuçlar elde edebilirler.

Demirtaş ;Toplumun farklı katmanlarına yönelik gerçekçi politikaların oluşturulması ve bunları gündelik yaşama uyarlayabilecek güçlü örgütlerin ve kadroların olması dahilinde çok daha ciddi sonuçların alınabileceğini ortaya koydu. Bu bakımdan ilk iki adaydan farklı olarak, toplumsal değişimi esas alan ve ezilenlerin sorunlarına vurgu yapan Demirtaş’ın % 10 almış olması, toplumsal değişime dair önemli bir dinamiğin olduğunu ortaya koydu.

Sonuç olarak ;Türkiye siyasetinin sınıf atlayabilmesi için herkese, herkesime ve özellikle yeni Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan’a büyük sorumluluklar düşmektedir. Bu bağlamda, özellikle güçlü bir muhalefet partisi ile alternatif yeni lider adaylarının ortaya çıkmasına uygun bir siyaset sistemi dizaynı için ise, katkı sunabilecek herkese büyük görevler düşmektedir





Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
HABERLER