banner112
banner54

Coğrafyalar farklı olsa da acılar aynı

Dünya Sağlık Örgütünün derlediği verilere göre, dünyada her yıl 20 milyon kişinin intihara kalkışıyor, 1 milyon kişinin ise intihar ederek yaşamını sonlandırıyor.


Bu oran, ne yazık ki Türkiye’de daha büyük bir pay alıyor. Türkiye içerisinde de illere göre intihar oranları farklılık gösteriyor ama temelinde bu intiharların sebebi araştırılmalı.

İntihar edenler zaten ölüp gidiyor da, geride kalanları da öldürüyorlar. Bunun araştırılmasının iyi yapılması lazım. Mesela, askeriyede de intiharları oluyor. Ve otopsi sonuçları, savcılığın soruşturması ne kadar gündeme geliyor? İntihar eden askerlerin ailesine “oğlunuz intihar etti, başınız ve memleket sağ olsun” diyerek geçiştiriyorlar.

O askerin intihar ettiği mi, intihara sürüklendi mi veya öldürüldü mü bunun pek araştırılması yapılmıyor. Milli Savunma Bakanlığı, yayınladığı raporda 1992-2012 yılları arasında 2.221 askerin intihar sonucu yaşamını yitirdiğini söyledi. Ki bu oran, yakın tarihlerde daha da arttı. Bu durum askeriyeler için.

Ya normal hayatta intihar edenler? Bunların da sebebi genellikle ekonomik sorunlara bağlanıyor aslında değil! Kimisi ailesiyle anlaşamadığı için, kimisi yaşadığı ilişkiden mutlu olmadığı için ve kimisi de devlet düzenine karşı intihar ediyor.

Faili meçhuller var bir de… İnsan Hakları Derneğine başvuran aileler, çocuklarının intiharından şüphelendiklerini ve bunun araştırılmasını talep ediyor. Mecliste bu zamana kadar kaç tane araştırma önergesi başlatıldı? Hiç!

***

Ve gelelim intihar edenlerin arkasında yaşananlara…

Karadenizli anne-baba bir feryat eder ki; Karadeniz yaylaları yankılanır.

Batıda intiharlar gerçekleşirken, ailelerin yardımına medya koşar. Feryat figanlar medya aracılığıyla araştırma önergesi vermesi gereken vekillere ulaştırılır.

Ve Doğu’lu bir annenin çocuğu intihar ettiğinde yanında ne medya vardır, ne de bir yetkili… Kendi halinde ağlar durur. Toprağa verdiği oğlunun mezarı başından ayrılmaz.

Dil hazinesi geniş değildir, Türkçe konuşamaz. Kendi dilinde ağlayarak, kaza belalardan uzak dursun diye yeri gelince susmasını istediği oğlunu toprağa veriyor.

***

Oğlunu toprağa verirken de süslü kelimeler kullanamaz; Tıpkı çocuğunu uğurlarken davrandığı gibi…

Doğu’lu bir anne, oğlunu askere, kızını veya oğlunu üniversiteye gönderirken, “güle güle” demez. “Kaza belalardan uzak dur. Kimseye karışma” der.

***

Ve ölenler, geride hüzünlü bir hikaye, buruk bir hayat bırakıyor. Farklı coğrafyalarda aynı acılar yaşanıyor. Karadenizli anne için de, Batılı anne için de, Doğulu anne içinde artık buruk bir hayat başlıyor. Artık, bakacakları her yerde kendi çocuğunu görecektir. Çocuklarıyla yaşadıkları anıları hatırlayacaktır. Ve seferinde acılar tazelenecek.

***

Bayramlar gelecek sonra, artık bayramlar, onlar için en acı gün haline gelecek. Ailelerin yaşadığı bu buruk hayat yine kendilerini bitirecek. Ateş düştüğü yeri yakar misali…

***

Milletvekilleri, yine uyuyarak maaş gününü beklesin, araştırma komisyonları oluşturmasın, Emniyet Müdürlükleri eğitim seminerleri düzenlemesin, hükümet ekonomik sorunlara bağlı olan intiharları engellemek için ekonomik sorunları çözmesin yetkiler sussun ailelerin yüreğine bu şekilde ateş düşmeye devam etsin.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
HABERLER