banner112
banner54

Bir kara lekedir Dersim!

Bundan 76 yıl önceydi, günlerden yine 4 Mayıs… Dersim için kara gün, bu kara gün, Türkiye’nin silinmeyen kara lekesidir aslında!

Bugün Dersim Katliamının yıldönümü, tam 76 yıl önce 13 bin sivil insan hayatını kaybetti. Bir diğer adıyla katledildiler. Bunun adına Dersim İsyanı dersiniz, Dersim Ayaklanması dersiniz, otoriter yapı dersiniz, feodal yapı dersiniz… Ne derseniz deyin, bunun katliam olduğunu hiçbir sıfat değiştirmez.


Bölgedeki aşiretler ile merkezi hükumet arasında anlaşmazlık çıktı dersiniz; hangi anlaşmazlık sonucu 13 bin insan katledildi? O dönemde Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından yapılan operasyonlar, normal bir operasyon değil, katliam amacıyla yapıldı. Çünkü merkezi hükümet orada tek güç olmak istiyordu. Hiçbir devirde mi ayaklanma olmadı? Osmanlı dönemini bir hatırlayın derim! Osmanlı’da meydana gelen onca ayaklanmalar neticesinde bu katliam yapılsaydı ne olurdu?

O dönemin içişleri bakanı Şükrü Kara, bölgeye 11 askeri harekatın düzenlendiğini ancak, neticenin alınmadığını söylüyor. Anlaşılan o ki; merkezi hükümet, bu durumu hırs yapmış ve illa bölgede tek güç olmak istemiş ve bu durum sonucunda da 13 bin insan kıyımdan geçirilmiş.

Fevzi Çakmak, “Dersimlileri askere almayın, silah kullanmayı ve savaş taktiklerini öğrenirlerse bize savaş açarlar” dedi o dönem. Ya Atatürk’e ne demeli? Kimse kızmasın gocunmasın; tarihi belge ve bulgular katliam emrinin Atatürk tarafından verildiğini ortaya koyuyor. Atatürk’ün Trabzon’da kullandığı ev ve sonradan Atatürk Müzesi olan köşkte bulunan Türkiye Haritası üzerinde, “Dersim’de zuhur eden isyanda askeri durumu gösteren taktik işaretler, bizzat Atatürk tarafından çizilmiştir” yazıyor. Trabzon’daki Atatürk Müzesini ziyaret edenler iyi bilir; Haritada, Dersim üzerine çeşitli nokta ve işaretler bulunuyor.

EVET BAŞKANIM VARIZ

Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Celalettin Güvenç, seçimlerden önce projeleri açıklarken, “mevsimlik tarım göçünü bitirmeye var mısın” diyordu. Evet başkanım bizler varız, sen de varsan gel de bitir şu mevsimlik işçiliği. İnsanlarımız artık gurbet yolunda hayatını kaybetmesinler.

-“ülkeyi Urfa pamuğuyla giydirmeye var mısın” diyordu Güvenç, evet ona da varız. Projelerini hayata geçir de, ülkeyi Urfa pamuğuyla giydir. Öyle yap ki; insanların il dışına çalışmaya gitmek zorunda kalmasın. Kendi memleketlerinde çalışsınlar. Hadi başkanım; herkes var; sen de varsan artık insanlarımız kendi memleketlerinde çalışsınlar, gurbette geçirdiği trafik kazalarında ölmesinler.

ALİ ÖLDÜ, AYŞE DUL KALDI

Ali ile Ayşe, çocuklarına bakabilmek, mecbur oldukları için memleketlerini terk ettiler. Çünkü Ali’nin burada çalışacağı bir iş yoktu, sanayisi yoktu mesela bu memleketin. Kendisine iş verilmediği için, istihdam edilmediği için Eskişehir’e çalışmaya gitti. Giderken, geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybetti. Eşi Ayşe’yi bir başına bıraktı. Ayşe, isyan etti bu duruma; Ali’nin cenazesinin başından ayrılmadı. Eşini kaybetmiş, dünyası karamış Ayşe’nin… Aslında Ali ile Ayşe sadece bir örnektir. Daha önce de nice Ali ile Ayşe’ler benzer durumlar nedeniyle ayrılmak zorunda kaldı. Kuvvetle muhtemel bu olaylar devam da edecek? Yetkililerin “acısını derinden hissettik” demesi kurtarmıyor durumu. Acısını gerçekten hissediyorsanız; çözüm için harekete geçersiniz efendiler.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
HABERLER