banner112
banner54

BARIŞ SÜRECİ

Toplum olarak, dağlardan ölüm haberlerinin gelmediği, silahların sustuğu ve demokratik siyasetin önünün açıldığı bir barış sürecine yeniden girmiş bulunuyoruz.

Bizler en kötü şartlarda bile umudumuzu hiçbir zaman yitirmedik. Hep, gerçek, kalıcı ve onurlu bir barışın hayat bulması, demokratik siyasetin önünün açılması ve onurlu bir müzakere sürecinin başlaması için eleştirilerimizi ve önerilerimizi dile getirdik. 

Belki biraz klasik olacak fakat altını çizerek belirtiyorum ki geçtiğimiz süreç tarihidir. Çünkü bugüne kadar yapılan hiçbir görüşme sürecinde müzakere süreci gündeme gelmemiştir. Her ne kadar müzakere sürecinde olsak da, barış sürecinin yasal zemine oturtulması ve müzakere için tarafların eşit bir konumda olması gerektiğini biliyoruz ve farkındayız. Bu durum içinde, görünür de somut bir adım atılmamıştır. 

Lütfen hatırlayın; hun-harca heba edilen demokratik açılım sürecinde, Mit müsteşarı olmasına rağmen, görüşmeler yasal bir zemine oturtulmadığı için neredeyse Hakan FİDAN bile tutuklanacaktı. Bugün de yapılan görüşmeler yasal bir zeminde değildir. Bırakın taraflarla görüşenleri, Hükü-metin eli ile kurulan ve bölge bölge dolaşan akil İnsanlar heyetinin bile yasal bir dayanağı yoktur. Yani, eğer olur da süreç ivme değiştirir ve rotasını şaşırırsa, bir sabah uyan-dığımızda şafak operasyonu ile akil insan heyetinde bulunan üyelerinde evden tutuklu bir şekilde çıktığını görebiliriz. 

Evet, barış müzakere ile olur ama yasalarla ve yazılı akit-lerle gerçekleşmesi, kalıcı bir ba-rış ve onurlu bir müzakere için vazgeçilmez bir kuraldır. 

Ayrıca, Doğu ve Güney-doğu Anadolu bölgesinde karakol inşaatların derhal durdurulması, koruyucu alımlarının sona erdirilmesi, cezaevinde bulunan hasta siyasi tutuklularının da acilen serbest bırakılması, sürecin selameti için atılacak somut bir adım olacaktır. Yoksa süreç inandırıcılığını kaybede-bilir.  Bir taraftan karakollar kurulurken, köylerde koruyucu-lar alınırken ve cezaevlerinde cesetler çıkarken, barıştan söz edemeyiz. 

Gerçek bir barışın mey-dana gelmesi için, tarafların eşit olması gerekir dedik!

Tabi ki hayır! 

Barış sürecinin elinin güçlendirilmesi için yapılan ve bütün toplumlardan temsilci kabul edilen demokratik barış konferansını çokça anlamlı ve yerinde bir hareket olarak görüyorum. Her toplum ve inanç mensuplarının barış süreci ile ilgili düşüncelerini dile getir-meleri önemlidir.  Çünkü süreç barışa doğru eğilmişse, artık bu sorun Kürt sorunu olmaktan çıkmış demektir. Maaleseftir ki yıllardır devlet eliyle yapılan inkârcı ve yok sayan siyaset sonucunda bugün, barış için ikna edilmesi gereken bir topluluk mevcuttur. Dolaysı ile sorunun Türk ve diğer halkların sorunu olarak ele alınması, sürece daha sağlıklı bakılmasını sağlaya-caktır. 

Bu süreci yanlış anlayan kurum ve kuruluşlara da buradan seslenmek istiyorum. Her fırsatta hükümete yalakalık ve yağcılık görevinizi yapıyor ve mutlaka da karşılığını alıyor-sunuzdur. Fakat bura da ger-çekten barış yanlısı olacaksanız, AKP sözcülüğü değil, barış öncülüğü yapmanız anacak size samimi olarak bakmamızı sağlayacaktır. 

Ne olursa olsun, bu süreç-ten geri dönmemek için çokça çalışmalı ve barışı hükümetin elinden çıkarmalıyız. Bir toplumun ve ırkın, doğuştan ge-len hakları ve kaderleri bir kişinin iki dudağı arasına sıkışamaz! Her toplumun ve ırkın kendi yaşam koşullarını tayin etme hakkı vardır. Bu haklar da Uluslararası insan hakları bildirgesinde güvence altına alınmıştır.

Artık yaşlıların, gençleri gömdüğü bir ülke görmek istemiyoruz! İnancımız tamdır. Yaşam, ölümü yenecektir…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
HABERLER