banner54

Barış, Barışmak ve Barışçı Olmak

Bireysel ve toplumsal ilişkilerimizde baskı, zorlama, çatışma, soğuk savaş, şiddet ağır basıyor. Evde, sokakta, şirkette ve yaşadığımız toplumda ilişkide olduğumuz hemen herkesi karşı taraf olarak algılıyoruz. Bizden farklı olanlar hakkında önyargılı düşünüyor ve davranıyoruz.

İş hayatında 2. Dünya Savaşı sonrasında ordudan ayrılan Amerikalı generallerin şirketlerin yöneticiliğe soyunmalarından miras kalan savaş stratejilerini oynuyoruz. Satış elemanlarını rambo gibi yetiştirmeye kalkıyoruz. Şirket eğitimlerinde kamuflaj kıyafetleri giydirilmiş insanların eline boyalı topları olan silahlar verip savaş oyunu oynatıyoruz ve adına “takım çalışması” diyoruz.

Çocuklarımıza oyuncak olarak tabanca, tüfek alıyoruz. Gençleri sinema, televizyon ve bilgisayar oyunları ile adeta şiddete, kavgaya ve kan dökmeye özendiriyoruz.

Barışı özendirmek, barış eğitimleri vermek, dinler, kültürler, milletler, cinsiyetler arasında anlayışı, dostluğu, sevgiyi yerleştirmek nedense bize zor geliyor. Etkili insan, duygusal zekâ, kişisel olgunlaşma ve benzeri birçok eğitim; barışı, anlayışı, sevgiyi yüceltmeye, çatışmaları, kavgaları azaltmaya yetmiyor.

Hangi kavga kazanılmıştır? Hangi savaş kime, ne kazandırmıştır? Bir savaşı kazandığını düşünen ülke bunun bedeli olarak verdiği can kayıplarını ve harcadığı kaynaklarını nasıl gözardı etmektedir? Fiyatlarla ya da başka yöntemlerle rekabet savaşlarını başlatan şirketlerin kendi kazdıkları kuyuya düştüklerini neden görmüyoruz? Artık barışı öğrenmek ve öğretmek zorundayız.

Barışın ilk adımı bir insanın kendisiyle ve çevresiyle barışması, barışık olmasıdır. Bu onların her zaman çatışmadan kaçındıkları, pasif oldukları anlamına gelmez. Onlar da herkes gibi farklı bilgi, amaç, yöntem ya da inanç sahibi insanlarla çatışmacı durumlar yaşarlar. Ancak geliştirdikleri çatışma yönetimi yetkinlikleriyle çatışmayı bir sorundan çok gelişme ve değişme nedeni olarak görürler. Barışçı insanlar varsayımlarla, önyargılarla, art niyetle davranmazlar. Açık ve dürüst iletişim kurarlar, ekip üyesi bilinciyle ve aidiyet duygularıyla hareket ederler. Huzur, refah ve güvenlik içinde, birey olarak ve toplumun bir üyesi olarak hakça ve insanca yaşamak isterler.

Barışçı insanlar, olumsuz deneyimleri çabuk unuturlar. Sorunlara takılıp kalmazlar, affetmeyi, barışmayı, birlikte çalışmayı, sağlıklı ve sürekli ilişkileri tercih ederler.

Barışmak başkalarının hatalarını hoş görmek, affetmek, unutmak anlamına gelir. Esneklik ve anlayış göstermemek, kin tutmak, nefret ve intikam duyguları beslemek, zihni sürekli olarak olumsuz, hoş olmayan anılarla dolu tutmak acaba bir insana ne kazandırır?

Barışık olmak, kendine değer vermek, kendini sevmek, üstün ve farklı yönlerini övmek, bunlarla özgüvenini pekiştirmek, eksik ve zayıf olduğu yönleri de açıklıkla kabullenmek, yerine ve zamanına göre uygun olduğunda bunlarla ilgili espriler de yapabilmektir. Kendisiyle kavgalı kişiler gibi kendilerini acımasızca eleştirmezler. Kendini aşağılamaz ve başkalarının aşağılamasına da izin vermezler.

Barışı, barışmayı ve barışık olmayı tercih eden insanlar, fiziksel, duygusal ve zihinsel anlamda çok daha sağlıklı bir yaşam sürerler.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
HABERLER