banner54

Atasözlerine düşmanlık (3)

Bazı kimseler, atalarımızın tecrübe mahsulü kıymetli sözlerindeki incelikleri anlamadıkları veya ters anladıkları için, ceddimize dil uzatıyorlar. Halbuki atasözlerinin çoğu hadis-i şerif mealleridir. Yahut İslam âlimlerinin sözleridir.

* Ceddimize suizan edilerek, “Akçenin gittiğine bakma, işin bittiğine bak” sözüne rüşvet teşvik ediliyor diyorlar. Halbuki bu, ne kadar güzel sözdür, rüşvetle hiçbir ilgisi yoktur.

Yağmur yağıyor, elimizde yükümüz de var. Bir taksi tutup evimize gidersek, artık elbette paranın gittiğine bakmaz, işimiz olduğuna sevinmemiz gerekmez mi?

Eve gelin getirirken, arabanın önünü kesiyorlar. Para vermezsen, vasıtanın önüne yatıyor, üç beş kuruş verip kurtuluyoruz. Birkaç liramız gitmişse de, eve sağ salim gelini getirdiğimiz için sevinmez miyiz? Elbette paramızın gittiğine değil, işimizin bittiğine bakarız.

Birçok ülkede pasaport almayınca geçmeye izin verilmiyor. Pasaport almak için belli bir ücret vereceğiz elbette. Hatta zorluk çıkartıyorlarsa, günlerce oralarda bekletilecekse, oradakilere çay kahve ısmarlayıp işinin bittiğine bakacaksın. Bakmamak ahmaklık olur. Çünkü İslam âlimleri, “Malını, canını, ırzını ve hakkını kurtarmak için rüşvet vermek her zaman caizdir” buyuruyorlar. Eli silahlı birkaç şehir eşkıyası, önümüzü kesse, yanımızda da hanımımız, kızımız olsa, “Ya üstünüzdeki paraları verin, yoksa ırzınıza geçeriz” dese, elimizdeki parayı verip, bu beladan kurtulmaya çalışırız. Paramızın gittiğine değil, işimizin bittiğine bakarız. Hac için de öyledir. Hacda ayakbastı parası adı altında rüşvet alınıyor. Vermezsen hac yaptırmazlar. Âlimlerimizin sözünü dinleyip, hac etme hakkını elde edebilmek için istedikleri rüşveti veririz. Günahı isteyene olur, verene olmaz. Rüşvet büyük günahtır. Fakat malını, canını, hakkını ve namusunu kurtarmak için rüşvet vermek caizdir.

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

“Dinini ve namusunu malı ile koruyabilen bunu yapsın.” [Hakim]

“Kişi, şerefini ne ile korursa, o sadaka olur.” [Ebu Ya’la]

Resulullah efendimizin ve onun vârisi olan âlimlerin sözüne uyarak, dünyamızı (malımızı, mülkümüzü) ve dinimizi (şerefimizi, namusumuzu) para ile koruyorsak, bunu ayıplamak çok yanlış olur. “Para kılıç gibidir. Kullanmasını bileni güldürür, kullanamayanı öldürür” demişlerdir.

* “Şimdi rağbet güzel ile zengine” sözüne de hücum ediliyor.

Eğer zengine, sırf zenginliğinden dolayı rağbet ediliyorsa, Allah rızası gözetilmiyorsa, zamanın bozulduğunu gösterir. Ama bu devir, ne zamandan beri bozulmuşsa, atalarımızın sözü, eskimez bir kanun gibi geçerliğini hep korumaktadır. Atalarımız, haklıya değil de zengine rağbet edildiği için böyle kıymetli bir söz sarf etmişler. Her devirde güçlü olanın kendini haklı gösterdiğini vurgulamışlardır. Gerçek bu iken niye bu doğru söze itiraz edilir ki? Atalarımız, haksız olan güzele de, güzelliğinden dolayı haklı muamelesi yapılmasını da uygun görmüyor. Atalarımız ne güzel söylemişler.

* “Gelen ağam, giden paşam, niye her işe karışam” sözü de gadre uğrayanlardan.

Her insanın belli görevi vardır. Bu görevin dışına çıkmamalıdır. Geleni kim göndermişse, gideni kim uğurlamışsa, onun görevidir bu. Gelen benim düşüncemde değil diye ona isyan etmek asla caiz olmaz.

Dinimiz, cemiyetin huzur içinde yaşaması, kargaşadan uzak olması için âmirler kötü de olsa, onların meşru emirlerine itaat edilmesini, gayrimeşru emirlerine de isyan edilmemesini emreder.

Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:

“Ey iman edenler, Allah’a, Peygambere ve sizden olan emirlere itaat edin!” [Nisa 59]

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

“Bir hayvanın ayağını veya yaş bir hurma ağacını kesenin yahut ortağına hıyanet edenin, kazandığı sevapların dörtte biri gider. Emire isyan edenin ise sevaplarının tamamı gider.” [Beyheki]

“Emirinizin beğenmediğiniz bir şeyi yaptığını görürseniz, ona sabredin! Çünkü cemaatten bir karış ayrılan, cahiliyet ölümü ile ölmüş olur.” [Buhari]

Peygamber efendimiz, dine riayet etmeyen, şeytan gibi emirlerin geleceğini bildirince, Eshab-ı kiramdan Hazret-i Huzeyfe, “Ya Resulallah o zamana yetişirsem ne yapayım?” diye sordu. Resulullah efendimiz buyurdu ki:

“Sırtına vurup malını alsa da, emirin sözünü dinle ve ona itaat et!” [Buhari]

Avrupa’daki âmirler, patronlar, Müslüman işçilere içki, kumar gibi haram şeyleri yapmalarını emrederlerse, Müslümanlar, bunları yapmaz. Çünkü “Hâlıka isyan olan işte, mahlûka itaat olmaz” hadis-i şerifi vardır. Ancak, gayrı meşru emre itaat edilmez diye isyan etmek caiz olmaz. Ana-baba da haramı, küfrü emretse, onlara da itaat edilmez. Fakat isyan edip onları üzmek doğru olmaz.

“Hakim’in bildirdiği hadis-i şerifte emir [âmir, başkan] ‘Ya Müslümanlığı bırakırsın veya öldürürüm’ derse, ‘Müslümanlığı bırakmamalı, [kesilmesi için] boynunu uzatmalı’ buyuruluyor.”

Kâfir olmaya zorlayan bir emire bile isyan etmeyi dinimiz caiz görmüyor. Halbuki kâfir olmayan bir emir, Müslüman’ı kâfir olmaya zorlamaz.

Âmir kötü diye yakınmak doğru değildir. Önce kendimize bakmamız gerekir. Acaba kendimiz iyi miyiz? Kendimizi düzeltirsek, âmirlerimiz de düzelir. Nitekim bir hadis-i şerifte (Siz nasılsanız, başınıza öyle âmirler geçer) buyuruluyor. O halde, ilk önce kendimizi ıslah etmeliyiz! Yönetilenler düzgün olursa, yönetenler de düzgün olur. Sen üç kağıtçı olursan, yöneticinin düzgün olmasını istemeye hakkın olur mu?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
HABERLER