banner112
banner54

Allah’ın takdir-i ve Nasip meselesi                                        
müslüm abacı Muhterem Kardeşlerim… Allahü Teâlâ hiç kimseyi nasipsiz, kâfir olarak yaratmamıştır. Allahü Teâlâ geçmiş ve gelecek her şeyi, ezelî ilmiyle bilir. Mesela, bir kâfirin ebedi kâfir kalıp kalmayacağını bilir. Olacak şeylerin nasıl olacağını bilir. Allahü Teâlâ da, insanların başlarına ne geleceğini bildiği için, bunları levh-i mahfuza yazmıştır. Allahü Teâlâ’nın, bazı kimselerin nasipsiz olacaklarını bildirmesi, onların, kendi arzularıyla küfür üzere kalmayı istedikleri ve iman etmek istemedikleri içindir. Yoksa bunların kâfir olması, Allahü Teâlâ’nın haber verdiği için değildir. Kur’an-ı Kerimde buyuruyor ki: “Nefse iyilik ve kötülük [isyan ve itaat kabiliyeti yani bunlardan birini seçme hakkı, irade-i cüziyye] veren Allahü Teâlâ’ya ant olsun ki, nefsini tezkiye eden, küfür ve isyandan temizleyen, kurtuldu. Nefsini bunlarda bırakan da, ziyan etti.” [Şems 7-10]   İnsan, irade-i cüziyyesini kullanmakta serbesttir, mecbur değildir. Yani irade-i cüziyye, iyiliğe kullanılırsa Allahü Teâlâ iyilik yaratır, kötülüğe kullanılırsa, kötülük yaratır. Kul irade-i cüziyyesini kullanıyor, Allahü Teâlâ da yaratıyor. (İrade-i cüziyye risalesi) Demek ki, iyilik isteyene iyilik veriyor, o nasipli oluyor. Kötülük isteyene kötülük veriyor, o da nasipsiz oluyor. Burada bir zorlama yoktur. Yani Allahü Teâlâ zorla günah işletmiyor, zorla Cehenneme atmıyor. Günah işleyenin suçu kaderine yüklemesi yanlıştır.   Takdir-i ilahi Efendim; Tedbir almak dinimizin emridir. Ancak tedbir alınsa da, alınmasa da, her şey takdir-i ilahi ile olur. Çürük bina yapılıp depremde yıkılırsa, sel yatağına ev yapılıp, evi sel alırsa, ormanda kebap yapmak için ateş yakılıp, ormanın yanmasına sebep olunursa, 150 kilometre süratle gidip kaza yapılırsa, bunların hepsi tedbirsizlik neticesinde olmuşsa da yine takdir-i ilahidir. “Falanca 150 kilometre hızla gidince kaza geçirecek” diye alnımıza yazılmış, yani kaderimiz olmuş, biz de onu görüyoruz. Tedbir almadığımız için günaha giriyoruz, o ayrı bir şeydir. Ama her şey takdir-i ilahi ile oluyor. Her olayı yaratan ancak Allah’tır. İki âyet-i kerime meali şöyledir: “Her şeyi yaratan Allah’tır.” [Zümer 62] “Sizi de, yaptığınız işleri de yaratan Allah’tır.” [Saffat 96]   Amentü’nün 6 şartından biri, Kaza ve kadere inanmaktır. Kader, takdir-i ilahi demektir. Mutezile kafalılar kaderi inkâr etse de, bir şey değişmez. Bir insanın intihar etmesi veya birinin diğerini alnında vurması birer takdir-i ilahidir. Suç işleyince takdir-i ilahi olmaktan çıkmaz. Takdir-i ilahi, insanların tedbirli veya tedbirsiz yapacağı her işi Allah bilir demektir. “Falanca kimse, tedbir almayacak, şu kazaya sebep olacaktır veya filanca, kasten şu suçu yahut şu günahı işleyecektir” diye alnımıza yazar. Buna kader veya takdir-i ilahi diyoruz. Suçu veya günahı işleten Allah değildir. Allah onun işleyeceğini bildiği için yazmıştır. Yani o yazdı diye bu olaylar olmuyor. Cahiller veya dinsizler takdir-i ilahiyi bilmedikleri için, “Bu bir takdir-i ilahidir” diyenleri tenkit edip, densizlik diyorlar. Allah’ın takdirini kabul edene densizlik demek dinsizlik olur.   İnsan bilmediği konuda konuşmamalı. Atalarımız, “Cahil cesur olur” buyuruyor. Yani “Düşünmeden konuşur, çam devirir” diyor. Din cahilleri de, yanlış sözler edip küfre girmekte çok cesurlar. Herkes haddini bilmeli, bilmediği konulara burnunu sokmamalıdır.   Allahu Teâlâ cümlemizi haddini bilen salih kullarından eylesin. (Amin)
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
HABERLER