Medeniyetler başkenti Şanlıurfa’mın kanayan o kadar çok yarası var ki yazmakla bitmez. Ama ben kısaca iki yaramıza değineceğim. Malum bugünlerde en çok konuşulan yaraların başında spordaki bir türlü yakalanamayan başarı ve kültür yozlaşması kanayan en büyük yaralarımızın başında gelmektedir.

    Öncelikle gençliğimizin en büyük yarası olan spor yaramızı masaya yatırıp neşteri vurmakla başlayalım.

Şanlıurfa’mızdan verilen bu kadar emek ve harcanan bu kadar efor ve enerjiye rağmen neden bir türlü başarı yakalanamamaktadır. Evet hemen hemen spor camiamızın spor adamları hep bu konudan mustaripler yerel medyamızın köşe yazıları makale ve manşetlerinde sürekli gündemi meşgul eden bu yaraya nasıl bir çözüm bulacağız büyük bir muamma ve soru işareti olarak önümüzde durmaktadır.

Bu başarısızlık paradoksunu aşmak için spor camiası ve mülki amirler konuşmaktan öteye bir adım atmalıdır. Öncelikle konusunda uzman olan spor adamları ve Urfa’mızın kanaat önderleri ve mülki amirlerinden oluşan bir spor komitesi acilen kurularak, kanayan bu yaraya neşter vurularak Başarı odaklı çalışmalara başlanması gerekmektedir.

Atalarımız boşuna dememiş lafla pilav gemisi yürümez diye biz kulis yaparak başarısızlığın dedikodusunu yaparak başarıya ulaşamayız artık çocuklarımız için gençlerimiz için bir an önce icraata geçmeliyiz. Pırlanta gibi gençlerimiz ve yeteneklerimiz avuçlarımızdan kayıp gitmektedir. Bunun vebali hepimizin boynunadır unutmayalım ki gençliğine yatırım yapmayan toplumların geleceği olmaz bu yüzden diyorum ki emeklerin heba olmaması ve gençlerin umutlarının katili olmamız için icraata geçmenin zamanı geldi geçiyor bile yazık nice yeteneklerimiz kaybolup gitti. Bu yüzden biran önce kent spor konseyi kurulup el ele gönül gönülle neşter olarak bu kangren olan yaraya neşter vuralım.

      Can Urfa’mın kanayan ikinci yarasını masaya yatırmak gerekirse gazellerimizle hoyratlarımızla ruh bulan ve dünden bugüne ustadan çırağa devredile edile bugüne kadar gelen sıra gecelerimizin katledilmesidir. 

Sıra gecelerimizin o mistik Urfa’ya ve Güneydoğu’ya has ruhu da öldürülmektedir. Bugün Urfa’mızın birçok köşesinde konuk evlerinde sözüm ona sıra gecesi düzenlenmekte. Urfa’mıza dışarıdan gelen yerli ve yabancı turistlere kendi öz eserlerimizle gazellerimiz, hoyratlarımızla sıra gecesi icra etmemiz gerekirken maalesef bir çok mekanda sıra gecesi ruhundan uzak eserler seslendirilmektedir oysa sıra gecesinin kendine has bir ruhu vardır . 

           Sıra gecesi demek asbap gecesi veya gazino kültürü değildir evet yanlış anlaşılmasın elbette her eser bir hazinedir ama her ortamın ve her platformun ruhuna uygun olmalıdır.

Sıra geceleri Urfa ruhunun ve ecdadın bir mirasıdır biz bu mirasa sahip çıkmak adına bu kanayan yaraya neşter vurmak adına yetkili mercilerden bir an önce bir standarttın getirilmesi gerektiğinin aciliyetini belirtmek isterim 

             O ruhumuzu okşayan nağmelere sahip çıkalım sıra gecelerimizin orjinini yozlaştırmaya kimsenin hakkı yoktur.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mehmey arslan 2017-03-29 11:47:17

Yüreğine kalemine sağlik urfanin sorunlarina bu denli duyarli olman göğsümüzü kabartiyo

Misafir Avatar
veyselkaranikayan 2017-03-29 12:02:00 @Mehmey arslan

tşk ederim sayın mehmet arslan kardeşim şiarımız urfaya hizmet edene hizmetkalıktır urfaya bu kutsal topraklara ve insanlarına hizmet etmek ibadettir

Beğenmedim! (0)
Avatar
Nihat Açıkgöz 2017-03-29 15:45:21

Katılıyorum.Gelecek gençlerin ellerindedir.Gençlik yönlendirilmez ve iyileştirilmezse başarılı bir gelecek düşünülemez.