Bu haftaki yazımızda da önceki yazımızda olduğu gibi, Ahmet Şa’nın derin araştırmalarından faydalanarak Badıllı Aşireti’ndeki taziye geleneğine değineceğiz. Taziye kelimesi; ölen kimsenin yakınlarına başsağlığı dileme, taziyet (bkz. TDK) anlamlarına gelmektedir.

Her bölgenin birçok adet gelenek ve görenekleri arasında mutlaka farklılıklar vardır. İşte bu farklılıklardan birisi de tutulan taziyelerdir. Ortak olan husus taziye adabını bilmektir. Cenaze evinde, acıyı yakından yaşayan ev halkına nasıl davranılması gerektiğini insanların bilmeleri gerekir. Kayıp anında kendisini kimsesiz hisseden cenaze sahiplerinin yanında olmak en güzel davranış olmalı. Toplumumuzda çok güzel bir adet olan belki de yaşayınca farkına vardığımız taziyeye misafir ve yakınların gelmesi, acıyı paylaşması, yüreği yanan insanın en sıkıntılı gününde ona ilaçtan daha etkili olabilir.”[1]

    Günümüz taziyelerinde dikkatlerden kaçmayan bir durum var ki, o da; taziye yerlerinde bile ticaretten, iş hayatından, filancanın malından mülkünden… Kısacası dünya hayatından bahsedilmektedir. Bu da mevtaya ve yakınlarına en büyük saygısızlıktır. Oysaki birkaç dakika da olsa merhumun veya merhumenin ruhuna bir Fatiha okuyup mevta için Allah’tan rahmet dilemek gerektiğini düşünüyorum.

  “ Taziyeler, geçmişte olduğu gibi günümüzde de acıların paylaşıldığı, samimi ve içtenlikli beraberliklerin temsilleri olmuşlardır. Daha önce Badıllı Aşireti çoğunlukla kırsal köylerde yaşadığı için taziyeler de köylerde yapılırdı. Rahmete kavuşan kişinin naşı aile fertleri tarafında yıkanır, kefenlenir ve tabuta konulup aile büyüklerinin daha önce gömülü olduğu mezarlığa defnetmek için götürülürdü. Bu mezarlıklar Hamurkesen köyü Şeyhzeliha köyü Yedikuyu köyü ve Ağızhan köyü aile mezarlıklarıydı. Naaş defnedildikten sonra yaz ayı ise siyah kıl çadırlarda kışın ise köy odasında taziyeler kabul edilirdi. Külaflı köyünden Hacı Fuat amcanın, Hamurkesen köyünden Hac ı Sinan, Başöğren köyünden Mehmetoğlu Salih ve Hacı Osman, Cemal köyünden Müslüm Karadağ Haramibırc köyünde Hac Ali Şah söylediklerini ve şahit olduklarımı aktarıyorum. Yazın kıl çadırın altında oturulur misafirler karşılanırdı. Gelen misafirler saygıdan köye yetişmeden atlardan iner ve yürüyerek kıl çadıra doğru gelirlerdi. Misafirlerin geldiğini gören aile fertleri kalkar, onlara doğru gider ve onları karşılardı. Çadırda oturan misafirlere mırra ikram edilir ardından kokular dağıtır, salâvat çekilir ve rahmetlinin ruhuna aşir okunup Fatihalar verildikten sonra misafirler kalkardı. İlk gün taziye evinin sahibi tarafından BERĞOR (ölü için kesilen adak) kesilir ve yemekler yapılırdı. Taziye süresi boyunca taziye yemeği köydeki kadınlar tarafından yapılır köy halkı ve misafirlere ikram edilirdi. Taziyeler en az on gün bazen üç ayı bulurdu. Taziye süresi boyunca tıraş olunmaz, radyo dinlenmez ve televizyon izlenmezdi.  Uzun süre boyunca o köyde düğün yapılmazdı. Taziyelere genelde yiyecek ve hediyeler götürülürdü.(şeker, yağ, koç, koyun, pirinç vb. hediyeler ) Taziyenin son günü Mevlit okunur ve çevredeki herkes davet edilirdi. Mevlitte yemek ve helva yapılır ve misafirlere ikram edilirdi.



Mevlitten sonra ölen kadınsa çocukları tarafında köylüye sembolik bir hediye dağıtılır tekrardan helâlık istenirdi.(tuz, ip, iğne vb. )Ölümün kırkıncı gününde yine Kuran-ı Kerim okunur ve dualar edilirdi. Taziye bitikten sonra ölünün yakınları tarafından varsa borçları kapatılır, rahmetli olmadan önce belirlemiş olduğu İSKAT (Kişi ölmeden önce çocuklarına bağışta bulunmasını söylediği para veya hayvanlardan oluşan bağışa denir).Ölünün kendisine ait varsa eşyaları muhtaç kişilere bağışlanırdı… Günümüzde taziyeler genellikle şehir merkezlerindeki taziye evlerinde yapılmakta olup taziye sahipleri ve misafirlere birçok kolaylık sağlamaktadır.  Günümüzdeki taziyelerinde hediyeleşme kaldırılmıştır. Ayrıca taziyeler en fazla üç gün sürmektedir. Gelen misafirler taziye evinin kapısında ayakta karşılanır, mırra ve çay ikram edildikten sonra aşır okunur ve Fatihalar verildikten sonra misafirler kalkardı. Günümüzde nüfus yoğunluğundan dolayı bütün köylerde birer aile mezarı bulunmakta olup ölüler kendi yaşadıkları yerlere defnedilmektedir.”[2]

    Taziyeler için sizlere naçizane bir tavsiyem: ” Taziye ziyaretlerini gösteriş için değil, Allah rızası için yapınız.” …  Vesselam…


[1] VAROL, Nurhayat, Anadolu’da Taziye Geleneği, 2013.

[2] Adem ŞA



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
İsmail değerli 2018-02-26 12:37:21

Şimdiki taziyelerde ise milletin elinde telefon döşmüyor

Avatar
A.kadir karadağ 2018-02-26 13:28:13

Ellerine sağlik ihsan çok önemli bir konu elle almışsın... bizim. Manevi değerlerimizden en önemli olan bir konu... ıyi çalışmalar

Avatar
Şükrü değerli 2018-02-26 19:35:25

Önemli bir konu teşekürler

Avatar
Yusuf 2018-02-27 00:11:44

Güzel bir yazı ağzına sağlık

Avatar
osman Akar 2018-02-27 08:33:47

inşalah gelenek ve Göreneklerimize sahip çıkarız
çünkü insanlık artık çok başka bir boyuta