Sürekli insanları değerlendirip duruyoruz.  Yakınlarımızı başta olmak üzere, siyasetçileri, belediye başkanlarını, kamu yöneticilerini, sağlıkçıları, eğitimcileri, esnafı… Ancak eleştiririrken bütünüde dikkate alıp, amacımızı ve doğacak sonuçları da hesap etmeliyiz.

Sorgulamak, gerçeğin anahtarı olarak değerli ve elzemdir ancak eleştirmek sorgulanmış, analizi yapılmış bir sonucun değerlendirilmesi ile olmalıdır. Bu ikisini karıştırıyoruz çoğu zaman. Genellikle sorgulama ve analizlerimiz olmadan yaptığımız eleştiri ki bazen suçlama iftiraya veya boş bir lakırdıya dönüştürür sözlerimizi.

Sorun şu; İlk olarak insanların farklılıklarına mı tahammülümüz yok, yoksa düzelmesini istediğiniz bir konu mu var? Bu ayrımı netleştirdikten sonra şu söylenebilir; Akıllı insanlar insanlardan çok olayları konuşmalıdır.

        Eleştirilirken duygusallığımızın yanı sıra çoğunlukla bilgi kaynaklarımız olmadan eleştiriyoruz. Ağzımıza geldiği anda eleştiriyoruz. Muhatabımız yokken rahatlıkla eleştirebiliyoruz, bilgimiz ve belgemiz olmadığı halde eleştiriyoruz, olayın tüm ayaklarını hesaplamadan eleştiriyoruz, birilerine zarar verebileceğimizi hesap etmeden eleştiriyoruz. Oysa,

“Ey iman edenler! Size bir fasık bir haber getirirse, bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu araştırın.” (Hucurat 6) ayetiyle uyarıyor ya Yüce Allah inananları.

Eleştiri kültürümüzü geliştirecek bir eğitime ihtiyacımız olduğu kesin. Bu konu yeni müfredat sistemimizde değerlendirilmiştir inşallah. hedefe girmeyi istemeyenler hedefte olanı bombardıman etmeyi de severler. Mesela bir bina yöneticiliğini düşünelim. Kimse talip olmaz olmaz da bir iyi niyetli dayanamaz ve elini taşın altına koyduğu an taşın üstünde tepinmeler başlar taaki o fedakârlığı yapan kişi illallah diyene kadar.

Siyaset koltuğu özellikle çok zor bir koltuktur. Yükseklerde esen rüzgaralar bir hayli şiddetli olabilir. Eleştirilerin de en iyi değerlendirilmesi gereken konumdur ancak bu konuma gelecek eleştiriler de yine anlamlı ve delil üzere olmalıdır. Filancadan duyulan her tür lakırdı gerçek olmayabilir, zandır yani. Eğer eleştirdiğimiz siyasetse demokrasiye de inanmalıyız. Sorunun çözümüne odaklanmalıyız.

“Ey iman edenler! Zannın çoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin...” Hucurat 12

Kaliteli kültürler kaliteli yaşamların ürünüdür. Kaliteli bir yaşamı da bilgiye, üretime, başarıya değer veren, tartışabilen ama öfkesine de hakim olabilen erdemli insanlar inşa edebilecektir…

“...Bir topluluk kendisini değiştirmedikçe ALLAH onların durumunu değiştirmez.…” (Rad 11)

Toplumlar sosyal çöküşlerine karşılık helaklerini fiziksel afetlerde değil sosyal afetlerde görürler…

Saygılarımla…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.