Türkiye geneli ne durumdadır tam olarak tespit edemesem de Urfa’da çok hızlı gelişmeler gösteren bir konu dikkatimi çekiyor son günlerde. İki bina ara ile açılan ilk – orta - lise bazında etüt ve öğretim merkezleri inşallah il bazında genel başarımızı arttıracaktır.

Milli Eğitim Bakanlığı ödev vermeme gibi kaynak aldırmama gibi tedbirler peşine düşmüşken öğrencilere okuldaki ders saatlerine artı olarak saatlerce ders ve kurslar düzenlenmeye başlandı. Bu durum maalesef ki ölçme değerlendirme sistemlerimizdeki karşılıklarını da sorgulama ihtiyacı doğuruyor.

Çoğu ilkokul nerdeyse birinci sınıftan itibaren ayda bir denemeler yapmaya başlamışken. Devletin verdiği kaynaklar yetersiz görülüp set üstüne setler dizilmişken. Öğrencilerin başarısını % yüz anlamda soru çözmek miktarı kriterlerine endekslemeye devam etmekteyken, neyi eleştireceğimizi bilemeyeceğimiz bir handikaplar kuyusuna düştükçe düşer olduk.

İlk olarak bu etüt ve öğretim merkezlerinin daha iyi hizmet verebilmeleri ve denetlenebilmeleri adına bir standarda konulması gerektiği kanısındayım. Teneffüsünü beş altı metrelik bir koridorda yapmak zorunda kalan binaların altında küçücük sınıflara sıkışması pekte eğlenceli sayılamaz. Ülkemize türlü zararları olan Feto’nun dershaneciliği de bitirmesiyle şehirlerde sayılı olan profesyonel dershanecilik sistemi yerini onlarca belki yüzlerle ifade edilebilecek sayılardaki merkezlere devretti yerini. Bunların birleşip organize bir yapıda olmasının daha iyi katkılara vesile olacağı kanısındayım.

Velakin aktif durumda olan bu kurumlarda her şeye rağmen ailesini geçindirme kaygısında olan arkadaşların haklarının korunması adına kadrolu arkadaşların yerine atanamamış öğretmen arkadaşların geçimlerini ekonomik açıdan sürekli ve yeterli bir miktara ulaşacak şekilde düzenlenmesinin daha doğru olacağı kanısındayım.

Ve de bazı kadrolu arkadaşların bir zamanlar devlet hastanelerindeki doktorların özelime gel ki görem demesi gibi onlarında özele teşvik etmesi, devletin bunca maddi yatırımlarının fatih projesiyle, derslik sayıları ve kitap vb desteklerine hatta hafta sonu destekleyici kurslarına rağmen, haksızlık sayılmaz mı?

Maalesef ki bazı çocukların devletin hafta sonu kursu yerine özelde eksiğini tamamlamayı daha uygun görüyor olması yine bir şeylerin sorgulanması gerektirmez mi?..

Okullarımızdaki kurslar hakkında da birkaç şey söyleyebiliriz. Öncelikle öğrenciler hafta içi beraber olduğu öğretmenlerinin yerine çaprazlama ile farklı okullara gitmelerinin çok daha yararlı olacağını inanıyorum. Birde çocukların ve velilerin talepleri daha fazla önemsenmelidir. Mesela ben çocuğumun somut anlamda hafta sonu kurslarında bir müzik aleti çalmayı, sporda bir etkinliğe dâhil olmasını, mucitlik denemelerini veya münazarada etkinleşmesini isteyebilmeliyim. Kursları soluk benizli bu çehreden kurtarmak lazımdır diyebilirim.

Son olarak üretmeyi, sorgulamayı, kodlamayı, birlikte yaşayabilmeyi spor ve sanatı sevebilen, tüm canlılara değer verebilen erdemli bireyleri hedeflemeli toplumlar. Bunu öncelikle devlet okullarında fiziksel imkân ve taltif kriterlerini güncelleyerek yapmayı planlamalı ve başardığımızı ölçüp değerlendirmeliyiz. Özeldeki anlayışta da uygun eğitim koşulları oluşturulması hedeflenip kısa günün kârı hesaplanmamalıdır…

Güçlü toplumlar (her açıdan) güçlü bireylerden oluşur…

Saygılarımla…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.