Türkiye’de 3 gün önce bir askeri darbe girişimi oldu. En son 12 Eylül 1980 de olmuştu. 36 yıl önce bu darbeyi, bu gün 45 yaş ve üzeri insanlar hatırlamakta ve çok iyi bilmektedir. Ama yeni nesil yani bu gün için 45 yaşın altındakiler pek bilmezler. Peki askeri darbe ne demektir? Darbeler niçin olur? Nasıl ülkelerde olur? Kimler niçin yapar? Sizler için araştırdım. Bu gün meydanlara çıkan neslin çoğu darbenin ne olduğunu bilmiyor.
                  Ülkemizde olan darbelere baktığımızda; hükümetlerin başarısız olduğu, ülkede kargaşanın, kardeş kavgasının, hukuksuzluk, yolsuzluk ve haksızlıkların ya da keyfi idarelerin yaygınlaştığı durumlarda yönetimden memnun kalmayan askeri kuvvetlerin silah zoruyla, yönetime el koyması şeklinde gerçekleştiği görülmektedir. 2-3 Yıl bir ara yönetimden sonra tekrar seçimlerin yapılıp demokrasiye geçildiği, yasaların uygulandığı bir uygulama olarak karşımıza çıkıyor. 1960, 1971, 1980 yılında yapılan darbeler bu şekilde olmuştur. Türk silahlı Kuvvetleri Devlet düzeninin koruma ve kollama görevi anlayışıyla bunu yapmıştır.
                   Darbe yapan askeri yönetimler, sivil idareyi ve Anayasayı rafa kaldırarak içinde bulunulan olumsuz durumlara müdahale eder, bir süre idare eder, sonradan yeni bir Anayasa çıkararak, demokratik seçim sistemine geçişi kendi istekleri ile sağlarlar. Demokratik parlamenter sistemi sekteye uğrattıklarından, mevcut kanunlar uygulanmayıp, darbe hukuku uygulamaları yapıldığından, bu ara dönemlerde çok haksızlıklar olur. Bu yüzden en kötü sivil idare askeri darbe idaresinden iyidir. Bazen destekçileri de artar. 1982 Anayasası %92 oyla kabul edilmiş ve Kenan Evren %92 oyla Cumhurbaşkanı seçilmişti.
                 Darbeye, demokratik parlamenter sistem kilitlendiğinde, ülkede kargaşa, terör yaygınlaştığında başvurulur. Demokrasiyi kesintiye uğratsa da demokrasi için yapıldığı söylenir. Bazı ülkelerde ise yönetim heveslisi askerlerin yönetime el koyarak, kendileri ölene kadar iktidarda kalırlar. Bu tür darbeler daha kötü darbelerdir. Farklılığa hayat hakkı tanımazlar.
                Avrupa ülkelerine baktığımızda askeri darbenin, en az 100 yıldır olmadığını görürüz. Ama bizim gibi Ortadoğu ve Afrika ülkelerinde her 10 yılda bir darbe olur. Darbelerin olduğu ülkelerde; modern bir demokrasinin uygulanmadığı görülürken, darbe yapanlar da demokrasi getireceğini taahhüt ederler. Bunu eksik de olsa yerine getirirler.
               Yalnız 3 gün önce yapılan darbe girişimi diğerlerinden daha farklıdır. TSK topyekûn değil, TSK de bulunan farklı bir grubun hükümete karşı ama onun kötü idaresinden çok başka nedenlerle darbe girişimi yapılmıştır. Zaten bu yüzden başarıya ulaşmamıştır.
               Ülkemizde olan darbeleri önlemek için ülkede; hukukun ve özgürlüklerin dil, din, ırk farklılığı olmadan sağlandığı, farklılıklara saygı duyulduğu, keyfi uygulamaların olmadığı, seçimlerin; adil ve herkese eşit imkânlar sunan bir şekilde sağlandığı, kanun önünde herkesin eşit tutulduğu bir demokrasiyi, gerçekleştirmemiz gerekir. Bunu sağlayamayan ülkelerin ekonomisi de gelişmez, demokrasisi de oturmaz. Bunun için Avrupa standartlarında bir demokrasiyi önce halkın araştırıp öğrenmesi, bilinçlenmesi ve onu isteyerek kendisi kurması ve ona sahip çıkması ile olur. PLATON milattan önce 400-350 yıllarda
“Demokrasinin esas prensibi, halkın egemenliğidir. Ama milletin kendini yönetecekleri iyi seçebilmesi için, yetişkin ve iyi eğitim görmüş olması şarttır. Eğer bu sağlanamazsa demokrasi, otokrasiye geçebilir” uyarısında bulunmuştur.
             Ne yazık ki bu günkü şartlarda, daha dün meydanlara çıkan insanların %90 dan fazlasının gerçek bir demokrasinin gereklerinden haberi yoktur. Ama meydanlara demokrasi yi koruduğunu zannederek gidiyor. Bu gidiş, ülkede iyi işleyen bir demokrasi olduğu ve korunması için değil, oy verdiği bir iktidarın çağrısı için gidiyor. Büyük çoğunluğu yasal haklarını, aramayı ve istemeyi bilmiyor. Kendisinin demokrasi deki görev ve sorumluluklarının farkında değil ya da özgürlüklerinin bilincinde değil. Kimse çağırmadan kendi değerlendirmesi ile meydana çıkma bilinci olması gerekir.
             Adı her ne kadar demokrasi olsa da; ülkede yaşayan her bireyin özgürlüklerinin sınırlanmadığı, ülkede huzur içinde haksızlığa uğramadan yaşaması halinde demokrasiden bahsedilebilir. Ne yazık ki bırakın vatandaşı, ülkeyi yönetenlerin bile hukukun, askerin, kamu kurumlarının bazı yapılarca ele geçirildiğini söylüyorsa o ülkede demokrasi yok demektir. Kaldı ki bu yapıyı kendi oluşturmuş ise durum daha da vahim.
             O halde darbeler olmaması için, gerçek bir demokrasinin kurulması ve yaşaması konusunda bireylere iş düşmektedir. Bireyler demokrasinin ne demek olduğunu ve nasıl sağlanacağını okuyarak araştırarak öğrenmeli. Bu kurallara önce birey kendisi uymalı ve karşıya da iyilikle usanmadan öğretmeli ve demokrasinin kurallarını uygulamalı ve başkasından da bunları istemeli. Böylece halk demokrasiyi öğrenir ve faydalarını gördükçe sahip çıkar. Gerçek demokrasilerde lidere gerek yok. Partiler, fikirler önemlidir. Lider değişse de ülke demokrasisi kendini koruyacaktır. Din ile Devlet, siyaset ve ticaret işlerini birbirinden ayırmalıyız. İnanç özgürlüğüne inanmalıyız. Öğrendiğimiz demokratik kuralları biz uygulamalı ve başkasından da aramalıyız.
              Bir ülkede ne kadar çok darbe oluyorsa; bu durum o ülke insanlarının, ne kadar bilgisiz, bilinçsiz, okumayan, araştırmayan, düşünmeyen, mukayese etmeyen, daha iyisini isteme cesaretini gösteremeyen ve hep başkalarının fikirlerine uyan, kendisine ait bir fikri olmayan ve böyle olduğu için yönetimde haksızlık ve hukuksuzlukların görüldüğü, özgürlüklerin kısıldığı bir toplum olduğumuzu gösterir.
              Kur’an’ın ilk ayetinde oku denilmesine rağmen, maalesef biz kur’an’ı bile anlayarak okumuyoruz. Dinimizi Kur’an’dan okuyarak değil, kulaktan dolma bilgilerle başkasından öğreniyoruz. Demokrasimiz de Avrupa’dan ithal olup, içeriğini bilmediğimiz gibi bildiğimizi de uygulamadığımızdan, sahiplenmediğimizden ortaya adı demokrasi olan ama ilgisi olmayan bir sistemle yönetiliyoruz.
              Hadi öyle ise darbelere karşı çıkalım. Nasıl mı? Gerçek demokrasileri araştırarak, öğrenerek, uygulayarak, öğreterek ve sahip çıkarak. Haydi, şimdi okuma araştırma zamanı..!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.