banner54

Topçu Meydanında tecavüz ve istismarlara defli, düdüklü tepki

Topçu Meydanında Valilik yasağına rağmen özel inisiyatif uygulanarak basın açıklamasına izin verilmesinin ardından bir araya gelen Yaşam Evi, İHD, Alevi Kültür Derneği, Eğitimsen, BES, SES, TMMOB, DBP, EMEP, HDP, Rıha Ekoloji Meclisinden Kadın STK temsilcileri def çaldı, şarkı söyledi, düdük çaldı. Eylem ve Basın açıklamasına HDP Şanlıurfa Milletvekili Dilek Öcalan’da destek verirken güvenlik güçleri bölgede geniş önlem aldı.

 Burada ilk olarak basın açıklamasını okuyan Eğitimsen Kadın Sekreteri Hazal Kaçar; “ İstismarı evlilik kurumu altında akladığınız 479 sayfalık raporunuzu kabul etmiyoruz. 14 Ocakta kurulan 'Aile Bütünlüğünü Olumsuz Etkileyen Unsurlar ile Boşanma Olaylarının Araştırılması ve Aile Kurumunun Güçlendirilmesi için Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi amacıyla Meclis Araştırması Komisyonunun kuruluş amacından kullandığı usullere göre kadınları ve çocukları y-ok saydığını. haklarını gasp ettiğini bir kez daha görmekteyiz.

 Komisyonun, çalıştığı süre boyunca gerçekleştirdiği 20 toplantıda sadece 70 kişi dinlenmiş, kadın ile çocuklara karşı şiddet görmezden gelinmiş ve aile bütünlüğünü etkileyen unsurlar içerisinde bir alt başlık olarak, 479 sayfalık ana rapor taslağında sadece 1 sayfa olarak yer bulabilmiştir. Ceza. Kanunu, Medeni Kanun ve 6284 sayılı Şiddet Önleme Kanunu'nda yapılması istenen değişiklikler de:  Çocukların, istismarcılarıyla tecavüzcüleriyle evlendirilmesi; çocuk evliliğinin teşviki. Boşanma ve kadına karşı şiddet "özel alan” kabul edilerek devletin sorumluluk alanı dışına çıkartılmaya çalışılıyor,

Hem şiddet başvurularında hem de boşanma davalarında arabuluculuk ve uzlaşma uygulanması.  Şiddete maruz kalan kadınların mesai saatlerinde karakollara başvurmasının önünün kesilmesi,  Şiddete karşı koruma kararları için delil veya belge aranması, tedbir süresinin kısaltılması, Aile hukukuyla ilgili tüm duruşmaların gizli yapılması, Boşanmanın zorlaştırılması, Kadının nafaka hakkının süreye bağlanması. Mal paylaşımında dava açma süresinin kısaltılması, Eşin ölümünde, kadının mal rejiminden kaynaklı %50 payının verilmek istenmemesi, Aileye yönelik psikolojik rehberlik ve danışmanlık hizmetinin dini temele oturtulmak istenmesi yer alıyor.

Aslında: "Raporda, çocukların cinsel istismarının 'rızaya' dayalı olabileceği, ancak böyle de olsa suç olarak kalması gerektiği söylendikten sonra, tam tersi, yani istismarcının tecavüzcünün 5 yıl boyunca istismar/tecavüz ettiği çocukla 'sorunsuz' ve 'başarılı' bir evlilik sürdürmesi halinde denetimli serbestlikten yararlanması öneriliyor. Her iki tarafın da l 5 yaşın altında olması durumunda ise. Çocuk istismar'. Çocuk tecavüzü "şahsi cezasızlık' nedeni sayılıyor, yani suç olmaktan çıkarılıyor. Böylece ailelerin 15 yaş altı çocuklarını (şimdilik resmi nikahla olmasa bile) fiilen "evlendirmelerinin" yolunu açıyor." AKP iktidarı boyunca kadın yaşam alanları her geçen gün daralmaya devam etmiş, güvenli yaşam hakkı elinden alınmıştır. Kadın cinayetlerinin normalleştirilmeye çalışıldığı süreçlerden geçiyoruz. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı'nın bir kereden bir şey olmaz söylemi. Diyanet-in ensestin cinsel istismar vakalarının üstünü örtmek için verdiği vaazları unutmamışken, şimdi de kurulan bu komisyon ve istismarda bulundukları çocukla evlendikleri takdirde ceza almamalarını sağlayacak rapor tam da bu zihniyetin gösteresidir.

 479 sayfalık rapor, kadınların ve çocukların haklarını koruyan az sayıdaki kanunu da kadınların ve çocukların aleyhine sonuçlar yaratacak biçimde değiştirmeyi öneriyor. Kadın cinayetleri ve çocuk istismarları ile her geçen gün artan taciz ve tecavüzü görmezden gelen bu zihniyet şimdi de çocukların tecavüzcüleriyle evlendirilmesi halinde suçu ve suçluyu görmezden gelmemizi bekliyor. 2016 yılının ilk dört ayında 115 kadın cinayeti yaşanmış, 2002 yılından bugüne kadar çocuk istismarında %434'lük artış yaşanmış, cinsel tacizde ise %439'Iuk bir artış yaşanmıştır. Tüm bu gerçekler, mücadelenin nasıl hayati bir önemi olduğunu bir kez daha biz kadınlara gösteriyor. Biz kadınlar olarak, yürüttüğümüz kadın özgürlük mücadelesi ile kadına yönelik şiddet, taciz, tecavüz ve çocuk istismarı vakalarının üstünün kapatılmasına ve normalleştirilmesine karşı sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz. İktidar tarafından yaşam hakkı elinden alınan kadınlar ve çocuklar için mücadelemizi yükselteceğiz” dedi.

Basın açıklamasına ve eylemine destek amaçlı gelen HDP Şanlıurfa Milletvekili Dilek Öcalan ise; “Şuan Türkiye siyaseti açısından bakacak olursak ve bugün bahsettiğimiz çocuk istismarı temel alınırsa birçok alanda şuan halk istismar ediliyor, halk yok sayılıyor ve bir şekilde zulme tabi tutuluyor. Sadece ülkenin geleceğini belirleyen, bizlerin hepinizin geleceğini belirleyen temel amacımız, temel istikrar sağlayıcı gücümüz çocuklarımızdır. Çocuklarımıza yönelik yapılan bu tür istismarlara göz yummak, bu tür istismarların üzerini kapatmak elbette ki, hiç kimseye yakışmayan bir durumdur. Bugün Türkiye’de uygulanan bu yasaları, geçirilmeye çalışılan bu yasaların geçerlilik boyutu halk neslinde hiçbir yeri yoktur ama şuan hükümet çoğunluğa dayanarak aslında sayısal çoğunluğuna dayanarak insanlar hakkında karar verebilmeyi, aile bütünlüğünü sağlama adı altında karar verme yetkisine ne yazık ki, sahiptir. Bu karar yetkisinin belirttiğimiz gibi hiçbir geçerliliği halk neslinde olmayacaktır ve yaşanan bu ihlallere bu ihmallere göz yumulmaması gerekiyor. Geleceği belirleyen çocukların, bu şekilde istismar edilmesine ve razı kalınmasına asla biz göz yummayacağız. Başta kadınlar bu sürecin takipçisi, bu politikaların karşısında duracaktır. Hiçbir şekilde bu politikaları kabul etmeyecek ve gerektiği yerde çocukların hakkını savunacak ve kadınların haklarının savunucusu olacağız. Bu yasalar hiçbir şekilde geçmesine ortam hazırlanmaması içinde biz yetkililerden ve çeşitli kurumlardan bu konuda bu yasanın antidemokratik olduğunu, hukuksuz olduğunu, ahlaki olmadığını da belirtmek istiyoruz. AKP iktidarı boyunca, hükümeti sürecince temel amaç aslında kadının sosyal yaşamı değil, ekonomik yaşamı değil, tamamen evlilik adı altında kadını eve hapis eden, kadının birçok hakkını yok sayan politikalar güttüğünü hepimiz her gün medyadan görebiliyoruz. Birçok konuda kadının emeğinin yok sayıldığı, kadının kendi talebinin yok sayıldığı birçok örneğine de şahit oluyoruz. 3 Çocuk doğurup evinde hapis olma vaatleriyle aslında kadılara verilen mesaj, hiçbir şekilde toplumda söz sahibinin olmaması ve olan biten her şeye göz yumması reva görülüyor. Bunu kadın hareketleri hiçbir şekilde kabul etmediklerini her türlü alanlarda, her gün meydanlarda bir kez daha gösteriyor. Kadınların aslında yerinin ev olmadığı, kadının siyasette, toplumda ve toplumun yarısını oluşturan bireylerin olması itibariyle her alanda olması demokrasi açısında, siyaset açısından her açıdan uygun olması gerek de aslında odur. Geçtiğimiz günlerde HDP’ den oluşan bir heyetin Nizip kamplarına alınmamasının nedenini açıkçası merak ediyoruz. Orada neler yaşanıyor? Neler gizlenmek isteniyor? Çocuklara yönelik yapılan bu istismarı bu gayri ahlaki kurumların daha ne kadar gizlene bilineceğini açıkçası biz tahmin edemiyoruz. Eğer bu böyle gizlenmeye devam ederse Türkiye açısında tarihe kirli bir not olarak düşecektir” diyerek konuşmasına son verdi.

 Grup yapılan basın açıklamasının ardından alkışlarla dağıldı.

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
HABERLER