Günümüzde çok değer kazanan “ARTIK” sözcüğü ne anlama gelir, niçin önemlidir bunları araştırıp bir yazı konusu ettim. ARTIK sözcüğü ilk anlamıyla; yenilip içildikten ve kullanıldıktan sonra kalan nesne parçacığıdır. Genellikle bir nesnenin, bir paranın kullanılması ve harcanması sonunda kalan kısmına artık deriz. Yemek artığı, kumaş artığı gibi. 
Bir kabın dibinde kalıp kurumuş cisimleri de bu kelime ile ifade ederiz. Bir diğer anlamı ise bundan sonra, bundan böyledir. Daha fazla anlamında da kullanılan artık kelimesi; bazen bir işe ayırdığımız zamandan artan zamanı da bu kelime ile ifade ederiz.  
Bir zamanlar insanlık, artıklarını doğaya gelişi güzel atıyordu. Yemeğin artanını, bir meyve ve sebzenin artığını; sokağa atardık. Günümüzde nüfusun artması, teknolojinin gelişmesi ve toplumun bilinçlenmesi sonucunda hemen hiçbir şeyin artığı, sokağa atılmaz hale geldi. Kimi artıklardan artı değer ya da geri kazanım elde edildiği için geri toplanmaya başlanmıştır. Şehirleşmenin, teknolojinin ve toplu yaşamın gelişmesi, artıkların topluma zarar verir hale gelmesi de bu artıkların toplanmasına diğer bir sebeptir. 
Artık diye attığımız şeyler, bir başkasının ihtiyacı haline geldi. Mesela bir fabrikanın üretim artığı, bir başka fabrikanın hammaddesi olmaktadır. Aslında tabiatta hemen hiçbir şey yok olmamaktadır. Bir un fabrikasının artığı olan kepek, bir yem fabrikasının hammaddesidir. Bir çırçır fabrikasının artığı olan çiğit, yağ fabrikasının ana hammaddesi, yağ fabrikasının çiğitten oluşan artık küspeleri ise bir yem fabrikasının hammaddesidir. Bir et işletmesinin artığı olan kemik ve yağ artıkları ile bir zeytinyağı fabrikasının prina artıkları bir sabun fabrikasının hammaddesi olabilmektedir.
Günümüzde çevreyi temizleme ve koruma adına toplanan tıbbi atıklar, evsel çöp atıkları (kağıt,,cam,metal,plastik gibi) sınıflandırılarak geri dönüşüm yoluyla yeniden ekonomiye kazandırılmakta ve çöp olarak dünyamızı kirletmesi önlenmeye çalışılmaktadır. Düşünün ki son 10 yıldır tüm poşet ve plastik su şişelerini toplamasaydık herhalde tüm ülke plastikle kaplanmış olurdu. Geri döndürülemeyen meyve, yemek, sebze artıklarının atıldığı çöp toplama yerlerinde oluşan metan gazından; bu gün için elektrik üretilmektedir.
Artıklar bazen israfında boyutlarını göstermektedir. Evde yemeği fazla pişirip bayatladığı için döken, tabağına fazla aldığı ya da birkaç çeşit yemeği birlikte yiyip artık ettikten sonra çöpe döken insanların çok olduğu bir ülke olmaya başladık. Unutmayalım bu yemek artıklarının başkalarının hayali olan yemekler. Bizim beğenmeyip, attığımız eski ayakkabı, giyecek bir başkasının eski de olsa ihtiyacı ve hayalidir. Öncelikle yeteri kadar yemek pişirmek, yiyeceğimiz kadar tabağımıza almamız ve çok fazla çeşit yemek varsa, ortaya az konan yemekleri tabağımıza kaşıkla alarak tüketmemiz gerekir. Artık haline sokup, çöpe gitmesini önlemeliyiz. Eğer fazla bir yiyecek oluşmuş ise bunları ihtiyaç sahibi kişi ve kurumlara ulaştırmamız lazım. 
Kısacası, öncelikle artıkları yaratmamak için çaba göstermemiz lazım. Mutlaka artık çıkıyorsa onları düzenli koruyarak yemekse ihtiyaç sahiplerine, diğer artıkları ise toplayıcılarına bozmadan, ıslatmadan ve mümkünse karıştırmadan teslim etmemiz aile ve ülke ekonomimize katkı sağlamış ve çevreyi temiz tutmuş oluruz.
Son bir şey de; insan ömrünün kısa olduğunu bilerek, boş zamanlarımızdan, düzenli ve planlı çalışarak iş zamanlarımızdan ve fazla ve yersiz uyku ve diğer şeylerden yaratacağımız artık zamanlarda; bir çok şey daha yapabiliriz. İnsanın verimli çalıştığı zamanın sekiz saat olduğunu düşünürsek, uykudan bir saat, diğer şeylerden bir saat zaman yarattığımızda günde iki saat fazla zaman bize eski iş zamanımıza göre yüzde yirmi beş daha fazla iş yapma fırsatı verir. 40 yıllık çalışma hayatımıza 10 yıl eklemiş oluruz. Planlı olan iki saat çalışmada, neler yapılmaz ki? Bazen bir saniye bile birkaç hayatı kurtarmaya yetmektedir. Başarılı insanları incelediğimizde hepsinin düzenli ve çok çalıştıklarını görürüz. 
Kişi olarak, şirket olarak, şehir olarak, ülke olarak az, verimsiz, plansız programsız ve işimize aklımızı katarak çalışmaz isek diğer kişi ve toplumlardan geri kalırız. Üreten değil, hep tüketen ve başka kişi ve toplumlara bağlı oluruz. Bizi onlar yönetirler unutmayın. İyi çalışmalar...!                
 
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.